Röportaj: Sefa Saygıdeğer

4 yıllık yoğun bir emeğin ürünü olan “İnsan Dünyadır” başlıklı sergi, Adana 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi’nde kapılarını açtı. 25 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek bu anlamlı sergiyi, projenin mimarı Dr. Figen Gürsoy ve sergiye ev sahipliği yapan Altın Koza Genel Müdürü Hüseyin Orhan ile konuştuk.

Adana Lezzet Festivali’nde Muhteşem Gece! 140 Çeşit Yemek Görücüye Çıktı
Adana Lezzet Festivali’nde Muhteşem Gece! 140 Çeşit Yemek Görücüye Çıktı
İçeriği Görüntüle

- Yaşar Kemal, tüm dünyanın kabul ettiği gibi Çukurova’nın insanını, doğasını, acılarını ve umutlarını dünya edebiyatına taşıyan büyük bir usta. Onun bütün kitaplarını minyatür sanatına dönüştürdüğünüz bu özel koleksiyonu, eserlerine ilham veren Adana’da sanatseverlerle buluşturmak sizin için nasıl bir anlam taşıyor?

Dr. Figen Gürsoy: İnsan Dünyadır sergisi, Yaşar Kemal’in ömrü boyunca kaleme aldığı 57 kitabın her birinin özgün birer minyatür resme dönüştüğü çok özel bir çalışma. Adana, bu serginin 13. durağı. Daha önce Türkiye’nin farklı illerinde, uluslararası tıp kongrelerinde ve Paris’te olmak üzere 12 kez sanatseverlerle buluştu. Her sergi kendi içinde çok anlamlı ve doyurucuydu ancak ben 12 sergi boyunca hep büyük bir heyecanla Adana’yı bekledim. Çünkü büyük ustayı var eden, ona ilham veren toprakları görecek olmak bana ayrı bir heyecan veriyordu.

Bu benim Adana’ya ve Çukurova’ya ilk gelişim. Fakat ben bu coğrafyayı, insanını, kültürünü, doğasını, çiçeğini ve böceğini ustanın cümleleriyle zaten çok iyi tanıyordum. İç dünyamda böylesine köklü yer edinmiş bir şehri şimdi gözlerimle görmek tarifsiz bir duygu. Adanalı izleyicilerden de bir beklentim var; bana bol bol Yaşar Kemal anıları getirmelerini umuyorum.

- Yaşar Kemal’in 57 kitabını birden resmetme fikri nasıl doğdu? Projenin hazırlık süreci nasıl ilerledi?

Dr. Figen Gürsoy: Ben minyatürü bir kitap resmi olarak çalışıyorum, yani okuduğum kitapları minyatür diliyle yorumlamak kendime seçtiğim bir yol. Bu doğrultuda Anadolu’yu çalışmak istedim. Anadolu’yu en iyi anlatan yazarın da Yaşar Kemal olduğu bilinciyle yola çıktım. Bu çalışma, bir yazarın tüm kitaplarının eksiksiz olarak minyatür sanatıyla resmedildiği, bildiğimiz kadarıyla hem Türkiye’de hem de dünyada bir ilk. Yaşar Kemal, bu emeği fazlasıyla hak eden dev bir isim.

Projenin tamamlanması tam 4 yıl sürdü. İlk yıl 57 kitabın tamamını okudum ancak bu sıradan bir okuma değildi. Öyle ki aldığım notları üst üste koysak neredeyse boyuma ulaşırdı. İkinci yıl bu notlardan yola çıkarak çizimlerimi ve eskizlerimi oluşturdum. Üçüncü ve dördüncü yıllarda ise kağıtlarımı hazırlayıp minyatürleri uygulamaya geçtim. 3 yıldır da sergileme süreci devam ediyor. Özetle, 7 yıllık çok güzel bir yolculuğun eşlikçisiyiz.

- Bu süreçte sizi duygusal açıdan en fazla etkileyen ya da resmederken zihninizi en çok zorlayan eser hangisi oldu?

Dr. Figen Gürsoy: Zorlanmaktan ziyade, her bir kitaptan müthiş bir keyif aldığımı söylemeliyim. Elbette toplumsal acıların yansıtıldığı noktalarda derinden etkileniyorsunuz. Ancak kitaplar arasında benim için yeri çok farklı olan bir eser var, Çocuklar İnsandır. Sokak çocuklarıyla yapılan röportajlardan oluşan bu kitap için büyük usta da ‘İyi bir roman yazsaydım, bu kadar sevmezdim’ demiştir. Günlük hayatta yanından geçip de görmediğimiz nice çocuğun hikayesini Yaşar Kemal fark etmiş, elinden tutmuş ve toplumsal farkındalık yaratmak için müthiş bir yapıt bırakmıştır.

Bunun yanı sıra İnce Memedler, Dağın Öte Yüzü, Kimsecikler, Ağrıdağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi, Deniz Küstü, Yılanı Öldürseler ile Filler Sultanı ve Kırmızı Sakallı Topal Karınca gibi eserlerin her biri ayrı birer hayat hikayesidir. Yaşar Kemal, trajik ve örselenmiş bir çocukluktan gelmesine, çocuk yaşta babasının ölümüne şahit olup kekelemeye başlamasına rağmen, kekemeliğini türküler söyleyerek aşmış bir dehadır. Yaşadığı onca acıdan barış, umut, sevgi ve insan onurunu damıtarak bizlere bırakmıştır.

