5ocakgazetesi.com
Yaşanan bu ekonomik darboğaz, Adana içinde adeta zorunlu bir "iç göç" dalgası başlattı. Önceleri kentin merkezi ve nezih mahallelerinde yaşayan memurlar, öğretmenler, sağlık çalışanları ve sabit gelirli işçiler, kira kontratlarının yenilenme dönemlerinde karşılaştıkları fahiş zam talepleri yüzünden evlerini boşaltmak zorunda kalıyor. Şehrin sosyal donatılarına, okullarına ve hastanelerine yakın olan Çukurova bölgesi artık sadece yüksek gelir grubunun yaşayabildiği bir "kapalı site"ye dönüşürken; orta ve dar gelirli vatandaşlar Sarıçam'ın en uzak sınırlarına veya Yüreğir'in çeper mahallelerine taşınarak ayakta kalmaya çalışıyor.
Emlak uzmanları ve sektör temsilcileri, piyasadaki bu yangının sadece arz-talep dengesizliğiyle açıklanamayacağını belirtiyor. Artan arsa maliyetleri ve inşaat malzemelerindeki döviz bazlı yükselişler, yeni konut üretimini yavaşlatırken, mevcut konutların değerini suni olarak katlıyor. Bunun yanı sıra, denetimsiz piyasa koşullarında bazı mülk sahiplerinin yasal sınırları hiçe sayarak talep ettiği astronomik kira artışları, kiracı ile ev sahibini mahkeme salonlarında karşı karşıya getiriyor. Adana adliyelerinde kira tespit ve tahliye davalarının sayısında tarihi bir patlama yaşanıyor.
ACİL MÜDAHALE ŞART!
Bu derinleşen kriz karşısında vatandaşlar, yerel ve merkezi yönetimlerden acil müdahale bekliyor. Kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılarak piyasaya sağlıklı konut arzının sağlanması, dar gelirliler için yeni sosyal konut projelerinin tarım arazilerine zarar vermeden hayata geçirilmesi ve fahiş kira taleplerine karşı denetim mekanizmalarının sertleştirilmesi şart. Barınma gibi en temel anayasal hakkın lüks haline geldiği Adana'da, bu soruna kalıcı bir neşter vurulmazsa kentin sosyolojik dengesinin geri dönülemez şekilde bozulacağı aşikar.




