Gündem

Gökçelik, “Güzel Adana’mız İçin Sürdürülebilir Adımlara İhtiyaç Var”

25 yıllık uluslararası deneyim ve 10 yıllık danışmanlık tecrübesi ile Adana’ya dönme kararı alan İş insanı Şahin Ali Gökçelik, kentimizin potansiyel düzeyine gelmesi için birçok alanda çok daha fazla çalışmak gerek dedi.

Şehrin sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan sürdürülebilir kalkınma kriterleri ile yapılanmasını çok önemsediğini vurgulayan Gökçelik, çözümün ortak akıldan geçtiğini belirtti. “Devletimiz, iş dünyası, STK’lar ve tüm paydaşlar aynı masada buluşmalı” diyen Gökçelik, en az 5 ve 10 yıllık yol haritası, stratejik planların hazırlanması gerektiğini ifade etti.

EKONOMİ, ÇEVRE VE SOSYAL DENGE VURGUSU

Sürdürülebilirlik kavramının doğru anlaşılması gerektiğini belirten Gökçelik, ekonomi/yönetişim, çevre ve insan/sosyal hayatın birlikte ele alınmasının şart olduğunu, doğru insan kaynağıyla özellikle tarım ve sanayide katma değerli üretime geçiş adımlarının hızlandırılması gerektiğini belirterek, verimlilik ve maliyet yönetiminin de özellikle mevcut süreçte çok daha önemli olduğuna dikkat çekti.

Gökçelik: Bu topraklara borcum var Adana'ya daha fazla değer katmak istiyorum

Uluslararası alanda uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunan Elektronik Mühendisliği ve uluslararası işletme tahsilli Şahin Ali Gökçelik, 5 Ocak Medya Grubunun konuğu oldu, Genel Yayın Yönetmeni Sefa Saygıdeğer’in sorularını yanıtladı.

Uluslararası kariyerini memleketine taşıyan Şahin Ali Gökçelik, sürdürülebilir kalkınma/büyümeye katkı vizyonuyla Adana’ya dönüyor. “Bu topraklara borcum var” diyen Gökçelik, şehir için ortak akıl ve uzun vadeli planlama çağrısı yapıyor ve ekliyor; “Tüm emekler için çaba sarf edenlerimizin eline sağlık ama Adana için sürdürülebilir yol haritası çok önemli. Proaktif, kalıcı adımlar atmalıyız” dedi.

Şahin Ali Gökçelik kimdir? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Ben 1967 Adana doğumluyum, Kozan’ lıyım. Gökçelik, Çamurdan, Coşkun ailelerinden. Adana merkezde büyüdüm, Anadolu Lisesi'nde okuduktan sonra elektronik mühendisliği ve Uluslararası İşletmecilik okudum. Takibinde 25 sene sürekli Ünilever'de çalıştım. Farklı bölgelerde, kategorilerde Türkiye- Kuzey Afrika, Ortadoğu, Rusya bölgesinde, Filipinler-Güneydoğu Asya Bölgesinde ve İsviçre ‘de bölgesel ve küresel tedarik zinciri başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliği gibi üst düzey rollerde bulundum. 2015 senesinde isteğim ile emekli olup artık Türkiye’de kalıp kendi işimi yapmak istedim ve sürdürülebilir kalkınma, iş yönetimi danışmanlığı, enerji verimliliği şirketimi kurdum.

Evli, iki çocuk babasıyım. İş ve özel hayatımı dengede götürmeye çalışan bir yaşamım oldu. Her başarı mutluluk getirmez. Yaptıklarınız, yaşadıklarınızla mutlu iseniz başarılısınız. Mutluyum şükür. İşime de, aileme de, hobilerime de vakit ayırmaya çalışıyorum.

Evet, bu danışmanlık firmasıyla birlikte Türkiye'de önemli işlere imza atıyorsunuz, önemli isimlere, sanayiciler başta olmak üzere firmalara da hizmet veriyorsunuz. Mentörlük hizmeti sunuyorsunuz.

