Hele bir meselemiz var ki, kötü şartlarımızın ana kaynağıdır diyebilirim.
Nedir o?
Sığınmacı meselesi. Bu konu bir an önce ve mutlaka çözüme kavuşmalıdır. Nasıl olursa olsun ülkemizdeki sığınmacı meselesi mutlaka çözülmelidir. Ülkemizin bu meseleyi daha fazla bekletmeye tahammülü kalmamıştır. Peki bu konuda insanımızın ne düşündüğünü sorsak ne cevap alırız acaba? Keşke böyle bir anket yapılabilse de bu cevapları öğrenebilsek. Sığınmacıların ülkemizde kalmalarını destekleyecek insan sayımız ne kadar olur acaba? Bu durum bile tek başına ülkemizin içinde bulunduğu ağır şartları göstermeye yeter zannediyorum.
Eğitim konusuna girsek galiba çok zor bir konuya girmiş oluruz. Çünkü bir dokun bin ah işit diyeceğimiz bir konudur eğitim konusu. Eğitim ve öğretim konusunda söylenecek o kadar söz var ki, bunları anlatmaya yerimiz yetmez. İnsanımzın büyük çoğunluğunun karşı karşıya olduğu eğitim konusu hepimizin ilgi alanındadır. Dolayısıyla bizzat içerisinde bulunduğumuz eğitimin sıkıtılarını hepimiz yakından biliyoruz. Bu konuda iyi ne söylenebilir ki?
Eğitim konusu gündeme gelince esas söylenmesi gereken şu olacaktır, olmalıdır.
Ülkemizin geleceği için gençlerimizin ülkemize ve milletimize olan aidiyet duygusunu kaybetmeden bağlılıklarını sürdürmeleri gerekir. Peki şu an bu konuda ne durumdayız? Maalesef bu aidiyet duygusu çok ciddi biçimde törpülenmekte ve gençlerimiz gelecek endişesi taşımaktadır. Bu konuda diğer konulardan çok daha dikkarli sözler sarf etmek zorunda olduğumu biliyorum. Çünkü, bu konu bıçak sırtı misali bir konudur. Bir ülke gençliğine sahip çıkmak zorundadır. Bir ülkenin geleceği gençliğidir. Bir ülke ve o ülkenin yönetiminin bütün planları, projeleri gençlik üzerine olmalıdır.Bir ülke yönetimi gençliği ülkeye bağlı tutmanın bütün şartlarını hazırlamak ve gerçekleştirmek zorundadır. Ama bizim ülkemizde gerçekler böyle değildir.
Şartlar ne olursa olsun ülkemize ve milletimize olan her yaştan insanımızın ve özellikle gençlerimizin bağlılığı, aidiyet duygusu mutlaka varlığını sürdürmelidir. Biliyorum şartlar zor ve zaten bir kısmını yukarıda sıraladım. Ama burası bizim ülkemiz ve burası bizim vatanımız.
Şartlar bir gün düzelebilir, kötü olanlar bir gün iyi olabilir. Zaman bir çok şeyi çözebilir. Ama kaybettiğimiz vatanı geri getiremeyiz. Yani, günlük yaşadıklarımızla ülkeye ve millete bağlılığımızı aşındırmamalıyız.
Milli Mücadeleyi yapanlar şartların çok kötü olduğunu görüyor ve biliyorlardı. Ama gözlerini kırpmadan bu şartlara karşı mücadeleyi göze aldılar. Kaldı ki, bugün içinde bulunduğumuz şartlar, bizim kendi iç meselemizden kaynaklanan şartlardır ki, çözümü yine kendi içimizde arayacağız.
Bir ülkeye bağlılığın, bir millete aidiyetin tanımı yoktur. Bu bağlılık ölçüye gelmeyen bir bağlılıktır. Bu duyguyu ülkeyi kaybetmeden anlamalı, görmeli ve ona göre davranmalıyız