Özel

Adana’da Selin Gerçek Nedeni Ortaya Çıktı: Doğa Değil İhmal!

Adana’da her yıl yoğun yağışların ardından yaşanan su taşkınları bu kez kapsamlı bir saha araştırmasıyla bilimsel çerçevede incelendi.

5ocakgazetesi.com

Kent sosyolojisi, göç ve yerel siyaset alanında çalışan uzman Fatih Aktaş tarafından hazırlanan analitik rapor, yaşanan taşkınların yalnızca meteorolojik koşullarla açıklanamayacağını; altyapı yönetimi, kurumsal ihmal ve yönetsel zafiyetle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koydu.

İki gün süren saha çalışmasına dayanan araştırmada Adana’nın farklı ilçelerinden ve mahallelerinden yaklaşık 200 kişiyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmelere ev sahipleri, esnaf, site yöneticileri ve mahalle sakinleri katıldı. Yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle toplanan veriler tematik analizle değerlendirildi.

Taşkınlar Rastlantısal Değil, Her Yıl Aynı Noktalarda Tekrarlanıyor

Rapora göre su baskınları kent genelinde düzensiz biçimde ortaya çıkmıyor. Aksine her yıl aynı cadde, alt geçit, mahalle içleri ve ana ulaşım arterlerinde tekrar eden bir örüntü bulunuyor. Bu durum, taşkınların olağanüstü bir doğa olayı değil, uzun süredir çözülemeyen yapısal bir altyapı problemi olduğuna işaret ediyor.

Özellikle sulama kanalları çevresinde ve köprü altlarında yaşanan taşkınların en yoğun mağduriyet yaratan alanlar olduğu belirtilirken, bu noktaların yıllardır sorunlu olduğunun hem vatandaşlar hem de yerel yönetimler tarafından bilindiği vurgulanıyor.

Tıkalı Giderler ve Bakımsız Altyapı En Temel Neden

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri yağmur suyu giderleri ve kanalizasyon hatlarının büyük bölümünün tıkalı olması. Katılımcılar bu durumun ani değil, uzun süredir devam eden bir sorun olduğunu ve düzenli bakım yapılmadığını ifade etti.

Saha gözlemlerinde çok sayıda giderin üzerinin halı, paspas ve çeşitli materyallerle kapatıldığı belirlendi. Bu durum, belediyelerin denetim mekanizmalarının yetersizliğine dair güçlü bir gösterge olarak rapora yansıdı.

Vatandaşların büyük çoğunluğu taşkınların teknik olarak önlenebilir olduğunu, yaşanan felaketlerin doğal afet kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Araç Hasarları Büyük Ama Resmi Kayda Girmiyor

Saha araştırmasında öne çıkan bir diğer önemli başlık araç mağduriyetleri oldu. Birçok araç sel sularında motor, elektronik sistemler ve yürür aksamdan ağır hasar aldı. Ancak bu zararların büyük bölümü resmi hasar tespitlerine yansımadı.

Özellikle krediyle veya borçla alınan araçların kısa sürede kullanılamaz hale gelmesi haneler üzerinde ciddi ekonomik baskı yaratırken, mağduriyetlerin çoğunlukla bireysel imkânlarla karşılandığı ifade edildi.

Bu görünmez zararların, resmi verilerle sahadaki gerçek durum arasında ciddi fark oluşturduğu vurgulandı.

Sorun Teknikten Çok Yönetsel Kriz Boyutu Taşıyor

Rapora göre altyapı sorunlarının arkasında yalnızca fiziki eksiklikler değil, ciddi bir yönetim ve organizasyon zafiyeti bulunuyor. Müdahalelerin çoğunlukla kriz anıyla sınırlı kaldığı, önleyici bakım ve uzun vadeli planlamanın ihmal edildiği algısı yaygın.

Vatandaşların kendi imkânlarıyla setler kurması, gider açmaya çalışması ve iş yerlerini yükseltmesi kamusal hizmet eksikliğinin bireysel çözümlerle telafi edilmeye çalışıldığını gösteriyor. Bu durumun devlet-vatandaş ilişkisi açısından güven zedeleyici bir unsur olduğu belirtiliyor.

Kriz İletişimi Tepkiyi Azaltmak Yerine Büyütüyor

Araştırma bulgularına göre yerel yönetimlerin afet sonrası kullandığı söylem ve kriz iletişimi toplumsal öfkeyi yatıştırmak yerine artırıcı etki yaratıyor.

Sorumluluğu geçmiş dönemlere veya iklim değişikliğine yükleyen açıklamalar, mevcut sorunların sahiplenilmediği algısını güçlendiriyor. Altyapı yatırımlarına dair şeffaf bilgilendirme yapılmaması ve riskli alanlara ilişkin güncel haritaların kamuoyuyla paylaşılmaması planlama eksikliğinin bir diğer göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Taşkınların Siyasal Etkileri Güçleniyor

Raporda yaşanan sürecin yalnızca teknik bir altyapı sorunu olmadığı, aynı zamanda siyasal sonuçlar doğurduğu vurgulanıyor. Tekrarlayan felaketler ve çözümsüzlük algısı mevcut yerel yönetimlere yönelik güveni zayıflatıyor.

Bu güven kaybının hem yerel hem de genel seçimlerde oy davranışlarına yansıma potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Altyapı sorunlarının giderek liyakat, kurumsal kapasite ve hesap verebilirlik meselesi olarak algılandığına dikkat çekiliyor.

Uzmandan Net Uyarı: Benzer Felaketler Artarak Sürecek

Araştırmanın sonuç bölümünde, riskli alanlara yönelik önleyici yatırımlar yapılmadığı takdirde taşkınların artan sıklık ve şiddetle devam edeceği uyarısı yer alıyor.

Kısa vadede gider temizliği ve sık denetimlerin artırılması, orta vadede altyapı yenilemeleri, uzun vadede ise kentsel dirençliliği esas alan planlama politikalarının hayata geçirilmesi öneriliyor.

Çalışma, yalnızca Adana için değil benzer altyapı yapısına sahip diğer büyükşehirler için de önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Sonuç: Sel Doğal Afet Değil, Yönetim Sorunu

Uzman raporu, Adana’da yaşanan su taşkınlarının doğanın kaçınılmaz sonucu olmadığını; altyapı yönetimi, denetim eksikliği, kurumsal ihmal ve hesap verebilirlik zafiyetiyle doğrudan bağlantılı çok katmanlı bir kent yönetimi problemi olduğunu ortaya koyuyor.

Kalıcı çözümün ise geçici müdahalelerden değil; planlı yatırımlar, şeffaf yönetim, düzenli bakım ve güçlü kurumsal sorumluluk anlayışından geçtiği vurgulanıyor.