"ZİYAPAŞA'YI GAZİPAŞA DİYE ANLAMIŞIM DA..."

"Siyasetin mayası yalan" kelamı, vallahi de, billahi de, tallahi de doğru..

Hatta "doğru oğlu doğru."

Bugünkü ucube ortamdaki "ortam kargaşalıklarının" yegane sebebi budur, maalesef bu olmaya da devam edecektir..

"İstisnalar kaideyi bozmaz" derler..

Bunu bende herkes kadar, hatta bi TIK fazla biliyorum..

Biliyorum da; "İstisnaların iki parmak sayısına düştüğü gerçeğinin varlığından da haberdarım."

-Bu ne olacak?

-Nasıl olacak?

Önemli olan, özel duran, bizi "adamlığa terfi ettirecek" hususun yukarıdaki mesele olduğunu biliyor, unutmuyor, unutturmak istemiyorum.

Avcarlanmış yalanı söyle git..

O yalan, muhatap kişinin hayati durumunda bile söyleniyorsa;

"Bunu yapan kişinin ahlâğından, edebînden, insanlığından söz edilebilir mi?

Ben etmem, e-de-mem.!

........

Binlerce örnek var da.. Bu hassas noktada ifade etmeye çalıştığım, birebir yaşadığım "kokuşmuşluk boyutunu kanıtlayan" bir örnek vereyim..

-Siyasette isim yapmış bir zat beni aradı.. Çok iyi dostum olan genel cerrah ile görüşmek istediğini, bunu da ancak benim vasıtamla yapabileceğini söyledi.. Sağlık konusu dediğiniz vakit, bende tüm şalteller iner.. Hele hele o kişi acil ameliyat olması gereken bir bebekse, o vakit bende şalter-malter kalmaz..

Doktor Mersin'de.. Oraya gidiyoruz.. Bu arada bizimkinin telefonu dakikada 77 kez çalıyor, meşgule alıyor.. Rahatsız olduğumu anlayınca, zahmet buyurup açtı, karşıdaki kişiye aynen şunları söyledi; "Ziyapaşa'ya varmak üzereyim.. Sıkıntını iki dakikada çözerim.. Merak etme, rahat ol."

Mersin'e girmek üzereyiz.. Ziyapaşa dediği yer Adana'nın bir mahallesi.. Arada iki saatlik bir mesafe var..

"Böyle bir yalanı nasıl söylüyorsun?" diye sordum..

Şu cevabı verdi;

"Beni her gün bunun gibi yüzlerce kişi arıyor.. Benimkisi de can.. Bıktım, usandım.. Ne yapayım Canbolat?"

Adama, "varmak üzereyim dedin.. O nasıl olacak?" deyince..

NOKTA'yı şöyle koydu;

"Pembe yalan denen bir şey var.. Ziyapaşa'yı Gazipaşa olarak anlamışım.. Oraya gittim, seni defalarca aradım.. Aradığınız kişiye ulaşılamıyor yanıtı aldım.. O yüzden gelemedim, kusura bakma derim olur biter."

..........

Zat'ın Mersin"deki işini hallettik.. O Adana'ya arabasıyla, ben ise trenle döndüm ve;

"Kusura bakma deme gereği duymadan, malum kişi ile ebedi olarak görüşmeme adına NOKTA'yı koydum."