5ocakgazetesi.com
Turgut Özal ve Süleyman Demirel bulvarlarıyla başlayan, şimdilerde ise Sarıçam'ın derinliklerine ve Çukurova ilçesinin en uç noktalarına kadar uzanan bu lüks konut furyası, parlak broşürlerde "yeni nesil yaşam" olarak pazarlanıyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde, telafisi imkansız bir doğa katliamı yatıyor.
Havuzlu, güvenlikli ve akıllı ev sistemleriyle donatılmış bu milyonluk projelerin birçoğu, geçmişte portakal bahçelerinin, pamuk ve buğday tarlalarının dalgalandığı, dünyanın en bereketli alüvyon topraklarının tam kalbine inşa ediliyor.
ZİRAAT MÜHENDİSLERİNDEN 'CİNAYET' UYARISI
Meslek odaları ve tarım uzmanları, kentsel rantın tarımsal üretimi nasıl boğduğunu yıllardır rakamlarla ortaya koyuyor. Ziraat Mühendisleri Odası'nın hazırladığı raporlar ve uzman uyarıları, sahadaki acı gerçeği tüm çıplaklığıyla özetliyor:
"Bir santimetre kalınlığındaki verimli tarım toprağının oluşması için doğanın yüzlerce yıla ihtiyacı var. Biz ise binlerce yılda oluşan, yılda 2-3 kez hasat alınabilen bu birinci sınıf tarım arazilerinin üzerine sadece birkaç ay içinde binlerce ton beton döküyoruz. Tarım arazilerinin imara açılması, kanunlarla sınırlandırılmış olsa da 'marjinal tarım arazisi' gibi esnetilmiş tanımlarla ovaya hançer saplanmaya devam ediliyor. Üzerine beton dökülen bir toprak parçasını bir daha asla tarıma döndüremezsiniz; o toprak artık ölmüştür."
GIDA KRİZİ VE YEREL EKONOMİYE DARBE
Bu kontrolsüz betonlaşmanın bedeli sadece estetik veya çevresel değil, doğrudan vatandaşın mutfağına yansıyacak devasa bir ekonomik faturayı da barındırıyor.
-
Eriyen Tarım Alanları: Adana sınırları içindeki ekilebilir tarım arazileri her geçen yıl daralıyor. Üreten alanlar küçüldükçe, rekolte düşüyor.
-
Tarladan Markete Fiyat Uçurumu: Çukurova gibi Türkiye'yi besleme kapasitesine sahip bir ovada, tarım alanlarının lüks rezidanslara teslim edilmesi, gelecekte kentin kendi gıdasını bile dışarıdan fahiş fiyatlara ithal etmesi riskini doğuruyor.
-
Tarımsal İstihdamın Çöküşü: Arazilerini yüksek bedellerle müteahhitlere satan çiftçiler üretimden koparken, bölgedeki tarım işçileri ve tarıma dayalı sanayi de kan kaybediyor.
'DAĞLARA DOĞRU BÜYÜME' VİZYONU ŞART
Şehir plancıları, Adana'nın nüfus artışı ve barınma ihtiyacı nedeniyle büyümesinin kaçınılmaz olduğunu kabul ediyor. Ancak bu büyümenin yönünün "verimli ova" değil, kuzeydeki kayalık, tarıma elverişsiz yamaçlar ve tepeler olması gerektiği konusunda hemfikirler.
Geçmişte yapılmış hatalardan ders çıkarılarak, yeni imar planlarında tarım topraklarının kırmızı çizgi olarak belirlenmesi ve kentsel dönüşümün yatay mimariyle "ova sınırının dışında" tutulması şart. Aksi takdirde Yeni Adana, lüks kulelerinin balkonlarından, bir zamanlar efsanelere konu olan o yemyeşil Çukurova'nın betonlaşmış mezarlığını izlemeye mahkum kalacak.