YUSUF AKÇURA

13/03/2020 20:52 628

Bu yıl Yusuf AKÇURA'NIN 85. ölüm yıldönümü.

11 Mart 1935 yılında vefat eden AKÇURA, isminin önüne çok üstün unvanlar konması gereken bir Üstad'dır.

Türkiye dışından gelen Zeki Velidi TOGAN, Sadri Maksudi ARSAL, Ahmet AĞAOĞLU ve Yusuf AKÇURA gibi isimler, Anadolu Türklüğü ve Türk Dünyası'na büyük hizmetler yapmışlardır.

Bu isimler arasında, Yusuf AKÇURA, gerçekten en dikkati çekendir desek herhalde büyük bir hata yapmış olmayız.

Üç Tarz-ı Siyaset adlı küçük hacimli eseriyle, Yusuf AKÇURA, Türkçülük Hareketi'nin siyasî felsefe haline gelmesinde öncü olmuştur ifadesi genel kabul gören bir görüştür. Hatta, Bu Hareket'in Manifestosu diyenler de azımsanmayacak kadar vardır. Daha önceki şahısların gayretleri de, elbette, bu Hareket'in gelişmesine katkı sağlamıştır. Ancak, AKÇURA, bu Hareketi, bu eseriyle, bir Siyasî Felsefe haline getirmiştir.

Sürekli araştıran, inceleyen, düşünen ve bu yollarla elde ettiği bilgileri icraat safhasına da koymayı başaran AKÇURA, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş İlke ve Felsefesinin oluşmasında çok büyük katkılar sağlamıştır.

Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilişkileri OLAĞANÜSTÜ denecek kadar yakın ve sürekli olan AKÇURA, Ulu Önder ile adeta, hemen her konuda hemfikir olarak yaşamıştır.

Mustafa Kemal ATATÜRK'ÜN isteği ile Türk Ocakları Tarih Tetkik Cemiyeti'nin aşırı çalışmaları sonucu 1930 yılında ortaya konan Türk Tarihinin Ana Hatları isimli kitabın 6 kişilik Yazar kadrosunun başında da yine Yusuf AKÇURA vardır. Bu kitap Avrupa'da büyük yankı uyandırmış ve orada aleyhinde büyük kampanya yapılmıştır. Ancak, ATATÜRK, bu kampanyayı hiç önemsememiş ve hatta şu mealde bir cevap vermiştir: Bugüne, kadar, biz, tarih yaptık, ama yazmadık ve sizin yazdıklarınızı okuduk. Bundan sonra, biz, kendi tarihimizi kendimiz yazacağız.

1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu'nun  Kurucu Üyesi olan AKÇURA, ertesi yıl, Kurum'un başına getirilmiştir.

Hayatında sürgünler, hapisler, yokluklar vs. gibi ağır şartlar eksik olmayan, ancak, Türklüğe hizmetten asla bir adım geri atmayan AKÇURA, bütün bu çileler ve inanılmaz gayretlerle dolu hayatının en önemli mutluluğu olarak gördüğü bir konu vardır: Mustafa Kemal ATATÜRK'E olan müthiş bağlılığı ve onun ile ilgili görüşleridir.

Bir dahi olarak nitelendirdiği ATATÜRK'ÜN fikir ve siyaset danışmanlığını yapmıştır. Cumhuriyet Halk Fırkası'nın ilk dönemdeki 9 umde(ilke)'sinin ortaya konmasında Mustafa Kemal ATATÜRK ile hep beraber olmuştur.

İstanbul Darülfûnununda(Üniversite) sürekli konferanslar veren Üstad, 11 Mayıs 1923 yılındaki bir Konferansında şunları söylemiştir: "İki esas fikir vardır ki, onların doğruluğuna ta gençliğimden beri inanır ve elimden geldiği kadar da o iki fikrin hadimi(hizmetçisi) olmaya çalışırım. Bu iki fikirden birisi Milliyetçilik, diğeri Halkçılık(Demokratizm)'dir. Milliyetçilik ve Halkçılığın asıl hedefi Millî Hakimiyettir."

Yine bir Konferansında, 5 Aralık 1922'de, İzmir İktisat Kongresinden üç ay önce çok ilginç bir ifadede bulunmuştur: "Unutmayalım ki ülkemizde kazanılacak birkaç zafer daha var". Bu konuda da, Mustafa Kemal ATATÜRK ile ne kadar benzeşen görüşlere sahiptirler.

Türk Derneği'nin, Türk Yurdu Dergisi'nin, Türk Ocağı'nın kuruluşları, çalışmaları ve mücadeleleri içerisinde Yusuf AKÇURA, daima, en önde ve en gayretliler arasındadır.

16 Mart 1920'de İstanbul'daki Meclis-i Mebusan'ın İngilizler tarafından basılması öncesinde Türk Ocağı Genel Merkezi basılmış ve Ocak dağıtılmıştır. Bunun üzerine, Türk Ocaklılar, adeta tamamen Ankara'ya geçmekten başka çare olmadığını görerek, Ankara'ya geçmişlerdir. Bunların arasında elbette Yusuf AKÇURA da olacaktır ve eşiyle o da Millî Mücadele'ye katılarak büyük katkılar sağlamıştır.

Yusuf AKÇURA, bir Köşe Yazısı içerisine sığacak bir ŞAHSİYET değildir. Ancak, bu şartlarda, bu kadar anlatabildiğimiz AKÇURA Üstad ile ilgili zaman zaman ek bilgiler vermeye devam edeceğiz.

Rahat Uyu Üstad, Mustafa Kemal'in Askerleri bitmez.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!