Yine mi yakıyorlar!

Valilik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü o kadar ceza veriyor, uyarı yapıyor bu millet niye böyle anlayamıyorum. Ziraat odaları, sulama birlikleri sürekli olarak anız yakmanın toprağa verdiği zararları anlatıyor, toprağı besleyen bütün organizmaların yok olduğunu anlatıyor. Benim de çiftçiler birliğinde yoğun çabalarım ve desteklerim var, hatta konuşmacı olarak bir çok toplantıya katılarak anızın yakılmasının zararlarını anlattım. Başta İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü olmak üzere bütün ziraat odalarının, sulama birliklerinin, çiftçi birliklerinin, diğer çiftçi teşekküllerinin yoğun mücadelesine rağmen hala anız yakılıyor buna gerçekten anlam veremiyorum. Bu konuda sürekli olarak gazetelerde radyolarda televizyonlarda söyleşiler yapılıyor bilgilendirmeler yapılıyor, eğitimler veriliyor. Adana’nın Çukurova’nın tarımın başkenti olması münasebetiyle tarım topraklarının bizim için öneminin daha farklı olduğunu anlatıyoruz. Bu gün dünyada üç tane verimli ve büyük ovadan biri olarak gösteriliyoruz. Amerika’da California ovası, İtalya’da Po ovası ve Adana’da Çukurova. Amerikalılar ve İtalyanlar, ‘Çukurova’nın verimi bizim ovalarda yok’ diyorlar. Ki bunu tarihte yanılmıyorsam 1996 yılında Adana’yı ziyaret eden Amerikan heyeti söyledi, ben dönemin Ticaret Odası Başkanı Fethi Kamışlı’nın daveti üzerine konuşmacı olarak orada bulunuyordum ve bizzat Amerikalılardan bu cümleleri duydum. Amerikan heyeti bunu açık ve net olarak söyledi ve “Çukurova’nın kıymetini bilin” dediler. Yüce yaratıcının emirlerini hatırlamıyor musunuz? Biz İslam ülkesinde yaşıyoruz, bir böceğin bile yaşama hakkı olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum. Gözle görülen ve görülmeyen mikroskopik canlıların olduğunu, onların da yaşam hakkı olduğunu ve yaşam hakkını ellerinden almamamız gerektiğini, dinimizin de böyle cevaz verdiğini, anlatmama gerek var mı?

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, Riyâzü's-sâlihîn’de yeralan sahih hadislerinden birinde “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır." der. Bunu bitkilere ve hayvanlara da uygulayarak hayırlı olmak elzemdir. Nebatat ve mahlukat da yüce yaratıcının bizlere verdiği nimetler arasında değilmidir? O halde anız yakılmasını tartışmak bile abes.

Anızı yakan çiftçiler doğru bir iş yaptıklarını zannederler ve bu işin sadece olumlu taraflarını göz önüne alarak bunu yaparlar. Halbuki anız yakmanın toprağa bitkiye ve çevreye verdiği zararları da biliyorlar. Defalarca her platformda anlattım bir kez daha anlatayım anız yakmanın zararlarını ve ortaya çıkan sonuçlarını.

Çiftçiler anız yakma eğilimindedirler. Zannederler ki; bitki artıkları çok kolay, masrafsız ve çabuk yok ediliyor, sürümü kolaylaştırıyor, ikinci ürün yetiştirmek için zaman tasarrufu sağlıyor, toprak üzerine düşen yabancı ot tohumları yok ediliyor. Oysaki zan etmek kötü bir şeydir. Anız yakımı toprak ve doğaya zarar vermektedir. Toprak verimliliği azalır. Toprak canlılarının beslenme ortamı yok edilir. Toprak canlılarının bıraktığı birçok maddelerle oluşturulan yaşam ortamı yakılarak yok edilir. Toprak yorgunluğu artar. Toprak yel ile üfürülerek sel ile süpürülerek erozyona uğrar. Toprak yağmur suları ile taşınır ve toprak içerisinde toprağın açtığı kanallar çöktüğü için su depolanmaz. Doğal denge bozulur. Orman yangınlarının çıkmasına sebep olur. Anızla birlikte çok zaman diğer komşu tarla ve bahçeleri de yanmaktadır. Anız yakmalarla zaman zaman yerleşim alanları da yanmaktadır. Anız yakmanın başka tehlikeleri arasında ise telefon direklerinin yanması ve daha da kötüsü, yoldan geçen arabaların görüş mesafesini azaltarak ölümcül kazalara sebep olmasıdır. Ülkemizde kanunlarla ve polis uygulamalarıyla anız yakımı önlenmeye çalışılmakta fakat gelişmiş ülkelerde barınan çiftçilere anız yakmanın zararları anlatılmış ve onlarda ikna olmuşlardır. Gelişmiş ülkelerde bu sorun çoktan halledilmiştir. Anız yakan çiftçinin karı yüzde 10-20 iken yakmayan çiftçilerimiz yüzde 80-90 kar ediyor bunu bütün çiftçilerimizin görmesi gerekir. Eğer çitçilerimiz anız yakmanın faydadan çok zarar verdiğini bir anlayabilirlerse hiçbir güç çiftçiye anız yaktıramaz. Bütün sorun bunun inandırıcı şekilde anlatılmasıdır. Çiftçilerimiz anız yakarak geçim kaynağı olan toprağı fakirleştirip öldürmektedir. Bunu görmeli ve anız yakmayı bırakmalıdır. 6831 Sayılı Orman Kanunu'na göre, ormana 4 km yakınlıkta ve ayrıca iskana açık yerlerde anız ve ot örtüsü yakmak suçtur.

Anız Yakmayın. Yakanlara Engel Olun.

Nasıl engel olacaksınız onu da söyleyeyim; Orman Bakanlığı Bölge Müdürlüklerine şikayet dilekçesi verin. Jandarmaya haber verin. Köy kooperatiflerini uyarın. Muhtarlıklara ve Kaymakamlıklara şikayet dilekçesi verin.