YILMAZ GÜNEY'İ BEN KAÇIRDIM

Kainat duysun ki, Türk Sineması'nın DAHİ'si, Türkiye, Çukurova ve Çukurovalıların gururu Adanalı hemşehrimiz Yılmaz Güney'i, Isparta "yarı açık cezaevinden" ben kaçırdım..

-Bunu neden bugün itiraf ediyorum..

-Zaman aşımı sürecini bekledim de onun için..

"Yarım asır sonra neyin zaman aşımı bu yahu?" diyebilirsiniz..

Zaman aşımı denen kavram, herkes için 10 yıldır..

Meselenin hali ve ahvali Yılmaz Güney'e gelinceeeeee;

"Bu çok böyyük mesele (!) yani zaman aşımı denen zottirik anlayış 6 bin 666 sene olarak değerlendirilir.. Bununla da yetinilmez, Türkiye'nin tüm noterlerine onaylatılır ve uygulamaya ko-nu-lur."

......

Yılmaz Güney'i cezaevinden tabiki ben kaçırmadım..

Keşke yapabilseydim..

Keşke bu şerefe nail olsaydım..

-Kim kaçırdı peki?

-Karayusuflu Hüso hariç, bu ülkede yaşayan her Allah'ın kulu kaçırdı..

"O nasıl bir şey?" sorusunu sorarsanız..

Anlatayım..

Adı: "Sosyal medya" olan, adam gibi kullanılmadıkça en kaşarlanmış yalanlar üretmekte mahir olan, olmayanları olmuş gibi gösteren, çok tehlikeli sularda kulaç atan bir BELA var..

Ona BELA demek inanın az olur.. BAŞBELASI demek daha evladır..

Sözünü ettiğim, maharetlerini (!) belirttiğim sosyal medyada konuşulanlara, yazılanlara, çizilenlere baktığınızda;

"Yılmaz Güney'i cezaevinden kaçırmayan kişi kalmamış anasını satayım."

İpini koparan, canı isteyen kim varsa, koyuyor cep telefonunu önüne.. Sözde canlı yayın yapıyor (!) güneş görmemiş yalanlar üretip, atıp tutmaya başlıyor..

Yalan söyleyenden vergi alınsa, bunları Nurettin Nebati bile kurtaramaz..

Bu yalancı müptezeller, Yılmaz Güney'i bir tek Karataş'tan kaçırmamış.

.....

Biline ve unutulmaya ki;

"Bu hıyarların, bu çakalların, bu yalancı soytarıların söylediği tek doğru yok..

Bu güzel ülkede her şeyin, ama her şeyin çivisi, adına sosyal medya (!) denen, fakat bir türlü sosyalleşemeyen medya sonrası çıktı."

Haksız mıyım?