Tüm oyuncularımız sefa getirmişler hoş gelmişler.

Hepsini seviyoruz bağrımıza basıyoruz. Yetmiyor başımızın üzerinde taşıyoruz. Arma ve forma ayrıcalıkları var.

Onlar bizimkiler…

Yıllardır onları hep istedik. Mavi-Lacivertli formayı giymeleri için hayal kurduk. Kaf dağının ardından seslendik ama sesimizi duyuramamıştık. Kimler onlar? Galip Güzel, Murat Akın ve diğerleri…

Dönemin yöneticileri bu isimlere teklif götürmeye çekinirlerdi; çok para isterler diye. Zira onlar üst seviyede oyunculardı. Şampiyonluğa oynayan ayrıcalıklı takımların değişmez isimleriydi. Hep şampiyonlukla anıldılar.

Ama şimdi bizim oldular. Onlar artık buradalar. Kaf dağının ardından çıkıp geldiler. Gönül kapımızı sonuna kadar açtık. Adana misafirperverliğini sunduk. Ayaklarının altına kırmızı halılar serdik. Bol sıfırlı rakamlara imza attırdık.

Onlar artık bizimkiler.

Binlerce Demirsporlu bizimkiler için el açıp dua okudular okumaya da devam ediyorlar; “Allah kaza bela vermesin…”

16.500 kişilik 5 Ocak Fatih Terim Stadını doldurduk. Sadece hasretle beklediğimiz ve şimdi bizim olanları desteklemek için. Avazımız çıktığı kadar bağıralım ki onlara itici güç olsun. Her hafta meşale yakamayız ama her hafta gırtlağımız yanana kadar bağırabiliriz. Kendimizden ödün veririz yeter ki onlar iyi oynasınlar diye…

Acaba çok şey mi istedik?

Ya da, fazla mı abarttık?

Denizlispor yenilgisi…İstanbulspor beraberliği…

Binlerce Demirsporlunun tribünü terk ederken ki hali! Dünyanın güneşe sırtını çevirmesi gibi…

Hani o yıllarca beklediğimiz , kaf dağının ardında kalan isimler miydi bunlar acaba? Biz bunları alırken karıştırdık mı acaba? Ya da almakta çok mu geciktik?

Ama onlar artık bizim…

Zamanında çok iyi olan, şampiyonluklar yaşayan bizimkiler…Şimdilerde o eski halinden eser kalmayan bizimkiler…

Kısacası bizimkiler bizimkilere karşı…

Dünya güneşe ne zaman yüzünü döner bilmem ama bizimkiler geçmişini getirmez ise bu kez tribün sırtını onlara döner…

İşte o zaman…