5ocakgazetesi.com
Her ayın ortasında hesaplara yatan SED ödemeleri, mahalle aralarındaki bakkallardan semt pazarlarına kadar küçük esnafın kasasına giren sınırlı ama can suyu niteliğinde bir nakit akışı yaratıyor. Çarşı pazardaki fiyat etiketlerinin sürekli değiştiği bu dönemde, çekilen nakit lüks tüketime değil; doğrudan mutfak masraflarına, birikmiş kira borçlarına ve çocukların beslenme çantasına gidiyor. Sokaktaki tablo, bu ödemelerin günü kurtarmaktan öte, bir ailenin temel yaşamını sürdürebilmesi için ne kadar hayati olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bankamatik önlerinde oluşan kuyruklar, kentin ekonomik gerçekliğinin en net fotoğrafını sunuyor.
Tarladan Okul Sırasına Çekilen Set
Adana’nın tarıma dayalı ekonomik yapısı ve mevsimlik işçi göçü göz önüne alındığında, SED ödemelerinin sosyal boyutu daha da derinleşiyor. Bu nakdi destek sağlanmadığında veya geçim sıkıntısı aşılamaz boyuta ulaştığında, dar gelirli ailelerin çocukları eğitimden koparak narenciye bahçelerinde veya pamuk tarlalarında çalışmak zorunda kalma riskiyle yüzleşiyor. SED ödemeleri, çocukları tarladan ve sokaktan uzak tutup okul sıralarında tutan en somut bariyer olarak öne çıkıyor.
Enflasyon Karşısında Eriyen Alım Gücü
Mevcut ekonomik koşullarda dar gelirli aileler için vazgeçilmez olan SED ödemeleri, yoksulluğu kökten çözmese de kentin arka sokaklarındaki hanelerin ayakta kalmasını sağlıyor. Ancak market ve pazardaki gıda enflasyonu karşısında alınan desteğin alım gücü giderek daralıyor. Geçtiğimiz yıl aynı destek tutarıyla mutfağın büyük bir bölümü doldurulabilirken, bugün pazar filesinin yarısı ancak doluyor. Buna rağmen, sosyal devletin uzattığı bu el, Adana'nın güney mahallelerinde yaşam mücadelesi veren ailelerin bir sonraki aya umutla bakabilmesi için tek tutamak olmaya devam ediyor.