Yaşamı destanlaştıran halkın sevgilisi ozan, bir aşık, bir alevi-betkaşi dervişi, bir mutasavvıf, ulu bir kişi Yunus Emre. Doğum tarihi 1230-1249 arası. Doğduğu yer bilinmiyor. Ölümü de 1320 ya da 1321
Bir kıtlık senesinde Yunus Emre, Suluca Karacahöyükteki (Hacı Bektaş) Hacı Bektaş Veli’ye başvurur. Hacı Bektaş sordurur. “Buğday mı ister, himmet mi ister”. Yunus buğdayı seçer. Yola çıkar ama, bir müddet sonra vazgeçer, geri gelir. Himmet talep eder. Hacı Bektaş Veli, o geçti. Himmetin anahtarını Taptuk Emre’ye verdim. Git nasibini ondan al der.
Yunus, kulaya yakın bir yerde oturan Taptuk Emre’ye varır, onun dervişi olur, 40 yıl odun taşır.
Gün gelir oradan ayrılır, kendisinden yaşlı Mevlana’yı Konya’da ziyarete gider. Mevlana onu ağırlar, okuması için mesnevisini verir. Yunus dikkatlice inceler mesneviyi.
Mevlana sorar, nasıl buldun diye. Yunus Çok uzun yazmışsın. Ben olsam ete kemiğe büründüm, yunus diye göründüm derdim. Birbirini beğenen, takdir eden iki ulu çınar.
Mevlana Manevi konaklardan hangisine vardıysam, bir Türkmen kocasının izini önümde buldum, onu geçemeden der Yunus Emre için.
Yunus, iyi bir eğitim almış derin, din ver tasavvuf bilgisi olan, bir kişi. Tanrı, insan sevgisini, tasavvufu, güzel-arı bir dil, ince düşünce, sıcak duygularla işlenmiş. Kolay bir söyleyiş, en zor en karmaşık hakikatları, herkesin anlayacağı sade bir dilde edilmiş. Şiirlerinde; sevgi, ümit, inanç, iç içe. Nefesleri, şiirleri çok beğenilip söylenmiş ki, bugünlere kadar gelerek ölümsüzleşmiş.
Bektaşilerin yedi ulularından biri Yunus Emre. Ayrıca Türk dilinin, Türk şiirinin kurucularından da Bektaşiler, Kızılbaşlar arasında ünü çok büyük Bektaşiler törenlerinde onun ilahileri nefesleri hep okunur.
Kaygusuz Abdal, Hacı Bayram Veli, Pir Sultan Abdal, Aşık Veysel, Karacaoğlan onun izleyicileri, Mevlevi şiirlerinde, Cumhuriyet dönemi şiirlerinde de, Yunus Emre’nin etkileri, izleri mevcut.
1320 ya da 1321’de ölen Yunus Emre’nin Anadolu’da bir çok mezarı var. En görkemlisi Mihaliç’in Sarı Köyündeki anıt mezarı.
Ünü sınırlarımızı aşmış, uluslar arası düzeye erişmiştir. Unesco tarafından Yunus Emre toplantıları düzenlenmesi bunun açık bir kanıtıdır. Yunus Emre, evrensel değerimiz, gurur kaynağımız.
Yunus’un yolu tasavvuf yolu, hak ve hakikatin yolu, Allah’a kavuşmanın yolu. Tasavvufta insan gönlü, Allah’ın tecelli ettiği, ilahı sırların çözüldüğü, bu sırların hissedildiği yer. Demek ki Allah, insanın dışında değil, içinde. İnsan devamlı içine dönüp Allah’ı orada aramalı, başka bir yerde Yunus, bunu bir ben var benden içeri, diyerek dile getirmiş.
Yunus, neye baksa, nereye baksa hep Allah’ı görmekte. Yüce yaradan her an ve her yerde, hazır ve nazır.
Dağlar ile taşlar ile/ Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile/ Çağırayım Mevlam seni
Gök yüzünde İsa ile/ Tur dağında Musa ile
Elimdeki asa ile/ Çağırayım Mevlam seni
Şol cennettin ırmakları/Akar Allah deyu deyu
Çıkmış İslam bülbülleri/ Öter Allah deyu deyu
Gönlü, hep tanrı sevgisiyle dolu Yunus’un.
Aşkın aldı beni benden/ Bana seni gerek, seni
Ben yanarım dünü günü/ Bana seni gerek, seni
Ne varlığa sevinirim/ Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum/ Bana seni gerek, seni
Ölüm gerçeğini nede güzel anlatıyor.
Mal sahibi, mülk sahibi/ Hani bunun ilk sahibi
Mal da yalan, mülk de yalan/ Gel sende biraz oyalan
Ana rahminden geldik Pazar
Bir kefen aldık, döndük mezara
Sana ibret gerek ise/ Gel göresin bu sinleri
Ger taş isen, eriyesin/ Bakıp görecek bunları
Şunlar çoktur malları/ Gör nice oldu haller
Sonucu bir gömlek giymiş/ Onun da yoktur yenleri
Hani mülke benim diyen/ Köşk-ü saray beğenmeyen
Şimdi bir evde yatarlar/ Taşlar olmuş üstünleri
Bunlar bir vakit beyler idi/ Kapıcılar korlar idi
Gel şimdi gör, bilmeyesin/ Bey hangidir, ya kulları
Ne kapı vardır giresi/ Ne nimet vardır yiyesi
Ne ışık vardır göresi/ Dün olmuştur gündüzleri
Bugün senin dahi Yunus/ Benim dediklerim kala
Seni dahi böyle ede/ Nitekim etti bunları
Onun için her şeyin esası sevgi. Aşk gelecek, her eksik tamam olur diyor.
Ruhların, canların ölümsüzlüğünü de şöyle anlatıyor.
Ten fanidir, can ölmez/ Çün gitti geri gelmez
Ölür ise ten ölür/ Canlar ise değil
İnsan gönülsüz olmalı diyor Yunus.
Dövene elsiz gerek/ Söğene dilsiz gerek
Derviş gönülsüz gerek/ sen derviş olamasın
Bir kez gönül yıktın ise/ Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi/ Elin yüzün yumaz değil
Ak sakallı bir hoca/ Hiç bilmez kim hal nice
Emek vermesin hacca/ bir gönül yıkar ise
……………………………………………………………………………………
Derviş dedikleri/ Hırka ile taç değil
Gönlünü derviş eyleyen/ Hırkaya muhtaç değil
Yunus için atılacak ilk ve önemli adım insanın kendini bilmesidir.
İlim, ilim bilmektir/ İlim kendini bilmektir,
Sen kendini bilmesen/ Bu nice okumaktır.
Dili kullanmanın nedenli önemli olduğunu şöyle anlatıyor.
Söz ola kese savaşı/ söz ola, kestire başı
Söz ola ağulu aşı/ Bal ile yağ ede bir söz
Ondaki hoşgörü anlayışı mistisizm kokmakta
Elif olduk ötürü/ Pazar eyledik götürü
Yaradılanı hoş gördük/ Yaradandan ötürü
Alçak gönüllülüğe de şöyle değinmiş
Yol odur ki doğru vara/ Göz odur ki hakkı göre
Er odur ki alçakda otura/ Yüceden bakan göz değil
Kin tutmayı hiç sevmiyor
Adım miskindir bizim/ Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız/ Kamu alem birdir bizim
Türk tasavvufunu dünyaya tanıtan hoşgörü ustası bu evrensel değerimizle, ne kadar övünsek azdır. Yunus’a çok şey borçluyuz.