5ocakgazetesi.com
Küreselleşen dünyada bölgesel entegrasyon modellerinin yapısal bir dönüşüm geçirdiğini belirten Prof. Dr. Eraslan; Türk Dünyası’nın geleceğinin geleneksel siyasi ve ekonomik iş birliklerinin ötesine geçerek medya, eğitim ve kültürel diplomasi ayakları üzerine kurulu ortak bir vizyonla yeniden şekillenmesi gerektiğini vurguladı. Eraslan, "Türk Dünyası 2050 vizyonunun hamasi ve romantik söylemler yerine somut, kurumsal ve sürdürülebilir politikalarla inşa edilmesi zorunluluğu rasyonel bir zemin olarak önümüzde durmaktadır" dedi.
"Yeni Nesil Türk Dünyası Kimliği Dijital Çağla Şekilleniyor"
Bu vizyonun toplumsal meşruiyetini ve sürdürülebilirliğini sağlayacak en dinamik unsurun, Sovyetler Birliği dönemini deneyimlememiş yeni nesil olduğunun altını çizen Prof. Dr. Levent Eraslan, şu değerlendirmelerde bulundu:
Genç kuşaklar için aidiyet duygusu, ideolojik tartışmalardan ziyade kültürel yakınlık, eğitim imkanları ve ekonomik fırsatlar üzerinden gündelik hayatın içinde pratik bir anlam kazanmaktadır. Türk dizi sektörünün uluslararası ölçekteki başarısı, klasik kültürel diplomasi teorilerinin sahadaki en somut karşılığı olarak dil öğrenimi ve kültürel sempati üretiminde güçlü bir yumuşak güç unsuru işlevi görmektedir. Ancak bu ilginin stratejik bir kazanıma dönüşmesi; ortak eğitim politikaları, akreditasyon sistemleri ve kurumsal mekanizmalarla desteklenmesine bağlıdır.
"Asimetrik 'Büyük Abi' Hiyerarşisi Yerine Eşit Ortaklık"
Semerkant, Buhara ve Hive gibi açık hava müzesi niteliğindeki şehirlerin merkezinde yer aldığı turizm ve hizmet sektörünün dönüştürücü gücüne dikkat çeken Eraslan, entegrasyonun yeni modelini açıkladı. Türkiye ile kurulacak ilişkilerin geleceğinin asimetrik bir "büyük abi" hiyerarşisi yerine; bilgi paylaşımına, karşılıklı öğrenmeye ve eşit ortaklığa dayalı, birbirini tamamlayan esnek bir ülkeler ağı modeli üzerine kurgulanması gerektiğini belirten SODİMER Başkanı, Avrupa Birliği'nin Erasmus programı örneğini vererek Türk Dünyası'nın da medya ve eğitimi toplumsal hafızanın aktarımında stratejik bir altyapı olarak konumlandırması gerektiğini ifade etti.

Geçmişin Romantik Özlemi, Rasyonel Devlet Aklıyla Birleşmeli
Türk Dünyası’nın 21. yüzyılın küresel rekabet ortamında varlık gösterebilmesinin, güçlü tarihsel hafızasını inovatif bir ortak geleceğe tahvil edebilme kapasitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Levent Eraslan, sözlerini şu vizyoner çağrıyla tamamladı:
“Siyaset üstü bir medeniyet alanı olan bu coğrafyanın 2050 vizyonu; eğitimde ortak diploma ağlarından dijital teknoloji ve yapay zeka merkezlerine, genç girişimciler için inovasyon fonlarından mesleki sertifikasyon sistemlerine kadar geniş bir yelpazede somutlaşmalıdır. Geçmişe duyulan romantik özlem, rasyonel devlet aklıyla birleşmediği sürece küresel sistemde kalıcı yapılar üretemez. Türk Dünyası’nın gelecekteki başarısı, siyasi söylemlerin retorik gücüyle değil; hamasetin yerini stratejinin, duygusallığın yerini ise kurumsal ve teknolojik kapasitenin aldığı somut projelerin hayata geçirilmesiyle ölçülecektir.”




