YİNE EKONOMİ VE TABİİ Kİ SAMSUN

07/02/2022 20:04 872

Zam konusunu yazmadan, konuşmadan olmuyor.

Ne tür gündem ile toplumu ve ülkeyi oyalamaya çalışılırsa çalışılsın, olmuyor, olmuyor. İş önünde sonunda ekonomiye ve zamlara geliyor.

Elektrik zamları akıl almaz şekilde insanımızı rahatsız etmiş ve çok kötü bir gelecek kaygısına düşürmüştür.

Bakın, bu elektrik faturalarının ülkede ciddi bir kesim tarafından ödenebilirliği yoktur. Kiralar içinden çıkılır gibi değil diye düşünülürken, elektrik zamları bazı yerlerde kiraları geçtiğini söyleyenlere rastlamaktayız.

Çok basit bir soru sormak istiyorum:

Bu zamlar neden?

20 Aralıkta doları tepetaklak ettik madem. O günden beri doları frenlemiş bulunuyoruz madem.

Bu zamlar gerçekten neden?

Bu zamların ekonomi ölçüleri ile anlatılır bir izahı var mıdır?

Günlük hayatımız öylesine bir ekonomik kıskaç altına girmiş bulunmaktadır ki, toplumun çok ciddi bir kesimi gelecek endişesi taşımaktadır. Yani, geçici bir durum ile karşı karşıya değiliz diye inanan çok ciddi bir kesim var.

Neden çok ciddi bir kesim diyorum da herkes demiyorum?

Çünkü, bu ekonomik ağır bunalım nedense bir takım çevrelere galiba vurmuyor.

Enerji Bakanı’nın dediği galiba doğru.

Eğer basın doğru haber veriyor ise, Enerji Bakanı; “bu enerji zamları nedeni ile olumlu dönüşler alıyoruz” diyor. Yani bir takım insanlar, Bakan’ı arayıp; “zamlardan çok memnunuz, çok iyi oldu” dedi galiba.

Bu ülkede yaşayan hiçbir kimsenin bu ağır ekonomik bunalımdan etkilenmemesi mümkün olabilir mi?

Faturalar ayırım yaparak mı geliyor? Alışveriş yaparken kişilerin konumlarına göre mi fiyatlar ayarlanıyor?

Böyle olmadığına göre bu ağır ekonomik bunalımdan hepimiz etkileniyoruz. Dolayısıyla yetkililer, toplumun bu ortak derdine; dünya görüşü, partisi, grubu vesaire bakmadan çare bulmalıdır ve insanımız da bu noktada ortak bir düşünce içerisinde olmalıdır.

Sonuç olarak hepimiz bu ülkede yaşıyoruz ve hepimizin geleceği de bu ülkededir.

Son cümleden olarak Samsun’da yaşanan konuya geçelim.

Evet, hepimiz bu ülkede yaşıyoruz ve hepimizin geleceği de bu ülkededir diyoruz ama, galiba bir takım kişiler de ya bu ülkede yaşamıyor ya da yaşamak istemiyor.

Neden böyle söylüyorum?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Mustafa Kemal ATATÜRK’ün heykelini indirmeyi düşünecek ve hatta bunu eyleme geçirecek bir kafanın bu ülkeye ait olmasını beklemek mümkün mü?

Bu soruyu düşünce anlamında söylemiyorum. Püsküllü gibiler var olduğu için indirmeyi düşünenlerin olableceğini sayıları az da olsa tahmin edebiliyorum. Ama, gece yarısı ip takarak ipi de bir araca takarak indirme eylemine girişenlerin olabileceği belki düşünülemezdi.

Bu akıl almaz olayı yapanların yakalandığı söylendiğine göre o kişiler gereken cezayı mutlaka alcaklardır diyelim.

Bir soru ile olayı değerlendirelim:

Neden ATATÜRK’ün heykelini indirmek bu ülkede birilerinin aklına gelebilir?

Daha açık bir soru sorayım:

ATATÜRK ile neden uğraşılır?

Bu büyük adamın, dünya tarihinin en büyük liderlerinden birinin, Türk tarihinin en büyüklerinden birinin, 20. Yüzyılın dünyadaki en büyük dahisinin heykelinin kendi kurduğu Devlette indirilmek istenmesinin psiko-sosyal, psikolojik, sosyolojik, tarihsel ne gibi bir nedeni olabilir?

Bu indirme olayını gerçekleştirmek isteyen kişiler, nerede ve kimler tarafından yetiştirilmiş olabilir?

O heykeli oradan indirmeyi başarsalar idi, bu ülkede ne gibi sonuçların doğabileceğini tasarlamışlardır?

Bu ihanet eylemine girişenler, o heykelin inmesi ile kendi ihanetlerine kimlerin uyabileceğini düşünmüşlerdir?

Yukarıda sorduğum bir soruyu tekrar sorayım:

ATATÜRK ile neden uğraşılır?

Türk Milleti’nin yok edilmek istendiği bir dünyada, yok etmek isteyenlere meydan okuyarak ve onları yenerek Türk Milleti adına Millî Devleti kurduğu için mi uğraşılıyor?

ATATÜRK’ü indirmeden Millî Devletin ortadan kaldırılamayacağı bilindiği için mi uğraşılıyor?

Gerek Avrupa Birliği’nin gerekse ABD’nin baskılarına rağmen Türk Milleti’nin kalbinde Mustafa Kemal ATATÜRK sevgisi azalmak değil giderek daha da artmış olması mı bir yerleri rahatsız ediyor?

Bu hainler, umarım sadece iki kişi ile kalırlar…

Ne olursa olsun, şu veciz ifadeden Türk Milleti vazgeçmeyecektir:

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!