Evet, çünkü danışmanlık sırasında doğal olarak danışmanlığa gittiğiniz firmanın çalışanlarının kültürünü anlayıp, onlara göre de bir koçluk, mentörlük modeli uygulamak durumdasınız. Biz aslında butik bir danışmanlıktan bahsediyoruz. Kopyalama ve uygulama değil. Çünkü sürdürülebilir büyüyebilmeleri için kültürlerini anlayıp ona göre 5 hatta artı 5 senelik yol haritası çıkartmak gerekir. Değişim yönetimi de diyebiliriz biz buna. Patrondan başlayıp en alt çalışan düzeyine kadar. Her departman çalışanının iş tanımlarının tekrar gözden geçirilmesi ve ondan sonra da kişilerin profillerine göre eksikliklerin de ortaya çıkartılarak gelişim alanlarının belirlenmesi şeklinde. Tabi bunu yaparken şirketin önce vizyonunu ve misyonunu toparlamanız gerekiyor. Ardından da stratejileri belirlemek ve buna göre de departman/yönetici hedeflerini belirlemeniz gerekiyor. Bu hedefler muhakkak ki içten bağımlı vaziyette kurulup alt kadrolara yayılmalı. Yani hedefler birbirinden bağımsız da olmamalı, birbirine bağımlı da olmamalı. İçten bağımlı olmalı ki bu şekilde ekip olarak tepedeki şirket hedeflerine koşulabilsin. Bunu çok gerekli görüyorum sürdürülebilir büyüme çerçevesinde atılacak adımlar için.

Daha önceleri bunun adı genel yönetim danışmanlığıydı ama şimdi aslında sürdürülebilir kalkınma/ büyüme danışmanlığı diyebiliriz. Sanayicimize gelince verimliliğine ve bürüt kar yönetimine daha çok odaklanmalı özellikle şu anki piyasadaki pazar/satış salınımı, kar azalmalarına istinaden. Komoditi, butik olmayan kar marjı düşük ürünlerde satınalma maliyeti ve operasyonel verimlilik çok önemli. Tedarik zincirini bütün olarak izleyip yönetmek gerekir.

Bugüne kadar verdiğiniz danışmanlıklarla ilgili geri dönüşler nasıl oldu peki? Ne kadar başarı elde ettiniz?

Tabi ki olumlu geri beslemeler alıyoruz ama zorluklar da var. Zorluklar bizim açımızdan da var, patron ve uygulayıcılar açısından da var. Çünkü bu değişim yönetimi, dolayısıyla uygulama aşamasında kişilerin profilleri çok ön plana çıkıyor. Uygulayamadıkları noktalarda bizler de biraz operasyonlara dahil olma gereği hissedebiliyoruz. Ama bunu da zevkle yapıyoruz/yapmamız gerek. Ama sorunuza şöyle cevap vereyim, uygulama tarafı daha zor. Çünkü hiç yapılamayacak bir şey istemeseniz de bir değişim gerektiriyor bu adımlar. Bazen de o değişimi yapacak insanlar olmayabiliyor içeride. Bunu da patronlarla konuşarak ya gelişim planlarıyla veya kişileri değiştirerek yönlendiriyoruz. Zorluklar tabi ki var. İnsan çok önemli.

Evet, şimdi bu işle ilgili dünyanın en önemli megapol kentlerinden birinde İstanbul'dasınız ama bir ayağınızda Adana'da. Adana'ya dönelim, biraz da Adana'dan bahsedelim. Gönlünüzü hiç koparmadığınız bir şehir Adana. Adana sizin dünyanızda hangi pozisyonda, nerede?

Adana biz yurt dışında yaşadığımız zamanda da hiç içimizden kopmadı. Biz ailece çocuklarım çok küçükken Türkiye'den ayrıldık, Filipinler’e oradan İsviçre'ye. Ama en azından senede her bayram tatillerinde gelmeye çalıştık, hem aile büyükleri ziyareti için, manevi değerlerimiz için hem de çocuklarımın ve bizim kültürümüzden kopmamamız için. Ben Adanalılığımla, Türkiye’de olmam ile her zaman gurur duydum. Her gittiğim yerde de bunun pozitif karşılandığını hissettim.

Çünkü Adanalılık demek sıcak kanlılık demek. İnsani yönlerinizi ön plana çıkartıyorsunuz demek, misafirperverlik demek. Artık çocuklarımın iş ve okul durumları ve benim iş esnekliğim nedenli buraya dönmemiz mümkün ve isteğimiz bu yönünde.. Adana’mıza dönmek, çocukluk, gençliğimi hatırlamak, tekrar hissetmek ve doğduğum yere daha fazla değer katmak istiyorum, elimden geldiğince.

Peki buradan ayrıldıktan sonra dünyada birçok ülkeyi gezdiniz, birçok şehirde yaşadınız. Adana'da gördüğünüz şey nedir? Adana'nın sürdürülebilirliği noktasında bir eksiklik var mı? Varsa neler yapmalıyız? Ya da Adana'yla ilgili bir hayaliniz var mı?

