80'de darbe oldu, asker yönetime el koydu, sıkıyönetim açıklandı...
Zor ve meşakkatli yıllardı o yıllar, evlerinde hapsedildi insanlar...
Daragaçları kurdular,
17 yaşındaki fidanımızın yaşını büyüyerek astılar...
Allah'tan korkmadılar,
kuldan utanmadılar...
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) soğuk ve acımasız yüzü ile tanıştık...
Sorgusuz, sualsiz biçimde "dehşet işkenceler" gördük... Falakadan geçirildi, elektrik verildi, sabahlara kadar dayak yedi canlarımız...
........
Daha bıyıkları terlememiş bir gazeteciydim o yıllarda...
Kanım kaynıyordu,
cevvaldim,
cesurdum,
heyecanlıydım,
gözü karaydım...
Hırsızlıklarla, haksızlıklarla, hayasızlıklarla beslenen şerefsizlerin üzerine"çala kalem" gidiyordum...
........
"Zottirik" diyorsun,
yallah DGM'ye...
"Koftirik" diyorsun,
yallah DGM'ye...
Gide gele "mesken" eylemiştim DGM'yi..
Mahkeme kapısını açan teğmen...
Gerisini siz düşünün...
Eve, DGM'den fırsat bulduğum zamanlarda gidebiliyordum...
"Gazeteye gideceğime, DGM'yi gazeteye getireyim, daha az yorulurum" diye düşündüm...
Bilemedim...
Cafer Esendemir'e sordum;
"Gazeteyi DGM'ye getir Sülo" dedi...
Yaşça benden büyük, saygım sonsuz... Sustum, bir şey diyemedim...
........
Mahkeme, Pazartesi'nden başlıyordu, taaaaaa Cumartesi'ne kadar... Bir tek Pazar'ımız var...
O günde sakal tıraşı olma, üstünü başını değiştirme günü...
"Ben mi DGM'ye gidiyordum, DGM'mi bana geliyordu?"
Bilemedim...
Cafer Esendemir'e sordum;
"DGM sana geliyordu Sülo" dedi..
Yaşça benden büyük... Saygım sonsuz... Sustum, birşey diyemedim...
Davamız başladı...
"Gel bakalım" diye kükredi, omuzları yıldızlarla dolu olan hakim...
Ve ekledi;
"Söyle bakim, zottirik-koftirik nedir? Bunu kime, neden, ne haklasöyledin? Katibeler,
10 gündür sözlükleri aradı, taradı bulamadı... Sen nerden buldun be adam?"
"Bulamazlar hakim bey... Zottirik demek, ZORT çekmeye bile değmez biri demek... Koftirik demek, İÇİ BOŞ biri demek."
Hakim, elini şakağına koydu, düşündü, taşındı, sağında, solunda duranlara baktı; "Doğru söylüyor yahu" dedi...
"Ben mi hâkimi gaylamıştım,
hakim mi beni gaylamıştı?"
Bilemedim;
Cafer Esendemir'e sordum;
"Hakim seni gaylamış Sülo" dedi...
Yaşça benden büyük, saygım sonsuz... Sustum, birşey diyemedim...
........
DGM'de 37 defa yargılandım...
Onlar, beni çağırmaktan, dinlemekten, didiklemekten bıkmadı...
Ama ben,
gidip gelmekten
yıldım,
usandım,
bitap düştüm,
yaralandım,
paralandım,
daraldım,
soldum
sarardım,
gına geldim...
"Ben mi DGM'ye giydirdim, DGM'mi bana giydirdi?"
Bilemedim;
Cafer Esendemir'e sordum;
"DGM sana giydirdi Sülo" dedi...
Yaşça benden büyük, saygım sonsuz... Sustum birşey diyemedim...
........
DGM sözünü hayatımdan çıkardım...
DAHA'sını söyleyip, bitireyim;
-D olmadan,
-G olmadan,
'M olmadan kelimeler kurma şansım olsa;
Bu "üç harfi" Halil emmimin kenefine atıp, onlardan ebediyen kur-tu-la-ca-ğım.