ZOR KARARLARI ALACAK SİYASİ İRADE

21/10/2022 21:47 366

 

Formun Altı

Biz içeride müflis tüccar misali eski defterleri karıştırmaya devam ederken, pek tabii, dünya yerinde durmuyor.

Başörtüsü gündeminden, helalleşmeden vs. kafasını kaldırıp dış basına göz atanlar, önce Rus doğalgazını Avrupa'ya ulaştıran Kuzey Akım boru hatlarına düzenlenen sabotaj, arkasından OPEC'in petrol üretimini kısacağını açıklaması ve buna gelen tepkilerle birlikte geçtiğimiz haftalarda bir kez daha dünyanın gündemini enerjinin oluşturduğunu fark etmiş olmalılar.

Yaşanan son gelişmeler bana, bu köşede yazmaya başlamadan önce 8 Eylül 2020 tarihinde kendi blogumda yazdığım ''Neden?' sorusunu soramayanlara iktidar yolu açılmaz.' başlıklı yazıyı hatırlattı. Bu köşeyi takip edenler bilir; zaman zaman akademik dünyadan, siz değerli okurlardan gelen  ve ülkesine karşı sorumluluğunu dile getiren görüşlere de, imkanlar ölçüsünde yer vermekteyim. Değerli dostum, medya dünyasının tanınan ismi, gazeteci, önceki dönem milletvekili, Turgay Develi, bu gün köşeme misafir oldu. Toplumsal  ve ülke meselelerine karşı duyarlılığı ile bilinen Develi, görüşlerini yazımızın başlığı altında ifade  etmektedir. Yazının özünü muhafaza ederek, siz değerli okurlarımla, paylaşmak istedim…

Uzun yıllardır serbest piyasanın ve sermayenin koşulsuz serbestliğinin Türkiye'yi (ve dünyayı) felakete sürüklediğini savunan birisi olarak, dünyada da konjonktürün bu fikri kabul eden bir noktaya geldiğini anlatmış, örnek olarak Şubat 2020'de Foreign Policy dergisinde yayımlanan bir makaleyi göstermiş, ABD'nin iç ve dış politikasını, bu fikrin etkisi altına alacağını belirtmiştim…

Blog yazımdan alıntı yapmam gerekirse: “Neoliberal anlayışın yarattığı kontrolsüz kapitalizmin, Çin’in başını çektiği devlet kontrollü korumacı kapitalizm anlayışıyla başa çıkamadığını ve bu durumun ABD ve Avrupa için artık bir ulusal güvenlik sorunu haline geldiğini düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. ”

O makalenin yazarlarından birisi olan Jake Sullivan, makalenin yayımlanmasından 9 ay sonra yapılan seçimlerde ABD Başkanı seçilen Joe Biden'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atandı ve halen bu görevini sürdürüyor.

Sullivan'ın iktidara gelmeden önce Foreign Policy'ye yazdığı cümleler, bugün dünyanın gittiği yönü anlayabilmek için önemli ipuçları sunuyor:

“Ekonomi, jeopolitikten bağımsız düşünülemez.”

“Neoliberalizmin işi bitti, yeni bir ekonomik felsefeye ihtiyacımız var.”

“ABD doğru ekonomik politikayı bulamadan, genel stratejisini doğru bir şekilde yaratamaz.”

ABD'nin politika yapıcıları, tam olarak vaat ettikleri şekilde, artık kendi ulusal güvenliklerini ve vatandaşlarının refahını tehdit eder hale gelen bu sistemi budayarak, yollarına devam ediyorlar.

Daha kontrollü, daha müdahaleci, daha kamucu, sermayenin değil ülkenin çıkarlarının önde tutulduğu bir model...

Dışarıda Rusya'nın gelirlerini azaltmak adına petrol fiyatlarını düşük tutmak için, tüm diplomatik ve askeri güçlerini kullanırken, içeride fiyatları arttıran kendi petrol şirketleriyle kavga etmekten ve stratejik rezervlerini satıp fiyatları kontrol altında tutarak, enerji piyasasına müdahale etmekten geri durmuyorlar…

Kendi halklarının çıkarını Transatlantik ittifakının çıkarlarının önüne koy(a)mayan Avrupa ülkeleri ve özellikle Almanya ise büyük bir enerji kriziyle çalkalanıyor.

Burada amacım tabii ki Amerikan yönetimini ve yayılmacılığını övmek değil, kendi ülkesinin çıkarlarını düşünen bir iktidarın (ya da iktidar adayının) günümüz konjonktüründe nasıl bir ekonomik politika uyguladığına (uygulamak zorunda olduğuna) dikkat çekmek. En kapitalist, en liberal, en piyasacı ABD'nin bile geldiği noktayı vurgulamak...

Sadece Amerikalı politika yapıcılar değil, hemen hemen tüm dünyada politik ve akademik çevrelerde bu konuda artık bir konsensüs oluşmuş durumda. IMF Başkanı'nın geçtiğimiz hafta verdiği bir konferansta da, krizden çıkış için daha kamucu bir ekonomik sisteme vurgu yapması, bunun yalnızca son örneği.

Biz içeriye dönecek olursak... Tabii Amerikan yönetimi Amerikan çıkarlarını savunuyor... Benim gelmek istediğim konu ise, biz Türkiye'nin çıkarlarını ne pahasına olursa olsun savunabilecek bir iktidar bulabilecek miyiz?

24 Ekim 2022 Pazartesi günü devam edeceğiz…