Adana'nın Feke ilçesinde yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen tarihi su değirmeni, yüzyıllardır suyun gücüyle dönmeye devam ediyor. Geleneksel yöntemlerle buğday, mısır, bulgur ve sumağın öğütüldüğü ata yadigârı değirmen, hem üreticilere hizmet veriyor hem de tarihi atmosferiyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Teknolojinin gelişmesiyle modern değirmenlerin yaygınlaştığı günümüzde, Feke ilçesine bağlı Süphandere Mahallesi'nde bulunan tarihi su değirmeni asırlardır süren geleneğini yaşatıyor. Çağlayan derenin kenarında, asırlık çınar ağacının gölgesinde yer alan değirmen, tamamen suyun gücüyle çalışan mekanizması sayesinde buğday, mısır, bulgur ve hasat dönemlerinde sumağı doğal taşlarla öğütmeye devam ediyor.
Yaklaşık beş asırdır ayakta olduğu belirtilen değirmen, yalnızca Feke ve çevre köylerde yaşayan üreticilere değil, Adana'nın farklı ilçeleri ile Kayseri'den gelen vatandaşlara da hizmet sunuyor. Tarihi dokusunu koruyan yapı, geleneksel üretim yöntemlerini yakından görmek isteyen ziyaretçilerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor.
"Su ile çalıştığı için unu yakmıyor"
Yaklaşık 35 yıldır ailesinden miras kalan değirmeni işleten Ramazan Şengül, su değirmeninde öğütülen ürünlerin doğallığını koruduğunu söyledi.
Değirmende buğday, mısır, bulgur ve sumak öğüttüklerini belirten Şengül, "Buranın yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip olduğu söyleniyor. Atalarımızdan bize miras kaldı. En önemli özelliği ise unu yakmaması ve ürünün doğallığını bozmaması. Su gücüyle çalıştığı için kepekli unu tamamen doğal şekilde öğütüyor. Bu nedenle ilçemizden, çevre köylerden ve farklı illerden gelenler özellikle bu unu tercih ediyor." dedi.
"Eskiden at ve eşeklerle gelirlerdi"
Geçmişte köylülerin mahsullerini at ve eşeklerle değirmene getirdiğini anlatan Şengül, günümüzde ise kilometrelerce uzaklıktan araçlarla gelenlerin bulunduğunu ifade etti.
Talebin geçmiş yıllara göre azaldığını ancak değirmene ilginin sürdüğünü belirten Şengül, "Kayseri'den, Kozan'dan ve çevre ilçelerden gelenler oluyor. Eskiden insanlar mahsullerini at ve eşeklerle taşırdı, şimdi ise araçlarla geliyorlar. Sadece un öğütmek için değil, bu tarihi değirmeni görmek isteyenler de geliyor. Özellikle yaşlı ziyaretçiler burayı görünce eski günlerini hatırlayıp duygulanıyor. Değirmeni yaşattığımız için bize teşekkür eden çok kişi oluyor." diye konuştu.
"Bu tarihi miras korunmalı"
Tarihi değirmenin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini vurgulayan Şengül, yapının restore edilerek tescillenmesini istedi.
Şengül, "Devletimiz burayı restore edip tescillese çok güzel olur. Böylece hem bu tarihi miras korunur hem de gelecek nesillere aktarılır." ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 500 yıldır suyun gücüyle dönmeye devam eden tarihi değirmen, hem geleneksel üretim kültürünü yaşatıyor hem de Anadolu'nun yüzyıllardır süregelen kırsal yaşamına tanıklık eden önemli yapılardan biri olarak varlığını sürdürüyor.