YAZ GELİRKEN BELEDİYELERDEN BEKLENTİLER

26/03/2021 02:19 642

Son yıllarda bazı girişimciler, tarım alanlarını katletmenin yeni bir yolunu buldular. Girişimciler mandarin bahçelerini, sebze bahçelerini, tarlaları satın alıyor. Sonra gazetelere ilan vererek, hobi bahçesi yapmak isteyenleri, kurdukları işletme kooperatiflerine ortak yapma ayakları ile kocaman evler yapmalarına yol açıyorlar. Burada hobi bahçesi dedikleri evden kalan küçük alanlarda, maydanoz yetiştirmenin ötesine geçemiyor. Bunlar hobi bahçesi bile değil. Düpedüz tarım alanlarının katledilmesi. Bunlara karşı kamu bir şeyler yapıyor gibi, ancak yetersiz olduğu kanısındayım. Ana akım medya ve sosyal medyada reklamları hâlâ görüyoruz. Ancak bu yazıda sözü edeceğimin bunlarla ilgisi yok. Ama her iyi şey, kapitalist sistem tarafından kötüye kullanıldığı için, önce bu konudaki tepkimi dile getirmek zorunda kaldım.

Bir yılı aşkın covid-19 nedeniyle milyonlarca insan perişan oldu. Devletin onlara ciddi yardım yapması gerekiyordu, yapmadı, yapamadı…. Ancak, yardım yeterli bile olsaydı, devletin ve belediyelerin bu dönemde kent bahçelerini geliştirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Hâlâ geç kalınmış sayılmaz. Önümüzdeki yaz yüzbinlerce aileye bu olanaklar sağlanabilir. Kent bahçeleri sadece tuzu kuruların yaptığı düşünülen hobi bahçelerinden daha geniş bir kavram. Kentli halkın, kent içinde veya yakın çevresinde kendi iş güçlerini kullanarak tarımsal üretim yaptığı alanlara kent bahçesi diyebiliriz. Özellikle işsiz ve yoksullar hedef kitle olarak ele alınmalı.

Belediyelerin bu anlayıştan epeyce uzak olduklarını biliyoruz.

Bu işi iyi yapanlardan biri de Bursa Nilüfer Belediyesi.

Kriz anlarında kent bahçeleri tarih boyunca hep gündeme gelmiştir. Şimdi de Covit-19 krizinde birçok kişi tarımsal üretim yapmanın ne kadar önemli olduğunu gördü. Birçok kişi asıl işlerinin yanında tarımsal üretim de yapmak istiyor. Covit-19 öncesi ekonomik kriz de vardı. Şimdi işsizler inanılmaz arttı.

Kent bahçeleri ilk önce en erken sanayileşen İngiltere’de 1700-1800’ler arasında görüldü. İşçiler yoksullukla mücadele etmek için bahçeler yapmaya başladılar. Bu gelişim 1893’lerde ABD’de ekonomik kriz ve işsizliğe karşı patates bahçeleri adıyla boy gösterdi. 1. Dünya savaşında ABD’de özgürlük bahçeleri adı altında savaşın etkilerini hafifletmek için yayıldı. 1918’de 5 milyon bahçe kurulmuş idi. 1930 depresyonunda ise işsizler hem gıda üretmek hem de akıl sağlıklarını korumak amacıyla, kurtuluş bahçeleri adı altında bulabildikleri her yeri bahçe yaptılar. 2. Dünya savaşına geldiğimizde, zafer bahçeleri adı altında, askere daha çok gıda kalsın, taşıma araçları üzerindeki yük azalsın amaçları ile bahçeler yapıldı. 1944’de 20 milyon zafer bahçesinde ABD sebze üretiminin %44’ü üretiliyordu. Daha sonra bu bahçeler endüstriyel tarımın gelişmesi ile büyük ölçüde unutuldu, unutturuldu.

1960’ların sonu 1970’lerin başında topluluk bahçeleri tekrar geliştirilmeye başlandı. Bunlar bahçelerini bir kampüs şeklinde bir arada oluşturmakta idiler. ABD’de 1973’lerde petrol krizi nedeniyle enflasyon %11 olduğunda hareket ivme kazandı. Topluluk bahçeleri sadece taze, lezzetli sebze, meyve üretmek için değil, sosyal ilişkiler kurmak, dayanışmak gibi amaçlar için de yapılmaktadır. New York’ta yeşil gerillalar, Boston’da kent bahçecileri grupları kuruldu. Şu anda İngiltere’de 1000’den fazla topluluk bahçesi vardır.

Topluluk bahçeleri bir anlamda yerel üretim ve tüketim anlayışı etrafında sisteme bir direniş göstermektedirler. Var olan gıda sistemi çıkmaz yoldadır. Örneğin Kaliforniya’dan New York’a 5 kalorilik bir çileği uçakla getirmek için 435 kalorilik fosil yakıt harcanmaktadır. Küba kent bahçelerinde çok başarılı olmuştur. Havana kentinin gıda ihtiyacının bir kesimi kent bahçelerinden sağlanmaktadır. Küba’da Sovyetler Birliğinin çöküşü sonrası büyük bir tarım krizi ortaya çıktı. Küba şeker ihraç edemez ve tarımsal ilaçlar, kimyasal gübreler ve petrol ithal edemez hale geldi. Tarımsal üretim çok düştü. Açlık ortaya çıktı. Ayrıca kırsal kesimde üretilen gıdaları kente getirmek bile sorun oldu. Küba bu sorundan agro ekolojik tarımı ve kent bahçelerini geliştirerek kurtuldu. Havana’da ve diğer bazı kentlerde bahçeleri görmek mümkün. Buralarda daha çok taze sebze ve meyve üretiliyor. Taşıma sorunu olmaması da çok büyük bir avantaj oldu. Bir gün dünyada petrol bitme noktasına gelince metropol kentlerde kırdan kente gıda getirilmesi çok büyük bir problem olacak. İstanbul’a ve New York’a sebze ve meyve getirilemediğini düşünün. Bu nedenle dünyada bazı kentler şimdiden bu soruna karşı hazırlık yapmaktadırlar.

29 Mart Pazartesi günü devam edeceğiz…