Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi, yargıdan gelen kritik ‘mutlak butlan’ kararı sonrasında son yılların en hareketli saatlerini yaşıyor. Kararın hemen ardından olağanüstü toplanan CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında tam 5 saat süren basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından, kararı haber alarak genel merkeze akın eden binlerce partiliye seslenen Özgür Özel, CHP'nin yeni dönem yol haritasını ilan etti ve çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"Seçim Kaybının En Büyük Sorumlusu CHP'ydi"

2023 genel seçimlerinin ardından toplumda oluşan büyük kırılmaya ve partideki değişim rüzgarlarına dikkat çeken Genel Başkan Özgür Özel, cumhuriyetin ikinci yüzyılına büyük bir zafer umuduyla girdiklerini ancak hedeflenen başarıya ulaşamadıklarını samimiyetle ifade etti. Seçim kaybındaki en büyük sorumluluğun partiye ait olduğunu vurgulayan Özel, o dönemde toplumda derin bir "duygusal kopuş" yaşandığını şu sözlerle hatırlattı:

Özgür Özel Partilileri Nöbete Çağırıyor
Özgür Özel Partilileri Nöbete Çağırıyor
İçeriği Görüntüle

"2023’te Türkiye’yi cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir büyük zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye, o seçimi kazanmaya çok istekliydik. Bütün Türkiye istekliydi, bir değişim umudu vardı. Ancak o seçimleri kazanamadık, kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’ndeydi. Millet o günlerde partimizden, siyasetten bir duygusal kopuş yaşamaktaydı. Emekliler dışarıya çıkmamaya, buluşmamaya, otursalar da konuşmamaya; yolda giderken yerde olmayan gazoz kapağına gençler tekme atmaya, herkes 'Bir yolunu bulursam ülkeden gideceğim, bir daha sandığa gitmeyeceğim, mümkünse yurt dışına gideceğim' demeye başlamıştı. CHP'nin bir öz eleştiri yapması ve bunun milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı. Yoksa olmayacaktı. Anketler yüzde 12-13’leri, protesto oyları yüzde 40’ları gösteriyordu. Bu duygu durumu içinde 'Biz CHP değişmelidir' dedik."

"Aday Dahi Olamayacağımızı Söylediler"

Değişim hareketini başlattıklarında karşılaştıkları statükoya ve parti içi engellemelere de değinen Özgür Özel, mevcut delege yapısıyla imza dahi toplanamayacağına dair kendilerine yönelik yapılan baskıları ve toplumsal ikna sürecini şu çarpıcı örnekle özetledi:

"Sonra bu sözlerimiz tepki görünce biz bu görevi hep beraber üstlendik, bir yola çıktık. Yola çıktığımızda gerekli imzayı dahi bulamayacağımızı, mevcut delege yapısıyla 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler. Biz bütün bir kampanya boyunca bütün Türkiye'yi gezdik, kazanırsak ne yapacağımızı açık açık paylaştık. Dediler ki: 'Bu delegeyi ikna edemezsiniz.' O delegeyi tıraş eden berberin bir alt katında komşusu olan üniversite öğrencisi ikna edecek. Eşi, oğlu, kızı; eşi 'Hakkımı helal etmem' diyerek yollayacak."

"Müesses Nizamın Çarkına Çomağı Soktuk"

Konuşmasının son bölümünde "müesses nizamın" tüm baskı ve yönlendirmelerine rağmen parti tabanının ve delegelerin sokağın sesini dinleyerek değişimi gerçekleştirdiğini ifade eden Özel, CHP'nin hiçbir vesayet odağından onay almadan dönüştüğünü vurguladı:

"Delegelere 'En güvendiğinizle konuşun' dedim. Delege sokağın, güvendiklerinin sesini dinledi ve değişime karar verdi. Biz hiçbir kibir yapmadık, bizim galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. Ama o günlerde hep bana şunu söylüyorlardı: 'Sana devlet geldi mi?'. 'Devlet dediğin binadır' diyordum, 'Ben devlet bana nasıl gelsin?'. 'CHP'deki değişime izin aldın mı, konuştun mu, soruşturdun mu?' diye sordular. Biz müesses nizamın çarkına çomağı burada soktuk arkadaşlar. Biz kurucu partinin, kimsenin onayını almadan değişebileceğini gösterdik."

