YAZMALI MIYIM, YAZMAMALI MIYIM

Gerçekten tam karar veremedim. Köşeme öyle bir kişiyi alsam mı, almasam mı diye. Bir köşe yazımı harcamama değer bulamadığım için yazmaya karar veremediğim kişi; kadir mısıroğlu. Karar veremediğim kişiyi neden yazdım peki? Şunun için: İnsanlarımızdan birinin bile böyle bir insanın etkisinde kalmasını istemem. Ama maalesef itiraf etmeliyim ki, bu kişinin etkisinde kalan insanımız var. Neden acaba diye sorguladığım konu da bu? Gerçi 2019 yılında bu dünyadan ayrıldı ve bir takım insanların beklediği, istediği gibi olmadı ve ciddi bir biçimde unutulmaya başladı ama konu o değil. Neden bu kişiye inanmamak gerek biliyor musunuz? Bütün içtenliğimle söylüyorum, anlattıklarının çok büyük kısmı yalan ve iftira. Bırakın yazdıklarının yalan ve iftira olduğu için bu kişiye inanmamak gerektiğini, şu sözleri bile yetmez mi? "Artık açıkça söylüyorum. Ben İngiliz taraftarıyım." Hangi nedenle, hangi gerekçe ile olursa olsun, ben İngiliz taraftarıyım ne demek? Bir ikinci ifadesi; "Amerika benden rapor istedi Halifelik konusu için. Halifeliği getirsin de, kim getirirse getirsin." Bir insanın daha ne söylemesi gerekir, o kişinin ne olduğu hakkında tereddüdün ortadan kalkması için. Bir diğer konu, Rıza Nur'un hatıralarının basılması için İngiliz istihbaratı bu kişiyi buluyor ve o'na bastırtıyor. Yani bu kadir mısıroğlu, aslında hiç çekinmeden "ben İngiliz istihbaratına çalışıyorum" diyor, ama ülkemizde birileri bu durumu anlamak, görmek istemiyor. "Keşke Yunan galip gelseydi" dedi ya, daha ne desin? Aslında düğüm noktası da burası. Bu köşemi hiç değer vermediğim kişiye ayırma nedenim tam da bu. Neden Yunan galibiyetini istiyor, hiç düşündünüz mü? Kendi ne diyor? "Yunan galip gelseydi, Halifelik kalkmazdı", onun için böyle diyormuş. Sevgili okurlarım, kadir mısıroğlu gibi kişilerin halifelikle, dinle hiç bir ilgileri yoktur. Bu gibi kişilerin derdi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, İn-gi-liz-le-ri ye-ne-rek ku-rul-muş ol-ma-sı-dır. Çanakkale'den başlayarak, Milli Mücadele'de maşaları Yunan'ı yenip Sevr yırtılmış ve Lozan'da o büyük burunları ciddi oranda kırılmıştır. Zaten o aşamadan sonra üzerinde güneş batmayan İngiliz İmparatorluğu artık gücünü kaybetmiş ve 2. Dünya Savaşı sonunda da emperyal işlerini abd'ye devretmek zorunda kalmıştır. Adı geçen bu kişi ve bu kişi gibilerin meselesi, İngiliz istihbaratına hizmet etmektir. Çünkü İngilizler, yüz yıldan beri Büyük Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ten intikam almak için her yolu denemektedir. Ama istedikleri sonucu bir türlü alamamaktadırlar. kadir mısıroğlu da istediği sonucu alamamanın kızgınlığı ile şunu söylemiştir:" Mustafa Kemal'e zerre muhabbeti olan kişi cenazeme gelmesin." Bu söz ancak ağır iç huzursuzluğun, çok ağır iç bunalımın etkisinde söylenir. Yoksa ne dinen, ne kültürel olarak, ne insani anlamda, ne ahlaki anlamda bu söz söylenebilir mi?

Böyle bir yazıyı yazma nedenim bundan bir sonuç çıkarmak içindi elbette. Sonuç nedir? Bu kadar ağır iftiralar attığı, yalanlar söylediği, güya fes giyerek yaptığı şaklabanlıklarla aleyhinde etkili olacağını düşündüğü, dini, içkiyi, Lozan'ı kullanarak hakkında olmadık yaygara kopardığı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK her geçen gün daha da büyümekte, ama bu fesli 6-7 senede unutulmaya yüz tutmuş bulunmaktadır. Bu neden böyle oluyor? Çünkü Türk Milleti, samimiyeti anlar ve bilir. Çünkü Türk Milleti, içten insanı gözünden tanır. İşte sonuç budur.