YUNANİSTAN İLE KALICI DOSTLUK, OLUR MU?

08/01/2020 15:35 613

Yunanistan’ın Osmanlı egemenliğine geçiş tarihi olan; 1361-1461 Mora’nın fethi döneminden, Osmanlı’dan ayrılıp, bağımsız bir devlet konumuna geçtiği, 1821-1828 tarihine kadar olan sürede, 400 yılı aşkın süre bir arada yaşayan, Yunanlılar ve Osmanlı, bağımsızlık dönemi isyanlarıyla tam bir düşmanlığa dönüşmüştür. O tarihten itibaren zaman zaman hep çatışma içinde olmuşuzdur.

Birinci dünya savaşından sonra, bilhassa İngilizlerin desteği ile İzmir’i işgal eden Yunanistan’la ilişkiler, bir türlü rayına oturmamıştır. 1922’den bu güne kadar geçen 98 yıllık sürede de, değişen pek bir şey olmadı. Atatürk ve Venizelos dönemini dikkate almaz isek, ilişkiler her zaman gerginlik için de oldu ve olmaya da devam ediyor.

Bu noktada, üstada Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı hocama kulak verelim….

İzmir ve çevresinde Rodos ve İstanköy adası kökenli çok sayıda Türk yaşar. Adalı Türklerin bir de İzmir merkezli “Rodos, İstanköy ve On iki ada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği(ROİSDER)” adlı örgütleri var. İstanbul, Antalya ve Ankara’da da şubeler kurulmuş.

Dernek, Rodos ve İstanköy’de yaşamakta olan soydaşlarının; “Vatandaşlık Sorunu, Eğitim ve Türkçe Öğrenme Hakkı Sorunları, Din ve İbadet Sorunu, Örgütlenme Sorunu, Osmanlı Türklerinden Kalan Kültür Mirasının Korunması Sorunu, Nefret ve Baskı Ortamı Sorunu ile Türk Vakıfları Sorunu” gibi sorunlarını, Türkiye ve uluslararası platformlarda dile getirmeye çalışıyor.

Geçtiğimiz hafta, dernek tarafından Yaşar Üniversitesi desteğinde, 10-11 Ekim 2019 tarihlerinde iki gün süre ile “Uluslararası Rodos ve İstanköy Türk Vakıfları Sempozyumu, 2019” düzenlendi.

Bir tespit yapalım; İstanbul ve Bursa’dan sonra Osmanlı Türklerinden kalan mimari eserlerinin yoğunluğu ve niteliği açısından üçüncü sırada gelen yer Rodos’tur. Anılan eserler Rodos ve İstanköy’deki Türk Vakıflarına aitti.

Ancak bu eserler, On iki adaların 1947 yılında Yunanistan’a verilmesinden sonra haraç-mezat satılıyor ve zamanın tahribatına bırakıyor ve giderek yok ediliyor. Böylelikle Adalar Türkleri için tutkal görevi olan bu eserlerin yok edilmesiyle Türk kimliği silinmek isteniyor (*).

Sempozyumun temel amacı da; anılan konularda ulusal ve uluslararası farkındalık yaratmaya yönelikti.

Gelelim “Yunanistan İle Kalıcı Dostluk, Ama Nasıl?” konusuna. Büyük söz söylemeye gerek yok.

Yunanistan ve adalara, günü birlik ve turizm firmaları dışında bireysel olarak başvurduğunuzda kolaylıkla gidebiliyor musunuz?

Öncelikle Rodos ve İstanköy kökenli Türklerden başlayalım. Bunların çoğunun adalarda kalan akrabaları vardır. Onları görmek için Yunanistan İzmir Konsolosluğu’ndan vize talebinde bulunduklarında doğum yerleri nedeniyle akla hayale gelmeyecek zorluklarla karşılaşırlar.

Bırakınız Rodos ve İstanköy doğumlu olanları, Türkiye doğumlu insanlarımız bile Yunanistan’dan bin bir zorluklarla vize alabilirler. Vize talebinde bulunduğunuzda onur kırıcı bir şekilde kredi kartı ekstrelerinizi, maaş bordrolarınızı, özel belge ve bilgilerinizi, bu da yetmez; sizi de görmemiz gerekir denilerek işinizi gücünüzü bırakıp ayaklarına kadar gidip arzı endam etmenizi isterler.

Kimi zamanlar, İzmir’e de Yunanistan’dan heyetler gelir. İki ülke arasında karşılıklı el sıkışmalar, ortak etkinlikle düzenlenir, heyetler arasında güler yüzle yan yana fotoğraflar çekilir.

Geçtiğimiz yıllarda, Cumhuriyet Gazetemizin İzmir Bürosunda görev yapan Asuman Abacıoğlu, Türk-Yunan ilişkilerine “Tek Taraflı Bir Aşk” diyordu.

Şunu söyleyelim; Kimilerimiz, tek taraflı bir aşk yaşadığımızın farkında olsa bile ticaretin yoğunlaştırılmasıyla bunun iki yanlı aşka dönüştürülebileceğini düşünüyor.

Bununla birlikte, Türk-Yunan ilişkilerine gerçekçi gözle bakmakta yarar var.

Yunanistan’da hala Türk düşmanlığı devam ediyor. Yunan politikacılar bunu kullanıyorlar. Düşmanlık iki temelden besleniyor.

Yunanlarda, bir yandan Türklere karşı yüzlerce yıl Osmanlı egemenliğinde yaşamış olmaktan kaynaklanan olumsuz düşünceler var.

Devam edecek