5ocakgazetesi.com
Genç sporcunun uluslararası arenadaki başarısı, hem tenis camiasında hem de spor kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. Ancak bu başarıyı kutlamak için yapılan resmi paylaşımlarda dikkat çekici bir eksiklik vardı.
Türkiye Tenis Federasyonu, Koşaner'in Roland Garros Junior’daki başarısını sosyal medya hesaplarından duyurdu duyurmasına da, biraz eksik kaldı. Paylaşımda genç sporcunun formasını giydiği kulüp olan Adana Tenis Dağ ve Su Sporları Kulübü'ne (ATDSK) yer verilmedi.
Oysa Koşaner, kısa süre önce ATDSK'nın önemli yatırımlarıyla kulübe kazandırılmış ve kulübün gelecek planlamasının merkezindeki sporculardan biri olarak gösterilmişti. Burada sorulması gereken basit bir soru var: Bir sporcu başarıya ulaştığında alkışı hak ediyor da, o sporcuyu yetiştiren, destekleyen ve geleceğine yatırım yapan kulüp neden görünmez kılınıyor? Sporun temel taşı kulüplerdir. Özellikle bireysel branşlarda sporcuların uluslararası seviyeye ulaşmasında kulüplerin maddi ve manevi katkısı yadsınamaz.
Kortu sağlayan, antrenman ortamını oluşturan, sporcunun gelişimi için kaynak ayıran ve uzun vadeli planlama yapan yapılar kulüplerdir. ATDSK Başkanı Ali Refah Keskin'in öncülüğünde gerçekleştirilen Kaan Işık Koşaner transferi de tam olarak bu anlayışın ürünüdür.
Kulübün genç yeteneklere yaptığı yatırımın meyveleri daha şimdiden uluslararası turnuvalarda görülmeye başlanmıştır. Durum böyleyken federasyonun yaptığı paylaşımlarda kulübün adının geçmemesi, yalnızca bir detay eksikliği olarak değerlendirilemez. Çünkü görünürlük, sporda sadece prestij değil, aynı zamanda motivasyon ve sürdürülebilirlik meselesidir. Kulüplerin emeklerinin yok sayıldığı bir ortamda sporun gelişmesini beklemek gerçekçi değildir.
Dünyanın gelişmiş tenis ülkelerinde federasyonlar, başarı hikâyelerini anlatırken sporcunun bağlı olduğu kulübü ve gelişim sürecini özellikle öne çıkarır. Çünkü bilirler ki başarı bireysel olduğu kadar kurumsal bir emeğin de sonucudur. Türkiye'de ise zaman zaman sporcular ön plana çıkarılırken, onları başarıya taşıyan kulüpler arka planda bırakılabiliyor. Roland Garros Junior’da elde edilen başarı sonrasında yaşanan durum da bunun son örneklerinden biri oldu.
Federasyonun görevi yalnızca sonuçları paylaşmak değil, o sonuçların arkasındaki emek zincirini de kamuoyuna göstermektir. Kaan Işık Koşaner'in başarısı elbette takdiri hak ediyor. Ancak bu başarıda pay sahibi olan ATDSK'nın adının da aynı görünürlüğü hak ettiği unutulmamalıdır. Çünkü tenis yalnızca sporcularla değil, onları yetiştiren kulüplerle büyür




