YEREL ÜRETİM ve YEREL TÜKETİMİN ÖNEMİ

Gittikçe artan, sağlıklı beslenme sorunu ile karşı karşıyayız…Geleneksel tarım üretim sisteminden, modern tarım üretim sistemine (1960 sonrası) geçtikçe, kimya sanayii daha çok yer tutmaya başladı, tarım alanında. İlaç, gübre gibi iki temel girdi, tamamen kimyasal…

O halde ne yapacağız?’’

‘İYİ GIDA TÜKETİMİNDE YEREL ÜRETİM VE YEREL TÜKETİME NASIL GEÇECEĞİZ…???’

1960 öncesi yapılan tarım ürünleri üretimi, hemen hemen yerel gübre, ( Büyük baş Hayvan-Güvercin gübresi vb. gibi) göz taşı, kükürt vb. gibi daha saf ilaçlar kullanılarak yapılırdı.

Elbette zamanla çoğalan nüfus, tarım ürünleri ticareti, ihracat olanaklarındaki artış, tüketimin artması gibi temel nedenlerle, geleneksel üretim teknikleri, ihtiyacı karşılamama durumunda kaldı. Buna bir de erkenci ürün ve raf ömrü uzun ürün skalasını eklersek, modern tarıma olan ihtiyaç, kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Buna en güzel örnek:

a) Adana Karpuzu, b) Mısır d) patlıcan, biber, kabak, domates vb. gibi sebzelerdir. Eskiden

mevsiminden başka üretilmeyen sebzeler, şimdi yıl 12 ay, taze taze raflarda tüketiciye sunuluyor… Kalite ve lezzet derseniz, geleneksel tarım dönemi lezzetini bulmak mümkün değil… Organik diye satılan ürünler bile, ‘Tarım Bakanlığı Kullanım ve Denetim Koşullarına’ göre bir çok, kimyasal kullanılarak üretiliyor. Ağaç gibi çatırdayan biberler, bıçağın zor kestiği, kütük gibi olmuş, kabak aşılı karpuzlar, bal çanağına batırılmış gibi tatlı kavunlar,( Sulamaya şeker katılması) Canım Amasya v e İsparta, Yahyalı elması yerine, kokusu, rayihası olamayan, tatsız, tuzsuz elmalar, vs.vs. Patates ve sana yağı katılmış, uyduruk tereyağları, raf ömrü bir ay olan yoğurtlar, ( Oysa anam babam usulünde üretilen yoğur, en fazla 4-5 gün sonra ekşime yapar) sıcakta erime yapan çikolata yerine taş gibi duran çikolatalar, say say bitmez. Daha neler neler…Şimdi bunları yiyoruz… Yemek zorundayız…

“Gıdalarımız Neden Sağlıklı ve Kaliteli Değil?”adlı yazımızda cevabımız üç noktada toplanmıştı: Bu cevaplar sırasıyla;

Bir; “Sağlıksız ve kalitesiz gıda üretimi,ilk aşamada endüstriyel tarımın bir sonucudur.”

İki; “Gıdaların sağlığı ve kalitesi; taşıma sürecinden olumsuz olarak etkilenir.” ve ü

Üç;”Gıdalar,işleme sürecinde de sağlık ve kalitesini kayıp edebilir.” şeklindeydi…

Bunu izleyen “İyi Gıda İçin Köylü Modeli Öne Çıkarılmalı” yazımızda ise “Endüstriyel tarımda ortaya çıkan olumsuzluklara karşı en uygun model, genellikle küçük ve orta ölçekli çiftçi/köylü modelİ” üzerinde durmuşuk.

Bu yazımda da “İyi Gıda İçin Yerel Üretim ve Yerel Tüketime Yönelmeli” konusunu işleyeceğiz.

Önce, “Neden gıdaların sağlığı ve kalitesi,taşıma sürecinden olumsuz olarak etkilenir?”konusunu irdelemekte yarar var.

Birincisi; gıdaların çoğu soğuk zincir koşullarında taşınsa bile, tüketiciye varana kadar besin değerlerini kaybederler.

İkincisi; Türkiye’ de bile, enerjinin yüzde 2-17’si, besin taşımacılığında yollarda harcanmaktadır.

Doğal olarak enerji gideri,tüketicinin sırtına yüklenir.Üretici ile tüketici arasında fiyat farkının yüksek olmasının bir nedeni de, aracıların olumsuzluğu yanında budur.

İyi Gıda İçin Yerel Üretim ve Yerel Tüketim Nasıl Hayata Geçirilebilir?

Bu doğrultuda iki önerme yapılabilir.

Birincisi; kooperatiflerin sanayi tesisleri kurmasıdır.

Çünkü kooperatif işletmeler genel olarak kendi çevrelerinden topladıkları ürünleri işlerler ya da değerlendirirler.Kapasiteleri dev kapasiteli endüstriyel fabrikalar kadar yüksek değildir.

Tüketiciler de kooperatif ürünlerine yönelmelidir.

Çünkü; kooperatifler genellikle küçük çiftçilerden ürünleri alırlar, sıkı denetim altında ürünlerini işler ve de gıdalar,tüketicilere aracısız ve kısa yolla ulaştırıldığı için daha ucuzdur. Daha tazedir.

İkincisi; tüketiciler gıda taleplerini mevsimlere göre yapmalıdır.

Kış ortasında yaz sebzeleri tüketmekten vazgeçilmelidir. Üstelik Türkiye bu özellik açısından şanslıdır.Dört mevsimin sebzesi ve meyvesi vardır. Diğer yandan geleneksel olarak turşu gibi yaz sebzelerini saklama geleneğimiz de söz konusudur.

Kısaca; iyi gıda için yerel üretim ve yerel tüketime yönelmekten başka çare yoktur.

Önermelerimiz özelikle Avrupa Birliği’nde hayata geçmeye başlamış bulunmaktadır.

Gıda ürünlerinin büyük dev fabrikalar yerine küçük ve orta ölçekli işletmelerde işlenmesi eğilimi ortaya çıkmaktadır.

Şimdi bunları neden anımsattığıma gelince cevabım şu : Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba,konuşmalarında sık, sık ‘’kırsalda kalkınma olmadan, ülkede kalkınma olamayacağını belirterek, üretim olmadığı takdirde, bağımsız bir ülke sayılamazsınız" diyor.

Şimdi ilgili bakanlığın üst bürokratları acaba ne tepki verecekler? Merak etmiyor değilim.

Burada amaç; vatandaşa sağlıklı gıdalarla, sağlıklı beslenme imkânı sunmaktır.

Bu da, Tarım Bakanlığının birincil görevleri arasındadır.

SON SÖZ : ‘’ LAF DEĞİL, İŞ ÜRETELİM.’’