Z KUŞAĞININ CEVABI...

Son zamanlarda, gençler ve yaşlılar arasında, sosyolojik tanımlamalar yapılmasına, sık sık rastlanır oldu. Birçoğu da sosyal medya da paylaşılıyor. X kuşağı, Y kuşağı ve son günlerin flaş kuşağı, Z kuşağı…Birkaç defa, bu kuşaklara ait sosyolojik ve demografik çerçevede yazı kaleme almıştım. Okuyucularım bilir; X kuşağı kimdir? Kimlere X kuşağı denir, Y Kuşağı kimdir? Kimlere Y kuşağı denir ve son olarak ta Z kuşağını ele almıştım…Gerek pandemi uygulamaları ve yasaklar, gerekse siyasi yelpazedeki bazı değerlendirmeler ve yapılan anketler, Z kuşağını gündeme oturttu. Çok farklı, çok değişik yazılar ve sosyal medya paylaşımları, gündemde yerini aldı. Bunlardan bir tanesini, genel hatlarıyla ben de beğendim ve siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim…Genel de paylaşımların ilk kaynağını bilmiyoruz. Çünkü, her kes birbirine gönderiyor…İşte o paylaşım:
Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.
Yazılarınızda sık sık “Gençlik nereye gidiyor?” türünden yakınmalarınız oluyor? Gençlik derken herhâlde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz. Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim…
Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız, ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum…
Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok, yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?
Ülkenin başını belaya sokan olayların başaktörleri genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?
Bu ülkede yüz binlerce öğrenci, tek bir soru fazla yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte gençlerin hayallerini çaldı ve geleceğimizi çürüttü. Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi?
Milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler, hangi üniversitede okudular acaba?
Sanatçı kimliğiyle her türlü ahlaksızlığı yapanlar ergen mi? Z kuşağı mensupları mı?
Din adamı sıfatıyla ekranlara çıkıp, inancıma ve değerlerime küfredenler kaç yaşında?
Sinemada 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmde bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu?
Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da yetişkinlere bakın…!!!

“Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi klişe sloganlardan vazgeçin artık…
Çünkü sizler bu ülkenin bu günüsünüz. Siz yaşadığınız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin bize ihale ediyorsunuz? Bu tutum işinize mi yarıyor?
Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere, reyting rekoru kırdıran sizlersiniz. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları siz yazdırıyorsunuz.
Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında virane bir gecekonduya dönüştüren de yine sizsiniz.
Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyorsunuz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren de sizlersiniz.
Siz gece kulüplerinde kavga eden futbolcuları el üstünde tutarken, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline gönderenlerdensiniz…!!!
Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken, bir yandan ailenin öneminden bahsedemezsiniz…
Yetişkinler para hırsıyla sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz…
Alttan bir sürü dersiniz var ama sizler bize üst perdeden ahlak dersi veriyorsunuz…!!!
Size bir şey söyleyeyim mi; Yeni nesil pırıl pırıl. Hiçbir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı, yeni nesile, eski nesilleri unutturan yetişkinlerde.
Son iki yılda kaç tane Türk filmi çekilmiş ve geçmişimizi anlatıyor. Kitapçıların çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?
Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki. Ama şu durumda hiç emanet alacak durumumuz yok! Kusura bakmayın!
Geçmişini unutturduğunuz bir nesile, gelecekten ödev veremezsiniz!
Bu yüzden aranızda, “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle!” diye konuşup durmayı bırakın!
“Senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetmişti!” diyerek demagoji de yapmayın…!!!

Evet, 21 yaşındayım. Ama Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta değilim.
Çünkü, benim babam II. Murad değil, hocam da Akşemseddin değil.
Zaten İstanbul da, artık Fatih’in fethettiği İstanbul değil.
Kalın sağlıcakla...

Evet Z kuşağında ki gencimiz, mektubunda böyle diyor. Değerlendirme de sizlere düşüyor…

SON SÖZ: ‘’NESİLLERE BIRAKILANLAR, TARLAYA EKİLEN TOHUM GİBİDİR.’’