Ülkenin tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşadığını ifade eden Barut, toplumun tüm kesimlerinin büyük bir yaşam mücadelesi verdiğini aktardı. Emeklilerin geçim sıkıntısıyla boğuştuğunu, asgari ücretlilerin ay sonunu getiremediğini ve esnafın artan maliyetler altında ezildiğini belirten CHP'li vekil, çiftçinin de ürettiğinin karşılığını alamadığını dile getirdi. Memurlardan işçilere, mutfaktaki yangını söndürmeye çalışan ev kadınlarından gelecek kaygısı yaşayan işsiz gençlere kadar herkesin darda olduğunu savunan Barut, sanayici ve üreticilerin de öngörülemez ekonomik koşullar nedeniyle büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
İktidar Sorunları Çözmek Yerine Seyirci Kalıyor
Giderek ağırlaşan bu ekonomik tablonun karşısında iktidarın çözüm üretmek yerine duruma sadece seyirci kaldığını savunan Ayhan Barut, eleştirilerini sertleştirdi. Toplumun her kesiminin bu ağır yükü omuzlarında taşıdığına dikkat çeken Barut, ülkeyi yönetenlerin yaşanan ekonomik daralmanın, hayat pahalılığının ve derinleşen gelir adaletsizliğinin asıl sorumlusu olmalarına rağmen, sanki bu karanlık tabloyla hiçbir ilgileri yokmuş gibi bir tavır sergilediklerini vurguladı.
Tek Çıkış Yolu Sandık ve Milletin İradesi
Vatandaşların en temel talebinin adaletli bir yönetim, güçlü bir ekonomi ve insanca yaşam koşulları olduğunun altını çizen Barut, mevcut yönetimin günü kurtaran politikalarla vakit kaybettiğini ve sorunları daha da derinleştirdiğini belirtti. Türkiye'nin artık kaybedecek tek bir saniyesi bile kalmadığını dile getiren Barut, ülkenin içinde bulunduğu bu krizden kurtulmasının en demokratik yolunun sandığın bir an önce halkın önüne getirilmesi olduğunu söyledi. Çözümü halkın iradesinde gördüklerini vurgulayan Barut, kurulacak yeni bir iktidarda Türkiye'nin yeniden üreten, hakça paylaşan ve adil bir ülkeye dönüşeceğini belirterek, emeklisinden gencine, çiftçisinden işçisine kadar herkesin yüzünün güleceği bir düzeni hep birlikte inşa edeceklerinin sözünü verdi.