Zorunlu değişim!

Geçen haftaki yazımda değişimden bahsetmiş, hatta yazımın başlığını ‘Değişim şart’ olarak vermiştim. Değişimin şart olduğunu söylemek kolay, ama o kolaylığı insan kendi başına başarabilir mi? ‘İnsan 7’sinde neyse, 70’inde de odur‘ demiş atalarımız. Gerçekte de öyle mi? Yoksa bazı çokbilmiş insanların ‘Hadi canım sende’ dediği öylesine bir laf mı? Çünkü günümüz teknolojisinde eskide olanlar, eskide kalmış durumda. Değişimin ta kendisi aslında çağımız olmuş kimilerine göre. Peki; Gerçekten değişime uğrayan var mıdır? Veya düzgün bir cümleyle gerçekten değişmek isteyen var mıdır? Yoksa tamamen çıkar uğruna değişmek zorunda kalan insanlar mı var? Bu konu tartışmaya açık olsa da günümüzde çıkar uğruna çok değişmiş insanlara rastlamıyor muyuz? Geçen haftaki yazımda değişimi yaşayan bireylerin duygusal, psikolojik ve vicdanı ile alakalı durumlara bağlı olduğunu belirtmiştim. Bu sefer değişimi farklı yönlerde ele almak istiyorum. Nasıl mı? Başlayalım o zaman...

Değişmek veya değişim anlamında birçok konu arasında aklıma ilk gelen şey tabi ki siyaset… Siyasette o kadar çok değişim rüzgarları esiyor ki, parti değiştiren değiştirene. A partisi, B partisi fark etmeksizin, beraber çıktıkları yolda birbirine düşman olurcasına cephe alan çoookkk siyasetçi var. ‘Biz dava adamıyız’, ‘Bu yolda ölmek var, dönmek yok’, ‘Birlikte başaracağız’, ‘Anca beraber, kanca beraber’ vs. gibi sözleri ne çok duyduk öyle değil mi? Daha sonra birbirinin kuyusunu kazanları, aralarında geçen sır dolu konuşmaları ifşa edenleri TV ekranlarında, gazetelerde, sosyal medyalarda görmedik mi? Hele, hele partisinden istifa eden, daha sonra da rakip partiye transfer olan siyasetçilerin hakaret dolu kavgalarını ibretle izlemedik mi? Tam tersi olaylarda yaşanmıyor değil. Karşılıklı hakaret dolu laflar eden, yaptıkları icraatları beğenmeyen siyasetçiler gün geldi aynı çatı altında el ele-kol kola birlikte yol yürümediler mi? Bunları da gördük… Çıkar kavgası, istediğini elde edememe, görev değişikliği, hatta istemediği göreve atanma gibi hadiselerde bu değişimlerin baş mimarı değil midir? Vermiş olduğum bu örnekler sizce zorunlu değişimin birer parçası olabilir mi?

***

Siyasi partiler arası transferlerden bahsetmişken, spor kulüpleri arasındaki oyuncu transferlerine de değinmemek olmaz tabi. Sadece futbola has transfer çalımları yok elbet. Basketbol, voleybol gibi branşlarda da sporcu transferlerinde ne çalımlar atıldı, ne değişimler yaşandı. İnsanın aklı almayacak şekilde verilen sözlerdeki manevralar, yalanlar, inkar etmeler, hakaretler, kavgalar, dalaşmalar havalarda uçuşmadı mı? Bugüne kadar kulaklarımız neler duydu, gözlerimiz neler, neler gördü. Gerçek transfer hikayelerinin ve bunun sonucunda aslında bir çirkefleşmenin baş gösterdiği olaylar filmlere bile konu olmadı mı?

Özellikle futbolda rakip takıma transfer olacak oyuncunun başından neler, neler geçmiştir. X kulübün başkan ve yöneticileri, dönemin meşhur oyuncularını kendi kulüplerine transfer etmek için nasıl oyunlar oynadığını hepimiz az çok biliriz. Sırf rakip takıma gitmesin diye futbolcu kaçırmalar, daha fazla transfer paraları ödemeler, yatlar-katlar-arabalar almalar, yalan-dolan ve şişirme haberleri ibretler içinde izlemedik mi? (Devam edecek)