YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR

07/08/2021 21:56 254

 

Nazım ustanın dizelerinden yüreğimize akan bu sözleri de söyleyemeyeceğiz artık.

Tek başlarına, özgürce yaşamlarını sürdüren ağaçlarımıza, ormanlarımıza da kıydılar, onların da özgürlüklerini, yaşam haklarını ellerinden aldılar.

Onlar kendileri özgürce yaşadıkları gibi, orman bölgesinde yaşayan tüm canlıların da nefes almasını, yaşamasını sağlıyorlardı.

Ama onlar, ciğerimizi yakar gibi ormanlarımızın, ormanda yaşayan canlıların yanıp kül olmasına seyirci kalanlar; insana olduğu kadar çevreye, doğaya, kuşa kurda, her şeye düşmanlar.

Ve insanlar artık ormanları yakanları bilmeseler de kimlerin söndürmediğini, söndürülmesine engel olduğunu çok net biliyorlar.

Artık sözü dolandırmanın bir anlamı yok.

Devleti yönetemeyenler, algı yönetiyorlar.

Tüm olanaklarını, devlet gücünü kullanarak insanları yalan haberlerle yanıltmaya çalışıyorlar.

Daha açıkçası yalan söylüyorlar.

O kadar gerçeklerden kopmuş ve o denli pervasız ve ne yaptığını bilmez hale gelmişler ki, kimi zaman halkın aklıyla alay ediyor, kimi zaman hakaret ediyor, daha olmadı kafalarına çay fırlatıyor, en çok da yalan söylüyorlar.

Bütün dünya bir iklim kriziyle boğuşuyor.

Tüm Akdeniz ülkeleri gibi ülkemizde bundan nasibini aldı.

Kurt bulanık havayı severmiş.

Bu durumdan vazife çıkarmak, daha doğrusu yeni rantlar devşirmek isteyenler de fırsattan istifade kendilerine yeni otel alanları açmanın derdine düştüler.

Kuşkusuz şu yangınlar söndürülsün, bu durumun daha açık ve acımasız hesaplaşması yapılacak.

Kimler Cumhuriyetin, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği kurumları, fabrikaları bir bir yok etmek için çabalıyor?

Atatürk Orman Çiftliğini tarumar edenler, İş Bankasını amacı dışında kullananlar, en fazla ihtiyaç duyduğumuz HıfsızsıhhaEnstitüsünü kapatanlar, tıpkı geçmişte Köy Enstitülerini kapatanlar gibi bu ülkeye ihanet etmişlerdir.

Aydınlanma devriminin önünü kesenler, bugün de tüm canlıların yaşam hakkını gasp ediyorlar.

Devletin anayasa gereği vatandaşı için zorunlu ve parasız vermesi gereken hizmetleri yapan bakanlıkları özel sektör mantığıyla yönetmeye kalkan zihniyet, ormanlarımız gibi ülkenin en önemli zenginlik kaynağının korunmasını da ihale yöntemiyle özel sektöre bırakıyor.

Üstelik de elinde kırk yıldır bu işi en iyi şekilde yapan, tüm dünyanın takdirini kazanmış ve daha iki yıl öncesine kadar gururumuz diye gösteriler yaptırdığınız Türk Hava Kurumu dururken.

Üstelik çok daha yüksek fiyatlarla yandaş firmalar daha çok kazansın diye önce kurumu işlevsiz hale getirdiler, sonra da yangın söndürme uçaklarını hapsettiler.

Zaten en iyi bildikleri iş de bu, beğenmediklerini içeriye atmak.

ORMANLARI KORUMAK BİR KAMU GÖREVİDİR.

Yalnızca yangınları söndürmek demiyorum. Öncesi keşif yaparak, önlemler alarak, gerekli yasal koşulları hazırlayarak ormanları korumadan söz ediyorum.

Nasıl terörle mücadeleyi ihaleyle özel bir güvenlik şirketine devredemezseniz, ormanları koruma da devletin asli işidir.

Kamu görevi yaparken kar-zarar hesabı yapılmaz.

Kaldı ki kamu hep zarar ediyor, aracılar, yandaşlar kazanıyor.

İşin teknik yanına girmek istemiyorum.

Konunun uzmanları zaten bağıra bağıra açıklıyorlar yapılan yanlışları.

Eskiden yangın kulelerimiz vardı, orman muhafaza memurları vardı.

Her afette olduğu gibi orman yangınlarında anında askeri birlikler devreye girerdi.

İtibarda tasarruf olmaz deyip, Cumhurbaşkanlığına 13 uçak alanlar, orman yangınları için üç uçağı çok gördüler.

En azından bu süreci doğru yönetemediklerini söyleyebilseler.

Aksine aşırı kibir ve pervasızlık bir devlet politikası haline gelmiş.

Kimse sorumluluğu üzerine almak istemiyor.

Bakanlar yangın bölgelerine geliyor ama belediye başkanlarıyla görüşmeden özel uçaklarına binip dönüyorlar.

Ama artık kara bitti, denize dayandık.

Bizim Karabağ pasaportumuz, Portekiz, İspanya ya da Yunanistan için altın vizemiz yok.

Bizim bu ülkeden gayrı gidecek yerimiz yok

Kahramanca orman yangınlarında mücadele eden insanların yüzündeki kara, aslında ülkeyi yönetenlerin, daha doğrusu yönetemeyenlerin bir yüz karası olarak tarihe geçecektir.