Çocuklarımızı elimizden geldiğince iyi yetiştirmeye çalışıyoruz. Ya da iyi yetiştirdiğimizi düşünüyoruz. Onlara hayatın zorluklarına alıştırmıyoruz, onlara her türlü olanağı sunuyoruz. Aynen şu söz gibi ‘’Yediği önünde, yemediği ardında’ ’öyle değil miyiz, Vallahide de billahi de öyleyiz.
Eskiden hem zengin hem fakir aileler, yaz tatillerinde çocuklarını tanıdık esnafın yanına verirlerdi,
Çocuklar hem harçlıklarını çıkarırdı hem de insan arasına karışıp hayatın zorluklarını görürlerdi.
Marangozda, oto tamircisinde, berberde, kaportacıda kebapçıda vs. çalışırdık emek harcayarak para kazanmanın ne olduğunu öğrenirdik.
Şimdinin çocukları bırakın bir esnafın yanında çırak olarak çalışmayı, sokakta oynamasını bile bilmiyor. Varsa sosyal medya, yoksa sosyal medya. Eskiden çocuklara sorduğumuz da, büyüyünce ne olacaksın? Doktor, mühendis, pilot, öğretmen vs. derlerdi, şimdi büyüyünce ne olmak istiyorsun dediğimizde ise ne yazık ki YOUTUBER olancam diyor, bu da geleceğimizi çok aydınlık göstermiyor.
Önümüzde koca bir yaz tatili var, aileler bu tatili nasıl geçireceklerini düşünüyorlar. Yaz okulları revaçta ama oralar da çocuklara hayatın zorluklarını öğretmekten uzak,
Bence güvenebileceğiniz iş yerleri varsa, çocuklarınızı oralara çırak olarak yollamak da bir tercih olabileceğini düşünün. Hangi başarılı iş insanına sorsanız, çocukluğunda çıraklık yaptığını keyifle anlatır.
Atanamayan üniversite mezunlarını düşünelim, dünyalar kadar para harcamışsın, dershaneye göndermişsin, özel ders aldırmışsın, çocuk ders çalışıyor diye evine misafir kabul etmemişsin, okumuş üniversite bitirmiş KPSS’ye girmiş iyi bir puan almış ama atanamıyor, hadi ayıkla pirincin taşını.
Lafın kısası, Herkes çocuğunun doktor, mühendis, avukat öğretmen vs... Olmasını istiyor? Bu ülkeye Çiftçide, Marangozda, oto tamircisinde, berberde, kaportacıda kebapçıda vs. lazım. Çocuklarımızı kapasitelerine göre yönlendirelim ki geleceklerini karartmayalım.