"Yargı, 19 Mart'ta Sivil Darbeye Kalkıştı"

Demokrasinin sandıkla gelip sandıkla gitmek olduğunu hatırlatan Özel, mahalle delegelerinden yerel seçimlere kadar uzanan halk iradesinin müesses nizam tarafından hazmedilemediğini savundu. Konuşmasında Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğuna çok sert tepki gösteren Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Demokrasi dediğin, sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Müesses nizamın kazanmasını istediklerinin kazanmasına alışık olanlar, müesses nizama itiraz edenlerin zaferiyle hiçbir zaman barışamadılar. Ve maalesef milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Yargı yollarını kullandılar. Yargı, 19 Mart 2025'te bir sivil darbeye kalkıştı. Onu sandıkta 4 kez yenen, 15 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği, 25 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği bir kişiyi hapiste tutuyorlar: Adayımız Ekrem İmamoğlu’nu. Bize de 'Ekrem’i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara’ya dön, Ankara siyaseti yap, o koltukta otur' dediler. Oturmayacağım o koltukta, yapamayacağım istediklerinizi. Oturulmayacak koltuk, mutlu mesut güvenli muhalefet lideri koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum."

"Ekrem’e Sırtımı Dönseydim, Mansur Yavaş Seçeneğini Tüketseydim Benden İyisi Yoktu"

Sarayın icazetiyle açılan yolları elinin tersiyle ittiğini söyleyen CHP lideri, kendi siyasi ikbali için değil milletin geleceği için risk aldığını belirtti. Aday belirleme sürecinde uğradığı saldırılara değinen Özel, partide kalıcı bir liderlik sözü verilmesine rağmen bunu elinin tersiyle ittiğini şu sözlerle açıkladı:

"Sarayın icazetiyle yargının açtığı yolla o koltukta oturmadım, oturmam, kimse de oturmamalıdır. Bugün geldiğimiz aşamada seçim kazanma suçuna ilave olarak, kazanacak bir cumhurbaşkanı adayı belirleme, kazanacak cumhurbaşkanı yerine kendini aday göstermeme veya 'O aday olamıyorsa fırsat bu fırsat, ben varım' diyerek ihtiras koymak yerine 'Yeni aday bulurum' deme suçundan hâlâ saldırı altındayım. Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etseydim, Ekrem’e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim, benden iyisi yoktu arkadaşlar; siz de ben de rahat olacaktık. Ama ben o değilim. Bana 30 yıl bu koltukta oturmayı vaat ediyor bu rejim. Ama bu ülkenin 80 yaşına kadar koltukta oturan değil, her şeyden hesap soran, bu krizi çözecek, iktidarı devirecek bir genel başkana ihtiyacı vardır."

"Bu Darbe Millete Karşı Yapılmıştır"

Yaşanan hukuki sürecin şahsi bir mesele olmadığını, doğrudan Türk milletinin seçme ve seçilme hakkına yönelik bir darbe olduğunu söyleyen Özel, konuşmasını ülkeyi bekleyen büyük ekonomik tehlikeye dikkat çekerek sonlandırdı:

"Net söylüyorum: Mesele ne Özgür Özel meselesidir ne de değişim kurultayının göreve getirdiği her bir birimizin çıkar meselesidir. Bu darbe, milletin seçme ve seçilme hakkına karşı yapılmıştır. 19 Mart’ta cumhurbaşkanı adayına, 21 Mart’ta da ana muhalefet partisine yapılmıştır. Bu darbenin mağduru bu millettir ve maalesef çok ağır bedeller ödeyecektir. Bu milletin 60 milyar dolarlık kaybının hayat pahalılığını nasıl körüklediğini ve İran savaşına da bizi nasıl hazırlıksız yakaladığını herkes konuşurken, bugün karar yarın piyasalar kapanacak, nereye yüklenecekken ama 'endişeli bir grup Erdoğan'a koşup Erdoğan'ı ikna etmesin' diye bugünden ülkenin ekonomisine yarım saat içinde verdiği zarar 10 milyar dolardır. Yarın herkesin izleyeceği resmî verilecek olan rakam, yakılan rezerv 10 milyar dolardır. An itibarıyla vadeli işlemler piyasasında alıcı vardır, satıcı yoktur. Yarın böyle bir felakete uyanacağız. Bunun için yakılan her rezerv, milletin gelecekte daha pahalıya yemek yemesi, çocuğunun ayağına daha pahalı ayakkabı alması ve sonunda alamaması sonucunu doğuracaktır."

Kaynak: Haber Merkezi