Bir emekli çalışanın yıllar süren mücadelesi, çalışma hayatındaki en büyük adaletsizliklerden biri olan "maaşın eksik gösterilmesi" sorununu tekrar gündeme taşıdı. Yargıtay'ın onayladığı karara göre, işverenin çalışanı "vasıfsız" olarak nitelendirmesi, o çalışanın aslında ne kadar değerli ve teknik bir iş yaptığını gizlemeye yetmedi. 2011 ile 2015 yılları arasında yaşanan bu süreç, hukuken bir "gerçek ücret" tespiti ile son buldu.
Banka ve Tapu İşlerini Yöneten İsim "Vasıfsız" mı?
İşverenin mahkemeye sunduğu "bu kişi vasıfsız bir işçidir" iddiası, aslında davanın en trajikomik noktasıydı. Zira çalışan; şirketin ihalelerine katılan, banka kredi süreçlerini yürüten ve tapu dairelerindeki işlemleri yöneten bir profildeydi. Mahkeme heyeti, bu tür işlerin "vasıfsız" bir personel tarafından yapılamayacağını, dolayısıyla çalışanın emeğinin asgari ücretle örtüşmeyeceğini net bir dille vurguladı. Yargıtay, bu tespiti onaylayarak, çalışanın son brüt ücretinin 3.371,18 TL olduğu gerçeğini resmi kayıtlara geçirdi.
Çalışanlar İçin "Hizmet Tespiti" Çağrısı
Yargıtay’ın bu onayı, aslında tüm emekli çalışanlar için bir uyarı niteliğinde. Sadece maaş bordrosuna değil, yapılan işin içeriğine de bakılması gerektiğinin altını çizen uzmanlar, işverenlerin "primden kaçınma" yöntemlerine karşı uyanık olunması gerektiğini belirtiyor. Bu karar, artık işverenlerin "nasılsa emekli, sesini çıkarmaz" veya "vasıfsız statüsünde gösterir geçerim" deme lüksünün kalmadığını kanıtlıyor.