Evet, bu adam hakkında o kadar çok efsane üretildi ki neyin doğru, neyin yanlış olduğu birbirine karıştı. Aslında bu konuyu uzun bir zaman önce izlediğim bir filmden sonra yazmaya karar verdim. İzlediğim tarihi filmde Vlad, Fatih Sultan Mehmed’in kan kardeşi oluyor ve filmin sonunda Fatih’in kalbine bir kazık saplayarak ve boğazından dişleyerek onu öldürüyordu. Açıkçası hem tarihsel olay örgüsünden, hem de kurgudan uzak bomboş bir filmdi.
***
PEKİ GERÇEK NEYDİ?
Bu filmin haricinde herkesin ortak noktası onun hayatı çok farklı bir şekilde yaşadığıydı. Zira II. Murad, Segedin Antlaşmasını yaptığı zaman, Eflak kralı iki oğlunu Vlad ve kardeşi Radu’yu Osmanlı Sarayı’na teminat olarak gönderdi. Bu tip antlaşmalar o dönemde devletlerarasında sıkça yapılıyordu. Bir-iki evladını o devletin sarayına göndermek, oraya saldırmayacağının garantisiydi.
Mesela birçok kez aynı yöntemi Osmanlılar da yaptı. Bizans Sarayı’na kendi şehzadelerinden birini veya ikisini gönderiyordu. Bizans’la Osmanlı arasında pek çok kez bu tarz antlaşmalar yaşanmıştı. Tabii bu gelen veliahtlara o devlet tarafından özel ilgi gösteriliyordu ve “İleride seni tahtta çıkartacağız, sen bizim tarafımızda ol” gibi telkinlerde bulunuluyordu. Yani bir anlamda kendilerine bağlamanın da bir yolu olarak görüyorlardı.
Vlad ve kardeşi Radu, 1442 yılında Osmanlı topraklarına geldiler. Geldiklerinde Vlad 12, Radu ise 6 yaşındaydı. Bir müddet Kütahya ve Tokat’ta kaldılar, daha sonra da Edirne Sarayı’na geldiler. Edirne Sarayı’ndayken II. Mehmed ile tanışıp birlikte dersler aldılar. Hatta bu dönemde Molla Gürani’den tefsir dersleri aldığı da biliniyor. Bu şekilde II. Mehmed’le birlikte bütün bu derslere katılıyor ve zamanının çoğunu onunla geçirip, bütün dersleri dinliyordu. Hatta II. Mehmed’le birlikte silah eğitimleri de alıyordu. Bu şekilde Vlad, Osmanlı topraklarında toplam 6 sene kaldı ve 1448 yılında Eflak’a geri döndü.
Ancak kardeşi Radu, eğitiminin sonunda kendi isteğiyle Osmanlı hizmetine girmiş ve hatta Müslüman olmuştu. Ayrıca Radu, II. Mehmed’in yanında İstanbul Kuşatması’na da katılmış ve daha sonra İran sınırındaki küçük bir isyanı bastırmak için yeniçeri komutanı olarak görev yapmıştı.
***
İŞKENCE ARTIK ONUN İÇİN BİR EĞLENCE KAYNAĞIYDI
İlk başlarda Vlad da Osmanlı Devleti’ne sadık görünüyordu. Bununla birlikte Osmanlı da onu Eflak Krallığı’na karşı destekliyordu. Osmanlı Devleti, 1448’de 17 yaşına basan Vlad’ı voyvoda (Slav dillerinde kumandan ya da prens anlamına gelir) unvanıyla birlikte yanına bir ordu katarak Eflak’ın fethine gönderdi. Vlad’da bu destekle Eflak Krallığı’nı ele geçirdi. Bu noktadan sonra her sene gelip Osmanlılara haracını bizzat kendisi takdim ediyordu. Bir müddet bu şekilde ilerledi. Ancak bir süre sonra önce kendisi gelmedi, daha sonra da artık vergisini göndermemeye başladı. Bu esnada Fatih unvanını alan Sultan Mehmed hem Sırbistan’la, hem de Karadeniz bölgesiyle meşgul oluyordu. Ancak Vlad’ın zamanla farklı bir yönü ortaya çıkmaya başlamıştı. Özellikle ülkesindeki Türklere akıl almaz işkenceler yapmaya başladı. Daha sonra bu işkenceler yavaş yavaş Bulgarlara, Macarlara ve hatta kendi milletine kadar yayıldı. İşkence artık onun için bir eğlence kaynağıydı.