Adana’mız çok daha iyi durumları hak ediyor sosyal, ekonomik, kültürel gelişim açısından. Tüm yapılanları takdir ediyorum, tekrardan emeği geçen herkesin eline sağlık. Ama daha çok planlı, sonuç odaklı, birlikte sinerjiler yaratarak çalışmalıyız.

Kendine has bir Adana’lıyık kültürümüz ve zaman içerisinde daha da zenginleşen ama aynı zamanda farklılaştığı da kabul edilmesi gereken bir kültür var artık. Bunu bir zenginlik olarak görüp, değişen dünya ve genç zihinler realitelerini de düşünerek birlikte adım atmak gerekir. Özümüzü unutmadan, kaybetmeden, inanarak inşallah.

Sürdürülebilirlik? Biz genelde çevresel etkiler olarak görüyor, biliyoruz? Ama siz diğer konulardan da bahsettiniz. Aslında bu sürdürülebilirliğin aşağısına baktığımız zaman çok daha geniş başlıklarla birlikte anlatılabilecek bir olgu.

Evet sürdürülebilirliğin kelime olarak daha yeni yeni anlaşılmaya başladığı bir süreçteyiz. Fakat çevreyle olan ilişkisi çok daha bilinir vaziyette. Yani çevreye etkimiz, karbon ayak izimiz, doğaya, tabiata etkimiz, yenilenebilir enerji kaynakları gibi çok önemli konular. Ama bir birlikteliğin ya da başarının ya da kalkınmanın sürdürülebilirliği için bunun ekonomik/yönetişim bacağı da var. İnsanlar ve sosyal hayat tarafı da var. Yani biz daha mikro düzeyde Adana için konuşacak olursak Adana'mızın sürdürülebilir gelişmesi için buradaki sosyal hayata, insana, çevreye, çevresel etkilere ve ekonomisine/yönetişimine dengede odaklanmamız lazım. Bu üç bacağı birlikte yönetmek gerekir(ESG-Çevre, sosyal hayat, yönetişim). Aksi takdirde atacağımız adımdan hiçbirisi sürdürülebilir olmaz günümüz dünyasında. Bu konuda devletimizin önemli çalışmaları var ve kurumsal sürdürülebilirlik standartları, raporlama şekilleri de belirlenmiş durumda (TSRS). Son yıllarda bu doğrultuda atılan adımlar çok takdir edici düzeyde ve gelişmiş ülkelerce de fark ediliyor. Şimdi uygulama, icraat zamanı.

Hazır Türkiye'nin yeşil dönüşümü konuştuğu bir ortamda daha yeşil bir Adana için belki de yerel yönetimlerin biraz daha taşın altına elini koyması lazım.

Evet, bunu yerel yönetim artı STK'lar hepimiz birlikte oturarak keşke bir konsensus tablosu oluşsa masada konuşabilsek. Aslında benim demek istediğim o. Bizler destek için varız, olmamız lazım. Bizler mütevazi bir bilgi birikimiyle buraya geliyorsak bundan istifade edilsin arzu ederiz. Her şeyi yerel yönetim ve devletten beklemememiz gerektiğininim altını çizmek istiyorum.

Buradan Adana'daki STK'lara bir çağrıda bulunmak isterseniz neler söylersiniz?

Kesinlikle periyodik olarak birliktelikler olmalı, toplanıp konuşuyor olmaları çok faydalı olur. Çünkü STK'ların genelde hepsinin bireysel olarak ayrı bir amaçları var. Ama bunlar birbirlerini bütünler ise değer yaratan, hedeflere uygun sürdürülebilir sonuca gidebilirsiniz. Daha fazla sinerji yaratılmalı, el ele tutuşarak değer zinciri oluşturulmalı.

Evet, sizle konuşacağımız, detaya ineceğimiz birçok konumuz var.

Değer zinciri yönetimi, sürdürülebilirlik (Birleşmiş milletler 17 maddesi, öncelikler..),enerji verimliliği, İK yönetimleri ,spor, doğa ilgileriniz…. Çok keyifli güzel bir sohbet oldu .Aydınlandık, paylaştık, Adanalı duygularımızı ortaya döktük..

Teşekkürler..

Son söyleyeceğiniz ne olur bugünkü sohbetimizde:

Birlikten güç doğar. Adana’mız için, ülkemiz için inançla daha çok çalışalım. Bilgi, beceri, istek hepsi bir arada olmalı (S.Cowey in etkili insanların 7 alışkanlığı kitabından ).Yolumuz açık olsun.