5 OCAK ÖZEL
Adana’da termometreler yükselmeye başladığı şu günlerde, kentin dört bir yanını saran o meşhur sulama kanalları, Seyhan nehri ve baraj gölü, ölüme davetiye çıkarmaya devam ediyor. Son bir haftada 7 gencin daha sulara kapılarak can vermesi, kentte artık kronikleşen bu trajediye karşı yetkililerin ne kadar "seyirci" kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Yıllık ortalama 25-30 can kaybının yaşandığı ve son on yılda 250’den fazla çocuk ve yetişkin gencin hayatını kaybettiği boğulma vakalarında sorumlu olan yöneticilerin derin bir sessizlik içinde olmaları vatandaşların tepkisine neden oluyor... Emniyet birimlerin tüm uyarılarına rağmen, çocuk ve gençler sulama kanallarında serinlemeye devam ediyor. Ancak ne hikmetse, DSİ 6. Bölge Müdürlüğü ve yerel yönetimler için boğulma vakalarının yaşanmasıyla, her yaz başında yapılan birkaç cılız uyarıdan öteye geçemiyor.
TABELAYI ASMAK YETERLİ Mİ?
Adana’yı adeta örümcek ağı gibi saran sulama kanallarının asıl sorumlusu olan DSİ 6. Bölge Müdürlüğü, yıllardır aynı "yasakçı ama etkisiz" tutumunu sürdürüyor. Kanalların kenarına asılan "Suya Girmek Tehlikeli ve Yasaktır" tabelaları, ne yazık ki azgın suların çekiciliğine kapılan gençleri durdurmaya yetmiyor. Kilometrelerce uzanan kanalların çevresinde caydırıcı fiziki engellerin (yüksek çitler, jiletli teller, modern bariyerler) yetersizliği dikkat çekiyor.
EMNİYET GÜÇLERİ HER AN GÖREVDE
Toplum Destekli Polislik ekipleri, semt karakollarının devriye ekipleri canla başla uyarı yapsa da, yerel yönetimlerin gençleri bu tehlikeden uzaklaştıracak cazip spor ve eğlence alanları yaratmakta geç kaldığı bir gerçek. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde yüzlerce kişi suda can verirken, Adana’nın bu listenin başında yer alması acı gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor. Gençlerin "Bize bir şey olmaz" mantığıyla suya girmesi bir yana, DSİ ve yerel yöneticilerin gerekli ve caydırıcı önlem almaması kısacası bu vurdumduymazlık devam ettiği sürece, Adana’nın sulama kanalları tarıma can vermeye değil, ocaklara ateş düşürmeye devam edecek.
TABELAYI ASMAK YETERLİ Mİ?
Adana’yı adeta örümcek ağı gibi saran sulama kanallarının asıl sorumlusu olan DSİ 6. Bölge Müdürlüğü, yıllardır aynı "yasakçı ama etkisiz" tutumunu sürdürüyor. Kanalların kenarına asılan "Suya Girmek Tehlikeli ve Yasaktır" tabelaları, ne yazık ki azgın suların çekiciliğine kapılan gençleri durdurmaya yetmiyor. Kilometrelerce uzanan kanalların çevresinde caydırıcı fiziki engellerin (yüksek çitler, jiletli teller, modern bariyerler) yetersizliği dikkat çekiyor.
Şehrin tam ortasından geçen sulama kanallarında alınan önlemlerin yetersizliğinden dem vuran vatandaşlar, DSİ’nin bu konuda yetersiz kaldığını söylüyorlar. Seyhan ve Yüreğir ilçelerinden geçen sulama kanalları içir risk haritası oluşturulması gerektiğini ifade eden vatandaşlar “Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda, riskli bölgelerin sensörler veya kameralarla izlenip anında müdahale edilmesi çok mu zor? DSİ, kanalları sadece tarım arazilerini sulamak için birer beton boru olarak görüyor olabilir, ancak bu kanallar kentin tam kalbinden geçiyor ve sosyal bir risk oluşturuyor. Çocuklar, gençler serinlemek için sulama kanallarına giriyorlar, polis uyarıyor, gerekirse çıkartıp ailelerine teslim ediyorlar ama ama sonuç değişmiyor, olan çocuklara ve ailelerine oluyor” ifadelerini kullandılar

ÜCRETSİZ HAVUZLAR NEDEN CAZİP GELMİYOR?
Belediyelerin "sosyal belediyecilik" anlayışı, boğulma vakaları söz konusu olduğunda sınıfta kalıyor. Adana gibi kavurucu sıcakların yaşandığı bir kentte, gençlerin serinleme ihtiyacını sulama kanallarında gidermeye çalışması, aslında yerel yönetimlerin en büyük eksikliği olarak gün yüzüne çıkıyor. Özellikle kenar mahalle aralarına inşa edilen birkaç portatif havuz, Adana’nın devasa nüfusu ve yakıcı sıcağı karşısında devede kulak kalıyor. Gençlerin "bedava" olduğu için ölümü göze alıp girdiği kanalların alternatifi, her mahalleye erişilebilir ve ücretsiz modern yüzme havuzu ve benzeri tesis olmasını vatandaş sıklıkla dile getiriyor.

EMNİYET GÜÇLERİ HER AN GÖREVDE
Toplum Destekli Polislik ekipleri, semt karakollarının devriye ekipleri canla başla uyarı yapsa da, yerel yönetimlerin gençleri bu tehlikeden uzaklaştıracak cazip spor ve eğlence alanları yaratmakta geç kaldığı bir gerçek. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde yüzlerce kişi suda can verirken, Adana’nın bu listenin başında yer alması acı gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor. Gençlerin "Bize bir şey olmaz" mantığıyla suya girmesi bir yana, DSİ ve yerel yöneticilerin gerekli ve caydırıcı önlem almaması kısacası bu vurdumduymazlık devam ettiği sürece, Adana’nın sulama kanalları tarıma can vermeye değil, ocaklara ateş düşürmeye devam edecek.




