Mahkemeye taşınan uyuşmazlıkta, kiracı ile ev sahibi arasındaki kira ilişkisinin on yılı geçtiği tespit edildi. Dosyada, kiracının kira bedellerini bugüne kadar düzenli ödediği ve herhangi bir borcunun bulunmadığı da yer aldı. Buna rağmen ev sahibi, Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan düzenlemeye dayanarak kira sözleşmesini yasal süresi içinde sona erdirdiğini bildirerek tahliye talebinde bulundu. Mahkeme, on yılı aşan uzama süresi sonrasında ev sahibine gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanıyan hükmü esas aldı.
MAHKEMEDEN AÇIK VURGU: BELİRLEYİCİ OLAN YASA
Kararda, kira hukukunun kişisel sadakat, vefa ya da iyi niyet beklentileri üzerinden değil, kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Kiracının uzun yıllar aynı evde oturmuş olması ve kira ödemelerini aksatmaması, yasal tahliye hakkını ortadan kaldıran bir unsur olarak görülmedi. Mahkeme, kira ilişkisinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin kanunla belirlendiğini, yasal süresi dolan sözleşmelerde tahliye talebinin kira bedelinin düzenli ödenmiş olmasıyla engellenemeyeceğini ifade etti.
TAHLİYE KARARINA EK OLARAK MASRAFLAR DA YÜKLENDİ
Mahkeme yalnızca tahliyeye hükmetmekle yetinmedi. Davaya ilişkin harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin de kiracı tarafından karşılanmasına karar verildi. Böylece uzun yıllardır aynı konutta yaşayan kiracı, hem evi boşaltmak zorunda kaldı hem de ek bir maddi yükle karşı karşıya kaldı.
ON YIL KURALI NEYİ İFADE EDİYOR
Türk Borçlar Kanunu’na göre belirli süreli kira sözleşmeleri, sürenin bitiminde kendiliğinden uzamış sayılıyor. Ancak bu uzama süresi on yılı geçtiğinde, ev sahibi her uzama yılının sonunda herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmeyi sona erdirebiliyor. Bu hakkın kullanılabilmesi için ev sahibinin, kanunda öngörülen süreler içinde yazılı bildirimde bulunması yeterli kabul ediliyor. İncelenen dosyada da ev sahibinin bildirim şartlarına uygun davrandığı ve bu nedenle tahliye talebinin hukuka uygun olduğu kayda geçirildi.
YANLIŞ KANILAR GÜNDEMDE
Karar, kiracılar arasında yaygın olan “Kiramı düzenli ödüyorsam tahliye edilemem” düşüncesinin her durumda geçerli olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, kira hukukunda süre ve usul kurallarının son derece belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.
BENZER DAVALARDA ARTIŞ BEKLENTİSİ
Konut piyasasında yaşanan gelişmeler, artan kira bedelleri ve mülk sahiplerinin yeni sözleşmelere yönelme isteği, bu tür tahliye davalarının sayısında artış beklentisini de beraberinde getiriyor. Hukukçular, özellikle on yılı aşan kira ilişkilerinde kiracıların mevcut haklarını ve karşılaşabilecekleri riskleri dikkatle değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.