- Serginin toplumsal ve kültürel olarak nasıl bir misyon üstlenmesini hedefliyorsunuz?

Dr. Figen Gürsoy: Bu sergiyi kurgularken, salondan ayrılan her izleyicinin içinde ‘Bir Yaşar Kemal kitabı daha okuyayım’ ya da ‘Tanışmadığım eserleriyle tanışayım’ isteğinin uyanmasını hayal ettim. Ancak asıl hedef kitlemiz her zaman öğrenciler, gençler ve çocuklar oldu. Geride bıraktığımız 12 sergide de anaokulundan doktora düzeyine kadar binlerce öğrenciyi salonlarımızda ağırlamayı başardık.

Bu eserler, gençlerin geleceğe güç, güven ve güzellik taşıyabilmeleri için çok önemli birer hazinedir. Onların zihinlerine ve yüreklerine; içinde barış, umut, sevgi ve insan onuru barındıran çok güçlü tohumlar ekiyoruz. Bu tohumların gelecekte mutlaka hayatlarına olumlu bir katkısı olacaktır. Adana’daki sergimize de her yaş grubundan ziyarete başladılar; özellikle öğrencileri büyük bir keyifle bekliyorum.

- UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak minyatür sanatını, Yaşar Kemal gibi evrensel bir edebiyat ustasıyla buluşturmanın kültürel mirasımız açısından önemi nedir?

Dr. Figen Gürsoy: Bunu kültürel mirasımız açısından son derece önemli ve anlamlı buluyorum. Minyatür; kendine özgü çizim ve boyama dili olan, geleneksel bir resim tekniğidir. Projenin başında bu birlikteliği yadırgayanlar, geleneksel bir çatının modern edebiyatla nasıl buluşacağını sorgulayanlar oldu. Ancak ürünler ortaya çıktıktan sonra herkes ‘İyi ki böyle bir çalışma yapılmış, Yaşar Kemal ancak minyatürle bu kadar güzel anlatılabilirdi’ demeye başladı. Yaşar Kemal hepimizin ortak değeridir. Toplumun her kesimi onu büyük bir saygı, hürmet ve hayranlıkla takip ediyor. Bu sergi de onun evrensel dilini geleneksel sanatımızla geleceğe taşımak adına kıymetli bir vesile oldu.

HÜSEYİN ORHAN: "ADANA KÜLTÜR VE SANATIN KENTİDİR"

Serginin açılışında tüm Adanalıları bu özel buluşmaya davet eden Altın Koza Genel Müdürü Hüseyin Orhan, projenin kent için taşıdığı değeri şu sözlerle ifade etti: "Altın Koza Film Festivali’nin hemen ardından bu sergiyi Adanalılarla buluşturmak bizim için büyük bir keyif ve onurdur. Adana demek; Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Yılmaz Güney ve Müslüm Gürses demektir. Kentimizin kültür ve sanat yaşamını ayağa kaldıran, Altın Koza’nın vizyonunu büyüten en temel değerlerin başında Yaşar Kemal gelir. Büyük ustayı, Figen Hocamızın sergisi vasıtasıyla kendi topraklarında yeniden ağırlıyoruz.

Yaşar Kemal, sadece Adana’yı değil, Çukurova’nın doğasını, insanını ve tarihsel başkaldırısını tüm dünyaya anlatan evrensel bir değerdir. Bu yüzden serginin özellikle gençler tarafından görülmesini çok önemsiyoruz. Nitekim okullarımızdan gelen öğrencilerimiz sergiyi ziyaret etmeye başladı. Figen Hocamıza bu kıymetli emeği bizimle buluşturduğu için teşekkür ediyorum. Minyatürleri inceleyen her öğrencide bir merak uyanacağına ve bu merakın, onları Yaşar Kemal kitaplarını okumaya yönlendireceğine inanıyorum.

Uzun süredir Yaşar Kemal Vakfı ile ortak çalışmalar yürütüyor, 'Yaşar Kemal Sanat Günleri'ni birlikte gerçekleştiriyoruz. Son 5 yılda on binlerce öğrencimizi büyük ustanın eserleriyle tanıştırdık. 'Adana bir sanat kentidir' ifadesi bizim için sadece bir söylemden ibaret değil. Halkımız; sergilerden söyleşilere, Portakal Çiçeği Karnavalı'ndan Lezzet Festivali'ne ve haftaya başlayacak olan Şehir Tiyatroları Festivali’ne kadar her etkinlikte salonları doldurarak bu unvanın hakkını veriyor. Tıklım tıklım dolan bir sinema salonu yönetmeni ve oyuncuyu nasıl mutlu ediyorsa, sergilerin dolup taşması da sanatçılar için en büyük ödüldür. Tüm Adanalıları bu büyük emeğe tanıklık etmeye davet ediyoruz."

Kaynak: Haber Merkezi