YİNE KORONA

27/03/2020 19:33 812

Başka bir konu yazamayız elbette.

Çünkü ölüm, insanoğlunun, haklı olarak, en çok üzerinde durduğu bir konu.

Ölüm, en ağır ve çaresiz ayrılık.

Buna bir de belirsizlik eklenirse, yani, ölümün, nereden, ne zaman ve nasıl geleceği bilinmezlik içerirse, işte o zaman, insanın ruh halinin karmaşaya girmemesi çok zordur.

Evet! Bugün, tam da böyle bir dönemin içerisinde yaşıyoruz.

Ölüm tehlikesini vücumuzun en ince damarlarına kadar hissediyoruz ve ayrıca bu ölümün nereden ve kimden geleceğini de kestiremiyoruz.

Durum bu!

Bu durum, kargaşa, ümitsizlik, zorluk ve ağır bir bunalımdır.

Çevreme bakıyorum, çok ciddi sayıda insan bu ruh hali içerisindedir.

Tamam, ama, bu ruh hali ile yaşamayı sürdürmek mümkün müdür?

Yani, fiziki ölüm gelmeden, ruhumuzu öldürmek gibi bir durum ile karşı karşıya bulunmaktayız.

Tıbbî terimler kullanmak istemiyorum, ama, paranoya hali neredeyse yaygın hale gelmek üzeredir.

Bütün bu yaşadığımız ağır bunalımların yanında, unutmamamız gereken bir gerçek var ki; bu günler geçecektir. Mutlaka geçecektir.

Öyle görünüyor ki, insanlık, yaşadığı bu ağır bunalımı ilk defa yaşamaktadır, ama, belki son olmayacaktır. Bu nedenle, galiba, anlamamız ve öğrenmemiz gereken, bu ağır bunalımla kişi olarak nasıl baş edebileceğimizdir.

Corona virüsün bulaştığı herkes, canından olmamaktadır. Uzmanların söylediğine göre, bu virüsün bulaştığı kişilerin yüzde seksen beşi kurtulmaktadır.

Bu durum önemsiz değil herhalde.

Geçen haftaki yazımda da söylemiştim. Hem de, bu ağır dönem geçtikten sonra olabileceklerin sıralamasında birinci sıraya koymuştum; Psikolojik durumu bozuk çok sayıda insanlarla yaşayacağız. Bu durum kabul edilebilir bir durum değildir.

Mümkün olduğu kadar özelime pek girmem ama konuyu daha somut anlatabilmek adına şunu söyleyebilirim: İki çocuğum evimden uzakta doktor ve hatta biri de Yoğun Bakım görevlisi. Benim de yaşım 63 ve kronik hastalıklarım var. Eşimin de bağışıklık konusunda sıkıntılı hastalığı var. Hatta bir de üniversite sınavına hazırlanan ve evde tutulması zor olan, bir oğlum var.

Bu gerçekler ortada iken korkmuyor muyum? Korkmuyorum dersem, biraz ayıp olmaz mı?

Peki, ne yapayım?

Ne yapıyorum?

Uyarıları yakından takip ediyor ve dikkate alıyorum. Mümkün olduğu kadar, çevreyle uzaktan iletişim kurmaya, konuşmaya çalışıyorum. 

Araştırma, çalışma, okumalarıma ve evde birlikte vakit geçirmeye hiçbir şey yokmuş gibi devam ediyorum.

Başka ne yapabilirim?

SON SÖZ: YAŞANAN HER SIKINTI, İNSANIN DİRENCİNİ ARTIRMALIDIR.