Bir yılı daha geride bıraktık. Yeni bir yıl, yeni umutlar ve beklentilerle karşılanır. Eskinin getirdikleri ve götürdükleri var şüphesiz. Temennimiz yeninin getireceklerinin, götüreceklerinden fazla olması. 2021 yılı ne kadar zor geçse de, insanların 2022’den umutları var elbet. Tıpkı her yılbaşında olduğu gibi...
Önce sağlık dolu bir yıl dilenir, sonra zengin olma hayalleri kurulur, daha sonra da yeni yılı karşılamanın heyecanı sarar. Tabii bu söylediklerim mütevazı yaşantısı olan, ayda yılda bir araya gelen geniş aileler için geçerli.
Yılbaşı gecesinin sabahında özellikle çocukların heyecanları bir başkaydı. Tıpkı bir bayram sabahına uyanır gibi heyecanla yataklarından kalkarlar. Çünkü bilirler akşama evde ziyafet olacak. Aile bireyleri bir araya gelecek, çoluk-çocuk yiyecek, içecek, sohbet edilerek TV’lerde eğlence programları izlenecek. Odun veya talaş sobasının üstünde kestane pişirilir, sobanın üstüne konan portakal kabukları odanın içini misler gibi kokuturdu. Yılbaşının olmazsa olmazı olan ve küçük bahislerle, heyecanla oynanan tombala iple çekilirdi.
Yılbaşı günü, akşama doğru mahallelinin mutfağından mis kokular süzülürdü. Kim, hangi yemeği yapıyor, o mis kokulardan belliydi. Komşular arasında dar alanda kısa paslaşmalar olurdu. Örneğin; “Hu, Kadiriye Hanım… Siz akşama neler yaptınız?” Gün boyu bu soru sorulsun diye bekleyen Kadiriye Hanım; ‘Valla komşu; ev bugün curcuna, ana-baba günü… Kızlar, gelinler, torunlar… El birliğiyle yapıyoruz bir şeyler. Yılbaşında ne yenir ki? Tavuk, pilav, salata, meyve, çerez vs.”
Yani, bütün mahalleli hemen, hemen aynı menüyle yılbaşı gecesini karşılardı. Gözü ve gönlü bol mahalle sakinleri birbirlerine ikramlarda bulunur, eksik-gedik ne varsa el birliğiyle aralarında paylaşırlardı.
Aile reislerinin telaşı ise bir başka olurdu. Gün içerisinde ne eksik, neler lazım diye ya çocuklarını eve gönderir veya günde 4-5 kez telefonla ararlardı. Eğlenceli, huzur içinde bir yılbaşı gecesi geçirmek niyetinde oldukları için, evin hanımları bu telaşlarını mazur görürlerdi.
Kendi ailemden bildiğim için; yılbaşı telaşını, heyecanı, mutluluğunu, tüm ailenin bir arada olmasını ve o mükellef sofraların ziyafetini, hoş sohbetler eşliğinde gülüp-eğlenmeyi nasıl da özlüyoruz. Bir bilseniz...
Zaman değişti tabii. Eski birliktelikler, aile bağları, sohbetler, eğlenceler kalmadı. Dost meclisinde, arkadaş ortamında veya aile büyüklerimizle şu söz söylenir; ‘Nerde o eski bayramlar!’ Aralık ayının son gününde de, yani yılbaşı gecesinde ise; ‘Nerde o eski yılbaşı geceleri’ deniyor.
Maksat yılda bir gün de olsa ağız tadıyla eğlenip, gülmek ve hoş sohbetlerle yeni yılı karşılamak.
Velhasıl kelam; Her arkada bıraktığımız yılın muhasebesini yaparken yeni yıla umutlarla, beklentilerimizle giriyoruz.
Umutlar, umutsuzluklar, mutluluklar, kederler, monotonluklar, heyecanlar, sevinçler, trajediler… Hepsi biz insanlar için. Giden yılda da vardı, gelen yılda da olacak. İyimser olmak ister insan. Kötü şeyler düşünmemek, hayata umut penceresinden bakmak ister. Güzellikler ve iyiliklerle yaşlanmak hepimizin arzusu…
Umarım yeni yıl insanlık adına hoş gelir, sefa gelir. Yeni yıl, yeni umutlarla gelsin… İyi bir yıl geçirmeniz dileğiyle.