YÜKSELEN DOĞALGAZ FİYATLARI

Geçtiğimiz hafta gerek Avrupa ve gerekse Türk basınında, yükselen doğalgaz fiyatlarının ekonomilerde sıkıntı yaratabileceği tartışmaya açıldı. Bir metreküp doğalgaz fiyatının 950 Amerikan Dolarına yükselmesi, ısınma ve başta elektrik üretimi olmak üzere sanayisi doğalgaz kullanımına bağlı hale gelen Avrupa ülkelerinde endişeli bekleyişe neden oldu.Fiyat artışlarının enflasyonu tetiklemesi bir yana arz sıkıntısı olabileceği, hissedilen korkunun boyutunu artırmaktadır. Özellikle Orta Avrupa’daki ülkelerin Rus doğalgazına bu denli bağımlı hale gelmesi oldukça düşündürücüdür.

Ülkemizdeki duruma gelince… Konutlarda kullanılan doğalgazın metreküpünü 160, sanayide kullanılan doğalgazın metreküpünün ise 210 Amerikan Doları karşılığı Türk Lirası’na tükettiğimiz yetkililerin açıklamalarından anlaşılmaktadır. Yine, Rusya, İran, Türkmenistan ve Azerbaycan gibi üretici ülkelerle yapılan uzun vadeli sözleşmelerin bize bu fiyat avantajını sağladığını öğreniyoruz. Diğer taraftan, “mavi akım”, “Türk akımı” gibi projeler sayesinde Türkiye’nin bir “doğalgaz dağıtım ve geçiş üssü” konumuna geldiği, dolayısıyla kısa ve orta vadede gaz tedarikinde sorunolmayacağıyetkililertarafından ifade edilmektedir.An itibariyle böyle bir konumda olmamızı sağlayan tüm yetkililere ne kadar teşekkür etsek azdır.

Mevcut durum şimdilik bizleri rahatlatsa da uzun vadede sürdürülebilir değildir. Türkiye Avrupa ülkeleri gibi her geçen gün doğalgaza bağımlı hale gelmektedir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun Ocak/2020 raporuna göre Ülkemiz yıllık elli milyar metreküp doğalgaz tüketimi için yaklaşık 12-13 milyar dolar dışarıya para ödemektedir. Yerli üretimimiz ise yalınızca 37,8 milyon metreküptür. Bu tablo gerek biz yurttaşların ve gerekse devlet yetkililerinin yapması gereken acil ve çok önemli görevleri olduğunu göstermektedir.

Biz vatandaşların başta elektrik olmak üzere doğalgaz kullanımını asgariye indirecek önlemleri acilen alması en öncelikli görevidir.Zaten faturalara yansıyan tutarlar, bunu bize sürekli hatırlatır hale gelmiştir. En büyük görev her zaman olduğu gibi devlete düşmektedir. Ülkemiz kısa vadede yerli doğalgaz üretimini mutlak surette artırmak zorundadır. Bunun için arama-bulma-işletmeye açma faaliyetlerine gerekli kaynakları ayrılması elzemdir. Son yıllarda Karadeniz’de bulunan kaynaklar ümit vericidir. Akdeniz’de yapılan çalışmalara devam edilmeli, arama-bulma çalışmaları yurdumuzun diğer bölgelerine yayılmalıdır.

Bu problemin sürdürülebilir çözümü doğayı kirletmeyen, temiz, geri dönüştürülebilir alternatif enerji kaynakları olan güneş ve rüzgara yönelmektengeçmektedir. Türkiye güneş ve rüzgar enerjisine geçmek açısından doğal avantajlara sahiptir. Tek yapılması gereken yatırım için gerekli kaynağın ayrılmasıdır. Gerek yerli ve gerekse yabancı yatırımcılara “yatırım yapılabilir ortam” hızlı bir şekilde sağlanmalıdır.Son yıllarda bu konuda ciddi yatırımların yapılmakta olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Bu yatırımların ülkemizi dışarıdan doğalgaz almak zorunda bırakmayacak düzeye getirinceye kadar teşvik edilmesi gerekir.

Saygılarımla,