ZAMLAR, İNDİRİMLER ve AÇIKLAMALAR

Maliye ve Hazine bakanı beyaz camdan ekonomi ile ilgili son müjdeleri verdi.

Doğalgaz ve elektriğe üç ay, dile kolay tam doksan gün zam yapılmayacakmış.! Geçtiğimiz 45 günde yaptıkları üç adet %9’luk zamları unuttular sanırım. Resmi enflasyonun %24,5 olduğu ülkede ikibuçuk ayda %27 zam yapıp müjde gibi yıl sonuna kadar zam yok diyebiliyorlar. Bunu da bir lütuf gibi müjde olarak sunalabiliyor.

Özel sektörle anlaşma yapmışlarmış. Özel sektörün sattığı ürünlerde, vatandaşa destek olmak adına %10 indirim yapılacakmış. Öncelikle hangi kalemlerde yapılacak bu % 10 indirim? İkincisi, özel sektör büyük bir destek örneği vererek, sattığı veya ürettiği ürünlere geçtiğimiz iki ay süresince zaten yüzde 60 ile yüzde 150 oranlarında zam yaptı. Şimdi % 10 indirim yapsa kaç yazar. Sen kalk 70 liralık ürünü 140 liraya çıkar, sonra da deki, %10 indirim yapıyorum. Kim, kim kandırıyor? Kim kimi kazıklıyor?

Bu yapılan, sezon sonlarında firmaların sezon indirimlerini anımsattı bana. Önce fiyatı yüzde yüz, yüz elli arttır, sonra sene sonu sezon indirimi diyerek, yüzde otuz kırk indirim yap. Her koşulda kârdasın. Elindeki malı tüketemedin bu sefer kapatıyoruz diyerek indirimli fiyatların üzerinden tekrar yüzde elli altmış indirime gir.

Ekonominin kuralı gereği, kimse zararına mal satmaz. Satarsa o işletme ayakta kalamaz en kısa sürede kapanır. Siz hiç zararına mal satarak ayakta kalan işletme gördünüz mü?

Sadece iki kalem malın fiyatını incelersek, örnek olarak salça ve yumurtayı ele alalım. Her iki kalemde de zam oranı %110 ile % 150 arasında. Bunlar temel ihtiyaç maddeleri. Yarın vatandaş bunları alamaz duruma gelecek veya alım miktarını düşürecek. Bugünden zaten zorlanmaya başladı. Ama ne gam; %10 indirim yaptık ya daha ne olsun.

Peki bu indirimler elektrik, doğalgaz, su, akaryakıt, otoyol ve köprü fiyatlarını neden kapsamıyor? Onlarda neden %10’cuk bir indirim yapılmıyor? Kış geldi. Yaşam daha da zorlaşacak. Isınma ve aydınlanma ciddi bir sorun. Çocuklar ve çalışan büyük çoğunluk karanlıkta okula ve işe gidiyor. Gene karanlıkta çıkıp evlerine dönüyorlar. Birkaç senedir büyük bir inatla yaz ve kış saati uygulaması yapılmıyor. Neden?

Enerji firmaları para kazansınlar, kazançlarını katlasınlar diye mi? Bugün iki kişilik bir ailenin elektrik parası en az 190 lira geliyor. Ya maaşlar? Gelen zamlar oranında arttı mı? Kaldı ki artsa ne yazar? Üretici de üretimde derhal ürünlere zam yapıyor. Verilen zam daha ayını doldurmadan eriyip gidiyor.

Ya da şöyle soralım; maaşlar enflasyon oranında arttırıldı mı? Tabi ki hayır. Çalışanların bütçeleri devamlı açık veriyor. Açılan deliği yamamak ise imkânsız. Devlet vatandaşına tasarruf yap demekle birlikte, kendisi en ufak bir tasarruf önlemi uygulamıyor.

Tasarruf yapmak istiyorsanız, vatandaşa destek olmak istiyorsanız vatandaşın sırtından inmeniz yeterlidir.Vatandaşa örnek olmak lazım.

Bugün hastaneler bile hayati önem arz etmeyen ameliyatların haricinde artık ameliyat yapamıyorlar. Sağlık bu, şakaya gelmez. Ama ne gam! Tasarruf hep vatandaş üzerinden yapılıyor. Vur abalıya misali… Hep vatandaş ezilen oluyor.

Hadi hep birlikte tasarruf yapalım. Ülkeye ve birbirimize destek olalım.

İlk olarak Elektrik, Doğalgaz, Su ve Akaryakıt ücretlerini düşürelim. Otoyol ve köprü geçiş fiyatlarında indirim yapalım. İkincil olarak Milletvekili, Bakan ve Bakanlıkların sayısını düşürelim. Bu sayıyı düşürmekle kalmayıp maaşlarını da yeniden makul bir seviyeye ayarlayalım. Asgari ücretten vergiyi kaldıralım. Çiftçinin KDV’sini kaldırıp tarıma devlet destekli yardımı başlatalım.

Böyle top yekûn bir başlangıç yapalım. Sonrası, inanın gelir.


Ben ilkokuldayken yerli malı haftası kutlanırdı. Artık yerli ürün neredeyse kalmadı. Yeniden yerli ve milli ürünler üretip bunları tüketerek halka örnek olalım. Özel sektöre peşkeş çekilen kuruluşları geri alarak bunları ayağa kaldıralım. Bu yazdıklarım sadece birkaç örnek ve öneri.

Olmazsa gene, Madein ……. etiketli bakliyat; kuruyemiş, et, hatta süt tüketmeye hayatımızın her alanında Made in ….. ibareli yaşamaya karnımızı doyurmak yerine göbeğimizden açılan delikten hortumla dışarıdan beslenmeye devam ederiz.

Ederiz de nereye kadar, bu bitkisel hayat sonsuza dek sürmez.

Oyun hep aynı, senaryo da aynı, oyun kurucu sabit, sadece yer ve karşı takım oyuncuları değişiyor.

Sonuç ise baştan belli, oyunu kuran her zaman kazanıyor.

SON SÖZ:’’ BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN.’’