5ocakgazetesi.com
Tarihi ve mimari değeri nedeniyle kamuoyunda farklı görüşlerin dile getirildiğini belirten Beycioğlu, yapılan teknik incelemelerin ardından binanın mevcut haliyle kullanılmasının mümkün olmadığını ve yıkım kararının mühendislik verilerine dayandığını söyledi.
Binanın yaklaşık 50 yıllık bir yapı olduğunu ifade eden Beycioğlu, yaşın tek başına bir sorun olmadığını ancak deprem kaynaklı yapısal hasarların kritik seviyeye ulaştığını vurguladı. Yerinde yapılan incelemelerde kolonlarda kesme çatlakları, donatı burkulmaları, çekirdek beton ezilmeleri ve etriye yetersizlikleri tespit edildiğini belirten Beycioğlu, “Bir yapıda D tipi hasar olarak tanımlanan bu bulguların görülmesi ağır hasar kararı için yeterlidir. Çukobirlik Binası'nda bir değil, birden fazla kritik hasar tespit ettik. Bu nedenle mevcut haliyle binanın yıkılması teknik bir zorunluluktur” dedi.
Beycioğlu, kamuoyunda sıkça gündeme gelen “Güçlendirilemez miydi?” sorusuna da açıklık getirerek, ağır hasarlı yapıların güçlendirme kapsamına girmediğini söyledi. Güçlendirmenin orta hasarlı binalar için uygulanabilecek bir yöntem olduğunu belirten Beycioğlu, “Bu bina artık mühendislik açısından ağır hasarlı bir yapı olarak değerlendiriliyor. Böyle bir yapının akıbeti de mevzuata göre bellidir” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK KONTROLLÜ PATLATMA YIKIMLARINDAN BİRİ OLACAK”
Yıkım sürecinin kontrollü patlatma yöntemiyle gerçekleştirileceğini açıklayan Beycioğlu, bu yöntemin geleneksel iş makineleriyle yapılacak yıkıma göre daha güvenli ve daha kontrollü sonuçlar verdiğini söyledi. Binanın 67 metre yüksekliğinde olduğunu hatırlatan Beycioğlu, kontrollü patlatmanın aylar sürebilecek bir yıkım sürecini saniyeler içerisinde tamamlayacağını ifade etti.
Yıkım öncesinde kapsamlı mühendislik hesapları yapıldığını belirten Beycioğlu, kullanılacak patlayıcı miktarından milisaniyelik ateşleme sürelerine kadar her detayın ayrı ayrı planlandığını kaydetti. Çevredeki binaların korunması için güvenlik çemberleri oluşturulacağını, belirli sürelerle trafik akışının durdurulacağını ve yıkım sırasında oluşabilecek tozun bastırılması amacıyla otomatik su püskürtme sistemlerinin devreye alınacağını söyledi.
“Bu süreçte tek hedefimiz vatandaşlarımızın güvenliği” diyen Beycioğlu, yıkım günü bölgede ambulans ekiplerinden güvenlik güçlerine kadar tüm birimlerin hazır bulunacağını belirtti.
“DEPREM GÜVENLİĞİNDE EN BÜYÜK HATA, BİNAYI SADECE DIŞ GÖRÜNÜŞÜYLE DEĞERLENDİRMEK”
Programda deprem güvenliği konusunda da önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu, vatandaşların ev satın alırken yalnızca konuma veya binanın dış görünüşüne bakmaması gerektiğini söyledi.
Bir yapının ruhsatlı ve iskanlı olmasının ilk kontrol edilmesi gereken kriterler arasında bulunduğunu vurgulayan Beycioğlu, özellikle 2000 yılı öncesi yapılarda ciddi riskler bulunduğunu ifade etti. Hazır beton kullanımının yaygınlaşmaması, yapı denetim sisteminin bulunmaması ve eski donatı uygulamalarının bu binaları daha kırılgan hale getirdiğini belirten Beycioğlu, “Mümkünse 2018 Deprem Yönetmeliği sonrasında yapılmış binalar tercih edilmeli. Bu mümkün değilse en azından 2000 sonrası yapılmış binalar seçilmeli” dedi.
“BİLİM TOPLUMA ULAŞMALI”
Açıklamalarında Adana Büyükşehir Belediyesi Deprem Bilim Kurulu'nun çalışmalarına da değinen Beycioğlu, kurulun kurulmasında öncülük yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'a, Afet İşleri Daire Başkanı Suphi Civelek'e ve Belediye Başkan Vekili Güngör Göçer'e teşekkür etti.
“Akademisyenlerin görevi yalnızca üniversitelerde ders vermek değildir” diyen Beycioğlu, deprem gerçeğiyle yaşayan bir kent olan Adana'da bilimin toplumla buluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirterek, “Bilgi kampüslerin içinde kaldığında bir anlam ifade etmez. Vatandaşlarımızın doğru bilgiye ulaşması ve kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel verilerle hareket etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.