Ancak sektörün deneyimli isimleri, bu tekliflerin "altın tepside sunulan bir fırsat" olmadığını, aksine şirketlerin kar marjını korumaya yönelik bir hamle olabileceğini belirtiyor. Elektrik üretim maliyetlerinin küresel piyasalarda gevşemeye başladığı bir dönemde fiyat sabitlemenin, tüketiciyi yüksek maliyete mahkum edebileceği dile getiriliyor.
Üçlü Kriter Faturaları Belirliyor
Yüksek tüketimli aboneler için faturayı belirleyen üç ana unsur; PTF, YEKDEM maliyeti ve EPDK katsayısı olarak öne çıkıyor. Bu sistemde fatura her ay piyasadaki maliyetlere göre yeniden şekilleniyor. Dağıtım şirketleri, bu değişkenliğin kullanıcıda tedirginlik yarattığını savunarak "sabit ödeme" seçeneğini ön plana çıkarıyor. Ancak piyasa uzmanları, PTF verilerinin son aylarda beklentilerin altında kaldığını, dolayısıyla değişken tarifede kalan bir abonenin önümüzdeki aylarda çok daha düşük faturalar ödeme ihtimalinin yüksek olduğunu hatırlatıyor.
Abone Lehine Olmayan Bir Teklif
Enerji piyasası üzerine yaptığı araştırmalarla bilinen Olcay Aydilek, dağıtım şirketlerinin bu önerisinin aboneler için risk teşkil ettiğini savunuyor. Uzmanlara göre, elektrik fiyatlarının sabitlenmesi durumunda tüketici piyasadaki düşüşleri göremeyecek ve şirketlerin riskini kendi üzerine almış olacak. Eğer önümüzdeki süreçte enerji maliyetleri düşmeye devam ederse, sabit fiyatlı sözleşme imzalayan vatandaşlar, piyasa fiyatının çok üstünde ödeme yapmaya devam edecekler. Bu nedenle, enerji bir emtia olarak değerlendirilmeli ve maliyet odaklı değişken yapıda kalınmalı.