CHP’nin 39. Olağan Kongresi’nde öyle sahneler yaşandı ki, doğrusu ben bile şaşırıp kaldım. Ne zaman bu yemek meselesini –daha doğrusu yemekleri– yazsak, hemen birileri çıkıp “Koca kongreyi bir yemekle sınırlandırdınız!” diye veryansın ediyor.
İyi de yaşananları biz mi uydurduk?
Ankara’daki ilk akşam yemeğinde Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, salondaki yoğunluğu görünce gülümseyerek “Ne kadar kalabalık olmuş… Gençleri bayrak asmaya çağırsak bu kadar istekli gelmezler!” diye espri yaptı. Bu sözü biz mi kurduk?
CHP İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, yemeğe gelip beş dakika durduktan sonra WhatsApp grubuna “Yarınki yemeğe listelediğimiz kişiler gelecek…” diye bir mesaj attı. O mesajı da biz mi yazdık?
Ya Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı ile Orhan Bayram… Bu sözlere tepki göstermeleri için ricada bulunan da bizmişiz gibi davranıyor bazıları.
Kusura bakmasınlar ama biz sadece olanı yazdık.
Gençlerin kötü bir otelde kalmasını da biz ayarlamadık.
İkinci gün partililerin bir kısmının Tarabya Restoran’da, diğer kısmının Fahri Baba Balıkçı’da ayrı ayrı yemek yemesini de biz organize etmedik.
Bütün bunları yapanlar sizlersiniz. Ama suçlu ilan edilen yine biziz, köşe yazanlar!
Her şeyin sorumlusu bizmişiz gibi…
Hatta gidip Leonardo da Vinci’ye “Usta, şu Son Akşam Yemeği tablosunu da araya sıkıştırıver!” demediğimiz kaldı herhalde.
Özetle: Kimse kızmasın, darılmasın. Biz sadece yaşananları yazıyoruz.
Olanı yazınca da komedi kendiliğinden ortaya çıkıyor.