YÖNETİM DEĞERLENDİRMESİ

Bugün ülkemizin yönetimi nasıldır diye bir soru sorsak acaba nasıl bir cevap alırız.

Elbette biliyorum, bir kısım insanlar iyi diye ve bir kısım insanlar da kötü diye bir cevap verebilir her şeyden önce. Ama doğrusu ben öyle düşünmüyorum. Şu nedenle öyle düşünmüyorum. İyi diyeceklerini tahmin ettiğimiz vatandaşlarımızın bile çok memnun olduğu kanaatinde değilim. Ancak iktidar yanlısı olmak nedeniyle kötü işlerin bir takım gerekçelerini ileri süreceklerdir. Yani, diğer bir ifade ile kötü bir durumda, kötü şartların içerisinde olduğumuzu genel bir gerçeklik olarak kabul etmek durumundayız.

Hangi noktadan ele alırsak alalım, gerçekten bir sıkıntı içerisinde olduğumuzu görebiliyoruz.

İki gün içerisinde 12 tane canımız, evladımız şehit olmuş, içimize ateşler düşmüş ve bu şehit olan gençlerimizin şehitliklerinin nasıl olduğu ortaya döküldükçe insanın kahrolmaması mümkün değildir.

Bu nasıl kabul edilebilir, bu şartların böyle gerçekleşmesini kim nasıl doğru görebilir? Hangi vicdan bunu içine sindirebilir?

Bu nedenle diyorum ki, ülkemizde insanımızın gördükleri, mızrakın çuvala sığmayacağı gerçeğidir. Öyle geçiştirme ifadelerle savunulacak bir şehitlik olayı içerisinde değiliz. Hepimizin şapkamızı önümüze koyup düşünmek ve vicdanımıza hiçbir şartlanma olmadan danışmak zorundayız. Ben insanımızın kendi vicdanı ile baş başa kaldığında böyle yaptığı kanaatindeyim.

Öte taraftan ekonomiyi ele alalım. Şu anda geçiştirme, savuşturma cümleleri dışında içinde bulunduğumuz ekonomik şartların iyi olduğunu kim iddia edebilir? Milyonlarca emeklinin aylık 7500 TL aldığı ülkemizde et olmuş 4-5 yüz TL. Hadi insanlar et yemesin deyip geçiştirelim de peynir olmuş 3-4 yüz TL. Bu nasıl olur, bu nasıl kabul edilebilir? Öte yandan iş yapan insanların neredeyse tamamının yüzleri gülmez duruma gelmiş, yarınını bilemez bir biçimde beklemekte, aniden yükselen faizler nedeniyle kredi almayı düşünememektedir.Bu durum nasıl geçiştirme cümleleri ile savunulabilir? Kiralar akıl almaz boyutlara ulaşmış, ev-işyeri sahipleri ekonomik şartlar böyle deyip haklı pozisyon almaya çalışıyor, bu durum çok ciddi toplumsal yara durumuna gelmiş, müdahale eden yok. Bu gerçekliği kim inkâr edebilir? Bu gerçekliği kim yok sayabilir, geçiştirebilir, savuşturabilir? Doğrudur bunu bile savunan olabilir. Ama ben insanımızın vicdanına, aklına güvenerek olayları değerlendiriyorum. Bu nedenle, insanımızın kendi vicdanı ile baş başa kaldığında gerçekleri ve doğruları kabul ettiğine ve gördüğüne inanıyorum. Bu anlattığım meselelerin öyle inat, iddia ile geçiştirilecek konular olmadığına inandıklarına ianıyorum. Elbette her şeye rağmen böyle yapmayanlar olabilir. Koskoca bir ülkeyiz. Her tür düşünen insan olabilir. Ancak, ben genel kanaatimi aktarıyorum. (Devam edecek)