5ocakgazetesi.com

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Esra Çiftci tarafından hazırlanan "Adana Kent Kimliği" başlıklı doktora tezi, kentin sadece binalarını değil, ruhunu, toplumsal hafızasını ve geleceğe dair kaygılarını derinlemesine mercek altına alıyor. 2025 yılında tamamlanan bu kapsamlı çalışma, Adana’nın "pamuk ve sanayi" ile anılan o gür sesinin, küreselleşme ve neoliberal politikalarla nasıl bir fısıltıya dönüştüğünü bilimsel verilerle kanıtlıyor.

Bayram Öncesi Kurban Pazarları Doldu Taştı! Satışlar Hızlandı
Bayram Öncesi Kurban Pazarları Doldu Taştı! Satışlar Hızlandı
İçeriği Görüntüle

Beyaz Altından AVM Işıklarına: İktisadi Kimliğin Dramatik Sonu

Tezin en temel saptamalarından biri, Adana’nın üretimden kopuş sürecidir. Bir zamanlar "Bereketli Topraklar Üzerinde" yükselen fabrikalar, yerini devasa alışveriş merkezlerine ve steril rezidanslara bırakmış durumda. Çiftci’ye göre Adana, 1980 sonrası hız kazanan neoliberal dönüşümle birlikte bir üretim merkezi olmaktan çıkarılıp bir "hizmet ve tüketim kenti" haline getirildi. Bu değişim sadece ekonomik bir gösterge değil; kentlinin çalışma biçiminden, sosyal hayatına, hatta kentin siluetine kadar her şeyi değiştirdi. Eskiden fabrika düdükleriyle uyanan kent sakinleri, bugün küresel markaların vitrin ışıkları arasında yeni bir kimlik tanımlamaya çalışıyor.

İki Adana Arasındaki Uçurum: Kuzey ve Güney

Araştırma, Adana’nın mekânsal olarak ikiye bölünmüşlüğünü çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Kuzeye doğru genişleyen "Yeni Adana", lüks konutları ve modern caddeleriyle moderniteyi temsil ederken; güneydeki "Eski Adana", ihmal edilmişlik, gettoşlaşma ve çarpık kentleşme sorunlarıyla boğuşuyor. Tezde yer alan saha çalışmalarında, bu iki bölge arasındaki kopukluğun sadece fiziksel değil, sınıfsal ve kültürel bir ayrışmayı da beraberinde getirdiği vurgulanıyor. Güneyden kuzeye doğru gerçekleşen bu kaçış, kentin tarihsel merkezinin "sahipsiz" kalmasına ve kentsel belleğin silinmesine yol açıyor.

Göçün Yeni Yüzü ve Toplumsal Uyum

Adana, tarih boyunca göçle büyümüş bir şehir olmasına rağmen, tezin son bölümleri bu göçün artık bir "yük" olarak algılandığına dikkat çekiyor. Özellikle Suriye’den gelen göç dalgasının yarattığı mekânsal izler ve toplumsal etkiler, araştırmanın derinlemesine mülakatlarında en çok dile getirilen konulardan biri. Kent aktörleri, kontrolsüz göçün Adana’nın kendine has "kabadayı ruhunu" ve "mahalle kültürünü" aşındırdığını, bunun yerine güvenlik kaygılarının hâkim olduğu bir güvensizlik ortamının oluştuğunu belirtiyor.

6 Şubat Depremi: Kırılan Sadece Binalar Değil

Tezin en güncel ve can yakıcı başlıklarından biri de 6 Şubat depremlerinin Adana üzerindeki etkisi. Deprem, sadece fiziksel bir yıkım getirmekle kalmamış, kentli ile kent arasındaki o görünmez "güven bağını" da zedelemiştir. Çiftci’nin analizlerine göre, deprem sonrası Adana’da "güvenlik" kavramı, kent kimliğinin en baskın ögesi haline gelmiştir. İnsanlar artık kenti estetik ya da kültürel değerleriyle değil, binaların sağlamlığı ve zemin güvenliğiyle tanımlar hale gelmiştir. Bu durum, kentsel dönüşüm projelerinin sadece teknik bir süreç değil, toplumsal bir onarım süreci olması gerektiğini açıkça göstermektedir.

Gastronomi ve Markalaşma Çıkmazı

Adana’nın son yıllarda bir "festival ve lezzet şehri" olarak pazarlanması da tezde eleştirel bir süzgeçten geçiriliyor. "Marka Kent" olma çabalarının sadece kebap ve şalgam üzerinden yürütülmesinin yüzeysel olduğu ifade edilen çalışmada, kentin asıl marka değerinin Yaşar Kemal’den Yılmaz Güney’e uzanan sanatsal mirasında ve tarihsel derinliğinde aranması gerektiği savunuluyor.

Kimliğini Arayan Şehir

Esra Çiftci’nin bu titiz çalışması, Adana için bir yol haritası niteliği taşıyor. Tezin vardığı sonuç şu: Eğer Adana, geçmişin üretim gücünü, tarihsel dokusunu ve toplumsal barışını koruyamazsa; ruhu olmayan, beton yığınlarından ibaret, herhangi bir küresel kentten farkı kalmayan bir yerleşkeye dönüşecek. Bu çalışma, sadece bir akademik metin değil; Adana’nın yerel yöneticilerine, sivil toplum kuruluşlarına ve her bir Adanalıya yönelik bir "hafıza tazeleme" çağrısıdır.

Muhabir: Metin Maracı