*Öyleyse, bütün bu iyilik ve güzellikleri Müslümanların yapması gerekmez mi? Peki; bilim, teknoloji, sağlık, sanat, adalet ve insan haklarındaki güzellikleri niçin biz değil de Yahudi ve Hıristiyanlar yapıyor? Onlar birlik ve barış içinde çalışırken biz niçin sürekli birbirimizle uğraşıyoruz? Yoksa bizim dinimiz doğru din değil mi? “Ne demek olur mu bizim dinimiz İslâm, tabii ki tek din ve doğru din diyorsanız o zaman kendimize sormamız gerekmiyor mu? Niçin her halimizle dinimizi yalanlıyoruz? Niçin gerçek Dini yaşamıyoruz ya da yaşatılmıyor.? Neden İslâm bu kadar çok hurafelere boğulmuş?
*NEDEN ? Bizim gibi ülkelerde siyasetin girdiği yerden akıl, mantık, basiret, feraset, ahlâk, vicdan ve iman çıkıp gidiyor, geriye sadece hırs, öfke, kin, nefret ve düşmanlık kalıyor!..
Din "insan için" gönderilmiştir! Dinidarlar ise insan "din için" gönderilmiştir zannediyorlar! Din "insanı korumak ve mutlu etmek" için gönderilmişken dinidarlar NEDEN "dini korumaya ve dini mutlu etmeye" çalışıyorlar!..
Şu ateşe dayanıklı kefen üreten din bezirganları neden üşüyen çocuklara sıcak tutan elbiseler üretemiyor ?
Her gün onlarca cenazeye rağmen, sönen onca ocağa rağmen, dağlanan onca yüreğe rağmen bu kanın durması ; huzur ve sükunetin gelmesi, barışın tesis edilmesi adına ; ASIL ADI BARIŞ OLAN VE KENDİNİ BU DİNİN TEMSİLCİSİ SANAN ne Diyanet, ne herhangi bir cemaat , ne bu amaçla kurulan STK lardan ve ne de herhangi bir tarikattan neden bir ses çıkmaz?
NEDEN ? İslâm “gönül kazanma” diniyken “haşlama ve dışlama” dinine dönüştürüldü! “Gönül alması” gereken İslâm, korku saldı! Sevdirme dini “Haddini bildirme ve sindirme” dini oldu! “Sevgi gösterisi” olması gereken din “Gövde gösterisi” oldu ve din olmakla hiçbir ilgisi kalmadı!..
Tamam kardeş şeyhinin bir anda bir yerden diğer bir yere uçtuğunu aynı anda birkaç yerde olabileceğini söylüyorsun da, Hz. Muhammed (s.a.v) neden Mekke’den Medine’ye giderken mağarada üç gün saklandı bir yere uçamadı!? Neden Hz. Musa suda yürüyemedi denizin yarılmasını bekledi ya da Yakup Peygamber neden bir anda oğlu Yusuf’un yanına, kuyuya gidemedi?
Ku'ran denilince dindarların aklına Allah'ın insanlığa mesajı ya da bize sunduğu hayat tarzı değil, ölü kitabı, mezar kitabı, mevlit kitabı ya da dua kitabı akla geliyorsa!
Hatta Kur'an denilince akla ahenkli biçimde okunan ve mest olunan bir şiir veya şarkı akla geliyorsa! Kuran'ın ilahi bir mesaj ve yasa kitabı olduğunu bilen ilahiyatçılar ve tarikatlar ise O'nu uygulamaktan çok; O'nun üzerinden bir paye ve konum kazanma yoluna gitmişlerse!
Neticede on dört asırdan beri Kuran'ın ne olduğuna karar verememiş bir Müslümanlık Yaratan'ı zerre kadar önemsemeyen O'na inanmayan ama inanıyormuş gibi yapan bir gruptan başka bir şey değilse!
NEDEN ve KİMDEN ŞİKAYETÇİYİZ ?
Evliyalar, ermişler vs, için anlatılan kerametlerin Kur’an’da anlatılan peygamber kıssalarının bilmem kaç katı olduğunu düşündünüz mü ? Kalabalıklarıyla övünen bir “sürü” taraftarı var diye sevinen cemaatlerin ve tarikatların kan ağlayan İslâm coğrafyasına koştuklarını gördünüz mü ? Veya onları kurtarmaya gelen evliyaların neden hapishanelerde mahkûm edilen ve tecavüze uğrayan Müslümanları kurtarmaya girmiyorlar ?
İslâmi zihin, bilgi ister, evrensel bakış ister, bağımsız düşünme yeteneği ister ve en önemlisi de biraz da bunları elde ettirecek akıl ister. Ezberi olan, Bir fikre körü körüne bağlı olan, geleneksel anlayışından ödün vermeye yanaşmayan, geleceği yorumlamaktan korkan, yaşadığı olumsuzlukların nedenini arama zahmetine girmeyen, kendi öğretisinin dışında bir yorum getirenleri lanetleyen ve aşağılayan, öğretisindeki kusurları örtmek için, bin bir bahane uydurmayı adet haline getirenlerin, "Her şeyimiz iyi de biz ve bizim gibi olanlar niye böyleyiz?" sorusunu kendine bir defa bile sormamış olanlar ve bu bağlamda neden-sonuç ilişkisini yaşam tarzı olarak benimseyemeyenler bu davetimizin muhatabı değillerdir.
TÜRKİYE İLAHİYATÇILAR BİRLİĞİ.
Evet değerli okur, Birliğin dile getirdiği ifadeler bunlar. Karar sizin.
SON SÖZ: ‘’ KUL İLE RABBİM ARASINA BEN BİLE GİREMEM.’’ *Hz. Muhammed*