Türkiye tarımının tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşadığını vurgulayan Dr. Şevkin, üreticinin yalnız bırakıldığını, tarım alanlarının daraltıldığını ve ithalat politikalarının yerli üreticiyi bitirme noktasına getirdiğini söyledi.
“Çiftçinin Alın Teri Kurumadan İthalat Gemileri Kapıya Dayanıyor”
Tarım topraklarının yapılaşmaya ve madencilik faaliyetlerine açılmasıyla üretim alanlarının her geçen gün daraldığına dikkat çeken Dr. Müzeyyen Şevkin, hasat dönemlerinde ithalat kapılarının sonuna kadar açılmasını eleştirdi. Kendi seçim bölgesi olan Adana ve Çukurova’dan örnekler veren Şevkin, şu ifadeleri kullandı:
“Bakınız, kentim Adana'da ve Çukurova'da karpuz hasadı başlayacak, turfanda karpuzdan çiftçi biraz kazanç sağlayacak, hemen Mısır’dan ithalat yapıyorsunuz. Yine buğday hasadı başlayacak, savaş hâlindeki Ukrayna'dan buğday ithal ediyorsunuz; pirinci Çin'den, Amerika'dan; pamuğu Amerika'dan, Kanada'dan ithal ediyorsunuz. Çiftçinin alın teri daha kurumadan ithalat gemileri kapıya dayanıyor. Türkiye köylüsü eli böğründe beklerken siz, yerli ve millî olduğunu iddia edenler yabancı köylüye kazandırıyorsunuz. Sevsinler sizin yerliliğinizi ve millîliğinizi!”
“Maliyet 24 Bin 500, Açıklanan Fiyat 16 Bin 500 Lira!”
Üretim maliyetleri ile açıklanan alım fiyatları arasındaki uçuruma değinen CHP'li Şevkin, bir ton buğdayın üretim maliyetinin 24 bin 500 lirayı aştığını, buna karşın Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 16 bin 500 liralık alım fiyatının üreticiyi korumaktan uzak olduğunu belirtti. Desteklemeler hariç ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklanan arpa fiyatını da hatırlatan Şevkin, “Çiftçiye ‘Üret ama zarar et, çalış ama kazanma, ek ama borçlan’ deniliyor. Böyle bir üretim modeli sürdürülebilir değildir” dedi.
Çukurova’da Narenciye Bahçeleri Sökülüyor
Narenciye üreticilerinin feryadını meclis kürsüsüne taşıyan Dr. Şevkin, tüketicinin yüksek fiyat ödemesine rağmen üreticinin para kazanamadığını vurguladı. Kafelerde ve restoranlarda bir bardak portakal suyunun 200 ila 400 lira arasında satıldığına işaret eden Adana Milletvekili, “Maalesef bu duruma rağmen zarar eden, alın terinin karşılığını alamayan üretici Adana ve Çukurova’da limon, portakal, mandalina ve greyfurt bahçelerini söküyor. Çiftçi üretmezse, köylü toprağını terk ederse bu ülkenin gıdasını kim sağlayacak? Tarımsal üretimde yaşanan gerileme Türkiye’nin gıda güvenliğini tehdit ediyor” uyarısında bulundu.
“Çiftçinin Devletten 2 Trilyon Lirayı Aşan Alacağı Var”
Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre tarımsal desteklerin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) %1’inden az olamayacağının kanunla hüküm altına alındığını hatırlatan Şevkin, yasal desteklerin yıllardır eksik ödendiğini rakamlarla açıkladı:
“2026 yılı için çiftçilere verilmesi gereken yasal destek miktarı yaklaşık 722 milyar lira iken bütçeden ayrılan kaynak yalnızca 168 milyar lirada kaldı. Çiftçinin yaklaşık 600 milyar liralık yasal alacağı ödenmedi. 2007-2026 döneminde tarıma verilmesi gereken toplam desteğin 2 trilyon 671 milyar lira olması gerekiyordu; ancak fiilen ödenen destek 686 milyar lirada kaldı. Çiftçinin anasının ak sütü gibi helal olan hakkı yıllardır teslim edilmiyor.”
Mevsimlik Tarım İşçileri ve "Ülkeyi Yaşatmak" Vurgusu
Konuşmasında mevsimlik tarım işçilerinin insani yaşam koşullarına kavuşturulması gerektiğinin de altını çizen Dr. Müzeyyen Şevkin; temiz suya, barınmaya, eğitime ve sağlığa erişimde yaşanan sorunların çözülmesini, çocukların eğitim hakkı ile işçilerin sigorta güvencelerinin devlet eliyle sağlanmasını talep etti.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” sözünü hatırlatarak konuşmasını tamamlayan Şevkin, “Bugün çiftçi yalnız bırakılırsa yarın sofralarımız boş kalacaktır. İthalatı değil üretimi, yabancı çiftçiyi değil kendi çiftçimizi desteklemek zorundayız. Unutulmamalıdır ki çiftçiyi yaşatmak ülkeyi yaşatmaktır” diyerek yetkilileri acil önlem almaya çağırdı.




