Hapishane mi, şikâyetname mi, Zeydan Karalar cezaevine girdikten sonra yaşananları anlatmaya kalksam, sayfalar yetmez. Karalar'ın ömründen neredeyse yedi ay çalındı. Ama en çok üzülenlerin başında Nuray Karalar vardı. O hem bir anne, hem de bir eşti; Adanalı olup da onun Zeydan’a olan aşkını bilmeyen yoktur. Adeta gözleriyle bir sırrı koruyordu. O bakışlarda sadece sevgi değil, aynı zamanda şehrin kalbindeki entrikalara dair sessiz bir uyanış vardı.
Tahliye günü geldiğinde basın mensupları sorular sordu, ama Nuray Hanım gözlerini ondan bir an olsun ayırmadı. Siyaset o kadar acımasızdı ki, cezaevine girdiği an, etrafındaki gölgeler harekete geçti. Kim kimin ayağını kaydıracak, hangi ihale onun haberi olmadan verilecek… Hepsi sıraya girmişti. Ama dikkatimi çeken başka bir şey vardı: Ziyarete gelenler sanki hapishaneye değil, karanlık bir şikâyethaneye giriyorlardı. Her bakış bir hesaplaşma, her söz bir tuzak gibiydi. Adeta görünmez bir güç, bu duvarların arasında herkesin ruhunu tartıyor, kimi ileri, kimi geri itiyordu.
İçerideyken Zeydan Karalar’ın çevresinde sessiz bir güç işliyordu. Kimin dost, kimin düşman olduğunu anlamak zor değildi; ama bazı hamleler öylesine ince hesaplıydı ki, küçük bir dil bile yutulacak gibi. Her ziyaret, her iletişim, bir satranç hamlesine dönüşüyordu. Belki de bu karanlık aylar, ona gerçek yüzleri gösterdi, kimlerin gölgelerle oynadığını, kimlerin sadece maske taktığını… İçeride yalnızdı ama gözleri, aklı ve sezgisiyle şehrin karmaşık ağına bakabiliyordu.
Dışarıda ise oyunlar durmak bilmedi. Kim bilir hangi belediye dairesinde hangi ihale onun yokluğunda dağıtılmaya çalışıldı, hangi güç odalarında adını fısıldayarak kararlar alındı. Her hamle, şehrin kalbinde yankılanıyordu. Ama içerideki sessiz bekleyiş, adeta bir hazırlık dönemi gibiydi; gölgelerle dolu bu aylar, onu daha güçlü ve hesap bilen biri haline getirdi.
Mahkeme uzadı, herkes tahmin edemezdi neler döndüğünü. Ama 27 Şubat’ta görevine döndüğünde, benden söylemesi, sadece siyasetin değil, hayatın bütün gölgelerinin farkında olan çok farklı bir Zeydan Karalar göreceksiniz. Artık yalnızca bir başkan değil; sessizce, planları çözmüş, ihanetleri ve gizli hamleleri gözlemlemiş bir stratejist olarak sahnedeydi. Ve o zaman, şehrin kalbinde sessizce bekleyen tüm güçler, yerini açık bir hesaplaşmaya bırakacak; perde arkasında saklananlar artık görünür olacak, gölgeler ışığa çıkacak ve herkes kim kiminle oynadığını görecekti.
Zeydan Karalar için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Hapishane duvarları onu yıldıramadı; aksine, gölgelerden doğan yeni bir Zeydan Karalar yaratıldı. Ve Adana, bu sessiz ama tehlikeli oyunun bir sahnesi olarak, onun dönüşünü sessizce bekliyordu.