YÜREĞİNİZDEN ÖPÜYORUM

09/03/2022 22:00 447

 

Bugün 8 Mart 2022, Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Tam 165 yıl önce hak ve özgürlük mücadelesi veren kadınların Newyork’ta bir fabrikaya kapatılıp yakıldığı, 120 kadının yaşamını yitirdiği o karanlık günü ve sonrasında yaşanan kadına yönelik şiddet ve baskıları unutmadan anmamız gereken bir gün.

Kuşkusuz o tarihten sonra yükselen kadın ve emek mücadelesi sonunda kadınların elde ettiği kazanımlar ve başarılar kutlamaya değer.

Ancak yaşamlarını kadın haklarına adamış Rosa Lüksemburg’u, Clara Zetkin’i unutmadan, onların emanet ettiği mücadele bayrağını yere düşürmeden kutlamak gerekir bugünü.

Yoksa Popüler kültürün bize dayattığı Sevgililer Günü, Anneler, Babalar günü gibi hediye alışverişine dönen kutlamalar benzeri yapılacak kutlamalar bu uğurda canlarını vermiş kadınlarımıza haksızlık olur.

Kurtuluş Savaşındaki başarılarıyla Kara Fatma’ya ayıp olur.

Faili malum cinayetlerde çocuklarını, babalarını, analarını yitiren demokrasi kahramanlarına yazık olur.

En çok da yıllarca belki bir gün döner diye evinin kapısını açık tutan Cemil Kırbayır’ın anası, hepimizin anası, Cumartesi Annelerin sembol ismi Berfo Ana’ya saygısızlık etmiş oluruz.

Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, Metin Göktepe’nin anası Fadime Göktepe, İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz’ı anmadan kutlanacak bir 8 Mart inanın çok anlamsız kalır.

5 yıldan bu yana bu iktidar tarafından rehin tutulan Selahattin Demirtaş’ın sevgili Eşi Başak Demirtaş, Osman Kavala’nın eşi Ayşe Buğra’yı unutursak bizim de yüreğimiz kurumaz mı?

Bir hain saldırıda yitirdiğimiz yiğit insan, barış ve demokrasi mücadelesinin yılmaz savunucusu Hrant Dink’in eşi Rakel’e selam göndermeden, onulmaz bir hastalığın pençesinde kıvranan HDP Milletvekili Aysel Tuğluk’u tedavisi için bile tahliye etmeyenleri kınamadan 8 Mart kutlanır mı?

21.yıl Türkiyesi’nde hala insanlar düşüncelerinden dolayı yargılanıyor, tutuklanıyor, özgürlüklerinden oluyorsa, gazeteci Sedef Kabaş başta olmak üzere cezaevlerindeki tüm kadınların, baskı ve zulme uğrayan, şiddet gören kadınların öncelikle günlerini kutluyorum.

Her kadın hem de sınırsızca sevgiyi, saygıyı hak ediyor.

Ancak erkek egemen sistemin çarkları arasında mücadele etmek yerine sistemin nimetlerinden yararlanmayı tercih edenlerle, her koşulda emeği, onuru, kişilik hakları için mücadele eden kadınları da ayırmak gerekiyor.

Onlar ki, en başta doğuranlardır.

Doğurdukları için her türlü fedakarlığı yapan, gecesini gündüzüne katanlardır.

Onlar ki, eşleri çocukları, aileleri için ölümüne çalışan, mücadele eden, üreten, paylaşan, sevdikleri için ölümü göze alanlardır.

Onlar ki, her şeyin en iyisine, en güzeline layık analarımız, bacılarımız, eşlerimiz, sevdiklerimiz, vazgeçemediklerimizdir.

Hep ellerinden öpülesi denir ama bence yüreğinden öpülesi kadınlardır onlar.

Açlığın, yokluğun, yoksulluğun acısıyla kıvranan, yapılan haksızlık, yolsuzluk, hukuksuzlukla kahrolan kadınlar; bu ülkenin aydınlık yüzü, gelecek umududur.

Onların hakkı öyle bir günlük kutlamalarla ödenemez.

“Onlar baş tacımızdır, canımızdır, ciğerimizdir” türünden hamasi övgülerle geçiştirilemeyecek kadar büyüktür onların emeği bizde.

Kadın emeğini yok sayan, kadınları üretimden koparıp, erkeğin kölesi haline getirmeye çalışan zihniyete inat biz erkeklerin her zamankinden daha çok kadınlarla omuz omuza, el ele, gönülden ve samimi mücadele yoldaşlığı yapma zamanıdır.

İnanıyorum ki, her geçen gün biraz daha kirlenen yaşadığımız bu dünya ancak ve ancak kadınların eliyle, onların katkısı ve çabasıyla yaşanır hale gelecektir.

O yüzdendir ki,

8 Mart Dünya Emekçi kadınlar Gününü sıradan bir kutlamayla geçiştirme lüksümüz yoktur.

Çünkü geçmişte bu uğurda yaşamını yitirmiş, bedel ödemiş, mücadele etmiş kadınları unutmadan ama gelecek aydınlık güzel günlere olan umudumuzu da yitirmeden kutlanacak, çok özel bir gündür 8 Mart.

Bugünün önem ve anlamına uygun yapılacak tüm etkinlikler kadının özgürleşmesine, barış ve demokrasi mücadelesine katkı sağlayacak, savaşsız, sömürüsüz bir dünyanın temellerine yeni ve sağlam tuğlalar döşeyecektir.

Ekonomik, sosyal ve siyasal sorunların çekilmez hale geldiği ülkemizde; açlık, yokluk sona ersin, işsizlik azalsın, üretim artsın, çocuklar yatağa aç girmesin, yolsuzluklar bitsin, yeniden hukuk üstün gelsin istiyorsak eğer,

İnsanlar düşüncelerinden dolayı hapse atılmasın, işkence ve baskılar kalksın, eşit yurttaşlık temelinde barış içinde bir arada yaşayabileceğimiz ortam ve koşullar oluşsun istiyorsak eğer,

Tüm bu beklentilerimiz ancak kadınlar sayesinde gerçekleşecektir.

İşte o yüzden bu ülkenin çilekeş, onurlu kadınları,

Hepinizin Yüreğinden öpüyorum. Gününüz kutlu olsun.