Dört yıllık yoğun bir emeğin ve yedi yıllık bir sanatsal yolculuğun ürünü olan koleksiyonun hazırlık aşamasında Dr. Figen Gürsoy, ilk yılını yazarın tüm kitaplarını derinlemesine okuyup notlar çıkararak geçirdi. İkinci yılı eskiz çizimlerine, kalan süreyi ise minyatürlerin ince işçiliğine ayıran sanatçı, bir yazarın tüm külliyatının eksiksiz olarak minyatür sanatıyla resmedilmesinin Türkiye’de ve dünyada bilinen ilk örnek olduğunu vurguladı.
"Ustaya İlham Veren Topraklarda Olmak Tarifsiz"
Daha önce Paris başta olmak üzere farklı şehirlerde on iki kez sergilenen bu özel seçkinin on üçüncü durağı olan Adana, sanatçı için ayrı bir heyecan taşıyor. Çukurova coğrafyasını, doğasını ve insanını ilk kez yakından görmesine rağmen Yaşar Kemal’in satırları sayesinde burayı çok iyi tanıdığını belirten Gürsoy, yazarın memleketine adım atmanın tarifsiz bir duygu olduğunu dile getirerek Adanalı izleyicilerden yazarla ilgili anılarını paylaşmalarını beklediğini ifade etti.

Hedef: Gençlerin Zihnine Umut Tohumları Ekmek
Serginin ana hedef kitlesi olarak çocukları ve gençleri belirleyen Gürsoy, salonlardan ayrılan her izleyicide yeni bir Yaşar Kemal eseri okuma arzusu uyandırmayı amaçlıyor. Sanatçı, bu minyatürlerle gençlerin zihinlerine barış, umut, sevgi ve insan onuru gibi güçlü tohumlar ekmeyi hedeflediğinin altını çizdi.
Büyük Ustayı Kendi Topraklarında Ağırlamak
Altın Koza Film Festivali'nin hemen ardından böylesine anlamlı bir projeye ev sahipliği yapmaktan onur duyduklarını belirten Altın Koza Genel Müdürü Hüseyin Orhan, Yaşar Kemal'i kendi topraklarında sanatla yeniden ağırlamanın kent için taşıdığı değere dikkat çekti. Adana'nın kültürel kimliğini var eden temel yapıtaşlarından birinin Yaşar Kemal olduğunu hatırlatan Orhan, öğrencilerin eserlerdeki detayları inceleyerek içlerinde uyanacak merakla ustanın kitaplarına yöneleceğine inandığını sözlerine ekledi.




