ZİRAAT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ, NEDEN 21. YÜZ YILIN GEREKLERİNE CEVAP VER

26/02/2020 21:20 615

 

Evet, 174. yıl dönümünde, hala rayına oturtamadığımız bir eğitim sistemimiz var. Aradan nerede ise iki asır geçmiş ama, Bizim Konya ili kadar büyüklüğü olan, Hollanda ve İsrail gibi ülkelerin, tarım teknolojilerinin seviyesine ulaşamamışız, onların çok gerisinde kalmışız… Ya İsrail’e ne demeli? 1947 yılına kadar İsrail diye bir ülke dahi yoktu, yeryüzünde…Düşünün…!!!

Biz yüz yıldır  (1846) ziraatin içindeyiz. Biz den 101 yıl sonra kurulan İsrail bu gün dünya ya, tohum başta olmak üzere, tarım teknolojileri ihraç ediyor. Tarıma dayalı, AR-GE ve İNOVASYON çalışmalarında, dünyanın başat ülkelerinden biridir. Şimdi sormak gerekmez mi; Nasıl oluyor da bu kadar kısa sürede, hem de doğru dürüst tarım toprakları dahi yokken, bu denli gelişiyor, dünya tarımında söz sahibi oluyor? Bir de bize bakalım, sayısız ovalar, verimli topraklar, iklim avantajı gibi temel girdiler çok fazla ve mükemmel… Sonuç? Maalesef sonuç, her şeyi ithal eden bir ülke… Patatesi, soğanı, samanı ithal eder hale gelmişiz… Peki ama neden? Evet neden? İşte bütün sorun bu neden de… Ben deyim moderniteden uzak, ilkel tarım teknikleri, siz deyin; yanlış tarım politikaları ve güdülen yanlış siyaset. En büyük etken de ilimle, bilimle hareket etmemek. Sürekli yaz boz tahtasına çevrilen tarım politikaları, bir tarım ekosisteminin oluşturulamaması, bilimsel çalışmaların, AR-GE ve İNOVASYONUN yeterince ön plana çıkarılmaması ya da gereken önemin verilmemesi, kara düzen çalışmanın bir esasa bağlanamaması, bu seviyelerde kalmamıza sebep oldu. İyi bir tarım ithalatçısı ülke olduk, çok şükür. Demek ki bizim topraklarımız, İsrail ya da Hollanda da olsa, neler olur düşünün…!!!  Adamlar yoktan var ediyor, biz ise var olanı yok ediyoruz… Bu gün gelinen nokta da, 40’ı aşkın Ziraat Fakültemiz var ama dersler teorik…Fakülteyi bitiren ziraat Mühendisi, tarım işletmelerinin derdine derman olamıyor. Hadi sil baştan… Okul bittikten sora, üç beş yıl  daha çalışmak suretiyle, sınama yanılma yoluyla ancak Mühendislik fonksiyonuna sahip oluyor…Bu meselelerle dertlenen sadece ben miyim? Şüphesiz ki değilim. İşte onlardan biri; sevgili dostum, Prof. Dr. İbrahim Ortaş…İbrahim hocam da bilimin ışığında çok çaba sarf ediyor, Türk tarımı, Türk Ziraatı için..

Mevlana’nın ifadesi ile “dün dünden kaldı, yeni şeyler söylemek lazım canca gazım”. Yeni bir tarımsal öğretim paradigmasının yaratılması gerekir.

Son yılarda artan dünya nüfusu ile birlikte artan gıda talebi doğal olarak tarıma olan ilgiyi yeniden artırdı. Ülkemizde geçişte sanayileşeceğiz diye, tarım geri plana itilmesi ve sonunda sanayileşemediğimiz gibi, son yıllarda tarımda birçok üründe ithalatçı duruma gelmiş bulunuyoruz. Ekonomik ve ekoloji nedenlerde üretim yetersizliği ve dağıtımdaki sorunlar sonrası, mutlak yeniden tarıma önem verilmeli ve üretim ekonomisine geçilmesini konusunda ciddi talepler oluşmaktadır. En son TÜSİD başkanı tarıma önem verilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Başta mera alanlarının tarıma ve yerleşim yerlerine açılması, et-balık kurmalarının özeleştirmesi, şeker ve türün yasaları ile devlet desteğinin kaldırılması, tarım teknolojilerine gerekli önemin verilmemesi, tarım topraklarının amaç dışı kullanıma açılması ile yaklaşık 34-38 milyon dekar arazinin tarımdan koparılması sonucu bugün ülkemizde ciddi tarım ürünleri ulaşım sorunu yaşanıyor. Halen sahip olduğumuz coğrafyanın sunduğu, yeterli güneş enerjisi, ılıman iklimi ve toprak yapısı itibarı ile üretim yeteneğimiz fena değil, anacak potansiyelimiz, tam olarak kullanılmamaktadır. Bu bağlamda yeniden Türkiye’nin kalkınması için tarımsal eğitiminde yeni bir paradigma değişimine ihtiyaç duyulmaktadır.
Ziraat eğitimi Türkiye’deki en köklü eğitimlerden biridir ve yaklaşık 174 yıla yakındır tarımsal eğitim yapılmaktadır. Ancak halen arzu edilen bir ziraat eğitimine de kavuşmuş değildir. Ziraat Fakültelerinde ‘Ziraat Mühendisliği’ mesleği unvanının ve diplomasının kazanılmasına yönelik olarak 1999 yılında önerilen 5 öğretim programı bir eğitim sürecini tamamlanmadan ilk iki yılda tartışılır durma gelmiştir. Daha sonra tekrar bölüm eğitimine geçilmiştir. Ziraat Mühendisliğinin geleceği, her şeyden önce tarım eğitimi alacak kişinin, eğitim gördüğü alan ile ilgili işe girebileceğini bilmesi ve onun güvencesi gerekmektedir. Bu konudaki çabaların başında yeni eğitim programları oluşturarak, bölümlerin sayısının azaltılması ve buna bağlı olarak ta daha az öğrencinin fakültelere alınması kararlaştırıldı. Fakat ne yazık ki yeni sistem yeterince tartışılmadığı için, beraberinde birçok sorunu da getirmiştir.

Yarın devam edeceğiz…