Son günlerde ülkemizde dövize olan talepte yaşanan hızlı artışın, hangi kesimlerden, hangi gerekçelerle geldiğini incelediğimiz yazı dizimizin bu günkü konusu YABANCILARIN döviz talebi... Yıllardır ülkemize döviz getiren yabancılar, özellikle 2018 yılından başlamak üzere niçin getirdikleri paralarını götürmek istemektedir? Üstelik dünyadaki bir kaç ülke hariç faiz veya diğer getirilerin sıfıra, hatta eksilere gittiği bir ortamda, Türk Lirası getirinin % 10'ların, yabancı para getirinin % 4'lerin üzerinde olmasına rağmen bu çıkışlar yaşanmaktadır. Kabaca son tabloya baktığımızda; 2017 yılında yabancıların hazinenin iç borçlanmasının % 19,4'ünü, 2018 yılında % 14'ünü, 2019 yılında %10.1'ini, 2020 yılında ise sadece % 4'ünü finanse ettikleri görülmektedir. Aynı şekilde, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasındaki yabancıların payının 2017 yılında % 66 seviyesinden, 2020 yılında % 46 seviyesine indiği anlaşılmaktadır. Yabancıların Türk Varlıklarından net çıkışları 2020 yılında dikkat çekecek şekilde artmış, sözü edilen tutar Temmuz/ 2020 ayında 11 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Anılan tutarın 7 milyar dolarlık kısmı tahvil ve hazine bonolarından, 4 milyar dolarlık kısmı ise borsadan olmuştur. Diğer alanlarda da benzeri çıkışlar yaşanmakta, elde edilen Türk Liraları dövize dönüştürülerek yurt dışına götürülmektedir. Bunun sonucu dövize olan talep hızla artmakta, döviz kurlarında canımızı sıkan artışlar yaşanmaktadır.
İlk bakışta ülkemizdeki Türk Varlıklarının getirisinin düştüğü, yabancılar için artık cazip olmaktan çıktığı söylenebilir. Bu tez kısmen doğrudur. Ancak, aynı dönemde alternatif piyasalardaki getiri düşüşü bizim piyasalarımızın çok üzerindedir. Hatta bazı ülkelerde getiri eksiye dönmüştür. Halen, dünyadaki bir kaç ülke hariç, en yüksek getiriyi sağlayan ülkeden birisi Türkiye'dir. o zaman sorunun kaynağını başka yerde aramak gerekmektedir. Öncelikle, yabancıların Türkiye'deki yatırımlarının büyük kısmının halk arasında sıcak para, finansal piyasalarda ise portföy yatırımları diye tabir edilen hisse senedi, devlet tahvili, hazine bonosu, vadeli mevduat gibi ürünlerde değerlendirildiğini belirtmek isterim. Bu ürünlerdeki paralar, anlık yüksek getirilerden yararlanmak isteyen, her türlü gelişmelerden korkan, tedirgin insanların paralarıdır. Ülke ekonomisindeki yaşanan en küçük olumsuzluktan etkilenir.Enflasyon ve işsizlik oranlarının yükselme eğilimine girmesi, büyüme hızının azalması, dış ödemeler dengesi açığının artması, ülke temerrüt riskinin sigorta değeri olan CDS'in yükselmesi gibi durumlarda, hemen kendisine daha güvenli liman arayışına girerler. Bunların üzerine bir de dış politikada gerginlik yaşanır ise bu tür paralar ülkeyi terk eder. Son günlerde ülkemizdeki portföy yatırımlarından para çıkışının ana nedeni bunlardır.
Oysa söz konusu paralar portföy yatırımları(sıcak para) yerine, doğrudan yatırım diye nitelenen fabrika, iş yeri, ticarethane gibi alanlarda olsa idi, yukarıda izah edilen olumsuzluklarda hemen ülkeyi terk etmez, değinilen sorunların çözümüne katkıda bulunurlardı. Ülkenin kaderiyle kendi kaderleri özdeş hale geldiğinden, vatandaşlar ile birlikte çaba sarf ederlerdi. Bizlere düşen görev, ülkemizdeki yatırım ortamını dış yatırımcıların fabrika, ticarethane gibi işletmeleri kurmalarına elverişli hale getirmektir. Bunu başarabilir isek değinilen sorunları yaşamak bir yana, ülkemizin hızla zenginleştiğine hepimiz şahit olacağız.
Saygılarımla