5ocakgazetesi.com
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa bünyesinde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, suça sürüklenen çocuklar ile yaşıtları arasındaki uçurumu gözler önüne serdi. Çalışmaya göre; ailesinden yeterli destek görmeyen, akademik başarısı düşük olan ve çevresinde suç geçmişi bulunan bireyler olan çocuklar, suça çok daha kolay yöneliyor.
Sosyal hizmet uzmanı Yazgan Özdemir tarafından hazırlanan "Suça Sürüklenen Çocukların Algılanan Sosyal Destek ve Sosyal İlgi Düzeylerinin Karşılaştırılmalı İncelenmesi" başlıklı yüksek lisans tezi, suça itilen çocukların profilini ve bu süreci tetikleyen faktörleri detaylı bir şekilde ortaya koydu.
Suça Sürüklenmede "Erkek Cinsiyet" ve "Eğitimden Kopuş" Faktörü
Araştırma sonuçlarına göre, suça sürüklenen çocukların büyük çoğunluğunu erkek çocukları oluşturuyor. Ayrıca, eğitim hayatından kopuşun suçla doğrudan bağlantılı olduğu saptandı. Suça sürüklenmeyen çocukların çoğu lise eğitimine düzenli devam ederken, suça sürüklenen çocuklarda okula devam etme oranının oldukça düşük olduğu ve akademik başarının bu grupta anlamlı düzeyde geride kaldığı görüldü.
Aile ve Arkadaş Çevresi "Kader" mi?
Tez çalışmasının en dikkat çekici bulgularından biri, yakın çevrenin çocuk üzerindeki etkisi oldu. Veriler, ailesinde veya arkadaş grubunda suç geçmişi olan çocukların suça sürüklenme oranının, böyle bir çevresi olmayanlara göre çok daha yüksek olduğunu kanıtladı. Özellikle arkadaş çevresinde zararlı alışkanlıkları ve suç kaydı olan kişilerin bulunması, çocuğu bu karanlık dünyaya çeken en büyük "mıknatıs" görevini görüyor.
Sosyal Destek Azaldıkça Suç Riski Artıyor
Araştırmada kullanılan ölçek sonuçlarına göre; bir çocuk ailesinden ne kadar az destek gördüğünü hissederse, toplumsal kurallara uyma ve "biz" duygusu geliştirme (sosyal ilgi) noktasında o kadar zayıf kalıyor. Kendi odası olmayan veya kalabalık/parçalanmış ailelerde yetişen çocukların, aidiyet hislerini dışarıdaki suç gruplarında arama eğilimi gösterdikleri belirtiliyor.
Adana Raporu: Çocuk Suçluluğunda "Göç" ve "Sosyal Destek" Alarm Veriyor
Tez, Türkiye'nin çocuk suçluluğu haritasında üst sıralarda yer alan Adana' da, suça sürüklenen çocukların profiline dair de çarpıcı gerçekleri ortaya koyuyor. Adana'nın dezavantajlı mahallelerinde yürütülen çalışma, suç ve sosyal çevre arasındaki kopmaz bağı gözler önüne seriyor.
Araştırmada paylaşılan Adalet Bakanlığı verilerine göre Adana, Türkiye genelinde çocuk suçluluğu oranının en yüksek olduğu 6. şehir konumunda. Bu durumun temel nedenleri arasında şehrin çok yoğun göç alması, plansız kentleşme ve bazı mahallelerin "suç alt kültürü"ne açık hale gelmesi gösteriliyor.
Göç ve Suç İlişkisi Verilerle Kanıtlandı
Adana özelinde yapılan analizlerde, suça sürüklenen çocukların %37,3'ünün şehre dışarıdan göçle geldiği tespit edildi. Suça sürüklenmeyen çocuklarda bu oran %25'te kalırken; göç faktörünün, çocuğun şehre ve topluma aidiyet hissini zayıflatarak suç riskini artırdığı saptandı.
Adanalı Çocuklar Ne Kadar Sosyal Destek Alıyor?
Saha sonuçlarına göre, Adana'da suça sürüklenen çocukların ailelerinden ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek seviyesi, suça karışmayan yaşıtlarına oranla anlamlı derecede düşük çıktı.
-
Aile Desteği: Suça sürüklenen çocukların aile içindeki güven ve dayanışma hissi oldukça zayıf.
- Akademik Kaygı: Bu gruptaki çocukların eğitim hayatından koptuğu ve okul başarılarının "kötü" veya "çok kötü" olduğu görüldü.
Mahalle ve Akran Etkisi
Araştırma, Adana'da suç geçmişi olan bir arkadaş grubuna sahip olmanın çocuk için en büyük risk olduğunu doğruluyor. Özellikle dezavantajlı mahallelerde, suç kaydı bulunan kişilerle temas halinde olan çocukların, suçu bir "yaşam biçimi" olarak içselleştirme riskinin çok daha yüksek olduğu vurgulanıyor.
Çözüm İçin "Adli Sosyal Hizmet" Şart
Çalışmanın sonuç bölümünde, çocukların sadece cezalandırılmasının suçu önlemede yetersiz kaldığı vurgulanıyor. Uzmanlar, "suça sürüklenen çocuk" kavramının, çocuğun bu eylemlere aslında "itildiği" varsayımına dayandığını hatırlatarak; aile danışmanlığı, okul bazlı sosyal hizmet müdahaleleri ve adli sosyal hizmet uzmanlarının sürecin her aşamasında aktif rol alması gerektiğini savunuyor. Özellikle risk altındaki çocukların erken tespiti ve bu çocuklara yönelik sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi, gelecekteki suç oranlarını düşürmede en kritik yol haritası olarak gösteriliyor.